Batman’ın varlıklı iş insanlarına bir çağrı da buradan yapalım: Yardım etmek için illa kazançlı bir işin mi gelmesi gerekiyor?
Geçtiğimiz günlerde turizmci Yılmaz Alatürk, grafik tasarım bölümünü kazanan bir öğrencinin eğitimine devam edebilmesi için ihtiyaç duyduğu bilgisayarı alabilmek amacıyla bir yardım kampanyası başlattı. Çağrısının daha inandırıcı olması ve insanların tereddüt yaşamaması için kendi telefon numarasını da paylaşımına ekledi.
Paylaşımı görünce kendisini aradım. “Yılmaz Bey, hesabınız çalınmış olabilir mi?” diye sordum. Aldığım cevap netti: “Hayır, hesabım çalınmadı. Bu paylaşımı bizzat ben yaptım.”
Ben de karınca kararınca, paylaştığı IBAN numarasına bir miktar para gönderdim.
Aradan yaklaşık bir hafta geçti. Babamın rahatsızlığı nedeniyle hastanede bulunduğum sırada Yılmaz Alatürk ziyaretime geldi. Sohbet esnasında konu yeniden yardım kampanyasına geldi. Kendisine kampanyanın nedenini ve kim için başlatıldığını sordum. Anlattıkları, üzerinde düşünülmesi gereken bir tablonun ortaya çıkmasına neden oldu.
LÜKS ARAÇLAR VAR, BİR ÖĞRENCİYE BİLGİSAYAR YOK!
Yılmaz Bey, grafik tasarım bölümünü kazanan yakın bir akrabasının eğitimine devam edebilmesi için özel niteliklere sahip bir bilgisayar gerektiğini anlattı.
“Normal bir bilgisayar olsaydı kimseye söylemeden alır, kendisine hediye ederdim. Ancak okulun istediği bilgisayar sıradan bir bilgisayar değil. Ben de dostlarımı düşündüm. Aramızda kısa sürede para toplar, bu bilgisayarı alırız diye düşündüm” dedi.
İlk olarak Batman’ın tanınmış, varlıklı iş insanlarına yöneldiğini ve yardım çağrısını doğrudan kendilerine ilettiğini söyledi. Ancak ne yazık ki bu isimlerden kampanya hesabına beş kuruş bile gelmemişti.
Asıl dikkat çekici olan ise bundan sonra yaşananlardı.
Yılmaz Bey’in ifadesine göre kendisini şaşırtan, hatta duygulandıran yardımlar hiç beklemediği insanlardan geldi. Birçoğunun telefon numarası bile kendisinde yoktu. Bazıları Batman dışında yaşıyordu. Buna rağmen çağrıyı duyunca sessiz kalmamış, gönüllerinden kopan miktarları hesaba göndererek selamlarını da iletmişlerdi.
Kimisi harçlığından, kimisi belki de kendi sofrasından kısarak katkıda bulunmuştu.
İşte insanın yüreğine dokunan da tam olarak buydu. Yardımın miktarından çok, hangi duyguyla yapıldığıydı önemli olan.
Yılmaz Bey, bilgisayarın ücretinin büyük bölümünün toplandığını, kalan kısmını da kendisinin tamamlayacağını söyledi. Yani bir öğrencinin eğitimine devam edebilmesi için gereken bilgisayar alınacaktı.
Peki, mesele çözüme kavuşuyorsa bu kadar sitem neden?
Çünkü mesele yalnızca bir bilgisayar değildi. Mesele, toplumun imkân sahibi kesimlerinin ihtiyaç sahiplerine ne kadar duyarlı olduğuydu.
YARDIM DERNEKLERİNE DE SİTEMİ VAR
Yılmaz Alatürk, Batman’da faaliyet gösteren bazı yardım dernekleriyle de görüştüğünü ancak beklediği desteği bulamadığını dile getirdi. Birkaç dernekle birebir görüşmesine rağmen kampanyaya katkı sunulmadığını belirterek üzüntüsünü ve kırgınlığını ifade etti.
Elbette her yardım çağrısına herkesin katkıda bulunması mümkün olmayabilir. Derneklerin de kendi çalışma yöntemleri, bütçeleri ve yardım öncelikleri vardır. Ancak ortada eğitim hayatını sürdürebilmek için bilgisayara ihtiyaç duyan bir öğrenci varsa, en azından bu çağrının değerlendirilmesi ve mümkünse yol gösterilmesi bile kıymetlidir.
Yılmaz Bey’in siteminin temelinde de sanırım bu beklenti yatıyor.
MİLYONLUK ARAÇLARIN SAHİPLERİ NEREDE?
Batman’da varlıklı iş insanlarımız, büyük işletmelerimiz, ticaret erbabımız var. Milyonluk araçlara binen, lüks konutlarda yaşayan, şehrin ekonomisine yön veren isimlerimiz bulunuyor.
Söz konusu memleket meseleleri olduğunda, toplumsal dayanışmadan bahsedildiğinde birçok kişinin ne kadar iddialı cümleler kurduğuna da şahit oluyoruz.
Peki, bir öğrencinin eğitimine devam edebilmesi için gereken bilgisayar söz konusu olduğunda neden aynı duyarlılığı göremiyoruz?
İnsan ister istemez düşünüyor: Bir işletmenin, bir iş insanının ya da imkânı olan bir hayırseverin bütçesinde belki çok büyük bir yer tutmayacak olan bu ihtiyaç, neden karşılıksız kalıyor?
Elbette kimsenin cebindeki parayı saymak, kimsenin mal varlığı üzerinden hüküm vermek doğru değil. Herkesin kendi ekonomik koşulları ve sorumlulukları var. Ayrıca bir kampanyaya katkıda bulunmayan herkesin nedenini de bilemeyiz.
Ancak toplumsal dayanışmayı savunuyorsak, bu soruyu sormaktan da kaçınmamalıyız.
Maşallah, çok bonkörsünüz! Ama bonkörlük yalnızca kazancınızın arttığı günlerde mi hatırlanacak?
BATMAN HALKI YARDIMSEVERLİĞİYLE BİLİNİR
Batman’da ihtiyaç sahiplerine destek olmak amacıyla ciddi miktarlarda bağışların toplandığını biliyoruz. Şehrimizde hayırsever insanların, yardım kuruluşlarının ve gönüllülerin önemli çalışmaları var. Bu nedenle söz konusu kampanyanın beklenen karşılığı bulmaması bana da oldukça ilginç geldi.
Acaba eksik olan neydi?
Kampanyanın yeterince duyulmaması mı? Yardım çağrısının bazı insanlara inandırıcı gelmemesi mi? Yoksa yardım etmek isteyenlerin, desteğin doğru yere ulaşıp ulaşmayacağı konusunda tereddüt yaşaması mı?
Bunların hangisinin etkili olduğunu kesin olarak bilemiyoruz. Ancak Batman halkının yardım çağrılarına bütünüyle duyarsız olduğunu söylemek de haksızlık olur. Çünkü bu şehirde zor durumda olan birinin elinden tutan, adını bile duyurmak istemeyen nice insan var.
Belki de burada asıl ihtiyaç, yardım kampanyalarında güvenin güçlendirilmesi, ihtiyacın açıkça ortaya konulması ve toplanan bağışların nasıl kullanılacağının şeffaf biçimde paylaşılmasıdır.
Güven varsa dayanışma büyür. Dayanışma büyüdükçe de ihtiyaç sahiplerinin yükü hafifler.
YILMAZ BEY, SİTEMİNİZİ ANLIYORUM!
Yılmaz Bey, kırgınlığınızı anlıyorum. Bir iyilik yapmak için yola çıkmışsınız. Dostlarınıza güvenmiş, imkânı olanların bu çağrıya destek vereceğini düşünmüşsünüz. Ancak beklediğiniz karşılığı bulamamışsınız.
Buna rağmen güzel bir şey olmuş: Hiç beklemediğiniz insanlardan destek gelmiş. Belki çok zengin değillerdi ama gönülleri zengindi. Belki büyük bağışlar yapmadılar ama bir öğrencinin geleceğine katkıda bulunmak için ellerinden geleni yaptılar.
İşte asıl zenginlik de burada değil mi?
Yardım işleri gönül işidir. Kimseyi zorla yardım ettiremezsiniz. Kimsenin kapısına dayanıp para isteyemezsiniz. İnsanların vicdanına seslenirsiniz; karşılık bulursanız sevinir, bulamazsanız üzülürsünüz.
Siz de bilgisayarın kalan ücretini tamamlayacağınızı ve o öğrencinin ihtiyacını karşılayacağınızı söylüyorsunuz. Umarım en kısa zamanda bilgisayar alınır ve öğrenci eğitimine gönül rahatlığıyla devam eder.
Fakat bu olaydan çıkarılması gereken bir ders var: Yardımseverlik, yalnızca büyük sözler söylemek değildir. Bazen bir öğrencinin eğitimini sürdürebilmesi için gereken bilgisayarı almaktır. Bazen bir ailenin sofrasına katkıda bulunmaktır. Bazen de kimsenin haberi olmadan bir ihtiyacı gidermektir.
İnsanların gerçek zenginliği, sahip oldukları mallarla değil, imkânlarını başkalarının hayatını kolaylaştırmak için ne ölçüde kullanabildikleriyle de ölçülür.
Batman’ın varlıklı insanlarına bir kez daha sesleniyorum: Her yardım çağrısına cevap vermek zorunda değilsiniz. Ancak imkânınız varsa ve karşınızda eğitimine devam etmek isteyen bir genç duruyorsa, bir kez daha düşünün.
Çünkü bugün bir öğrencinin bilgisayara ihtiyacı var. Yarın başka bir öğrencinin, başka bir ailenin ya da başka bir ihtiyaç sahibinin desteğe ihtiyacı olacak.
Yardımlaşmak güzeldir. İyilik yapmak, hayırların en güzelidir. Yeter ki iyiliği sözde bırakmayalım.
Hoşça kalın…
GÜNDEM
EKONOMİ
YEREL
GÜNCEL
SAĞLIK
ASAYİŞ
EĞİTİM
SPOR
SİYASET
İLÇELER
YAŞAM
VİDEO
MAŞALLAH, ÇOK BONKÖRSÜNÜZ!
Aytekin Alptekin
Yorumlar