Uzaklaştırmakla değil, elinden tutmakla kurtulabiliriz!
Bazen bir sorundan şikâyet ederken asıl meseleyi gözden kaçırıyoruz. Sorunun görünen yüzüne odaklanıyor, asıl nedenini sorgulamayı ise ihmal ediyoruz. Belki de yüzleşmekten çekiniyoruz, belki utanıyoruz, belki de artık alıştığımız için görmezden geliyoruz. Hangisi olduğu ayrı bir tartışma konusu…
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada dolaşırken bir arkadaşımın paylaşımına rastladım. Esentepe Piknik Alanı’nda madde bağımlılarının bulunduğunu belirterek polisin bölgede devriye gezmesi gerektiğini yazmıştı.
Elbette vatandaşın huzur ve güvenlik talebi haklıdır. Kamuya açık alanlarda güvenliğin sağlanması, ailelerin çocuklarıyla birlikte parklarda huzur içinde vakit geçirebilmesi son derece önemlidir. Emniyet güçlerimizin de bu tür ihbarları değerlendirerek gerekli tedbirleri alması beklenir.
Ancak burada sormamız gereken daha önemli bir soru var:
Peki, bu madde bağımlısı gençler kimin genci?
MESELE SADECE BİR PARK MESELESİ DEĞİL!
Bugün Esentepe Piknik Alanı’nda karşımıza çıkan sorun, yarın başka bir parkta, bir sokakta veya bir mahallede karşımıza çıkabilir. Çünkü mesele yalnızca bir parkın güvenliği değildir. Mesele, toplum olarak karşı karşıya olduğumuz ve görmezden gelemeyeceğimiz bir gerçektir.
Bu gençler Batman’ın gençleriyse Batman’ı ilgilendiriyor. Başka şehirlerden gelmiş olsalar bile bu durum, sorumluluğumuzu ortadan kaldırmıyor. Çünkü uyuşturucu ve madde bağımlılığı, yalnızca bir şehrin ya da bir ailenin sorunu değil, bütün toplumu ilgilendiren bir mesele.
Bir gencin bağımlılığın pençesine düşmesi, yalnızca kendisini etkilemiyor. Ailesini, arkadaşlarını, çevresini ve geleceğini de etkiliyor. Bazı durumlarda kişi kriz yaşadığında kendisine veya çevresindekilere zarar verme riski taşıyabiliyor. Bu nedenle hem kamu güvenliğini korumak hem de bağımlılıkla mücadele etmek zorundayız.
Peki, bu gençler bu noktaya gelene kadar nerede eksik kaldık? Aile olarak, toplum olarak ve kurumlar olarak hangi fırsatları kaçırdık? Daha da önemlisi, bundan sonra ne yapacağız?
Bu soruları sormadan yalnızca şikâyet ederek sorunu çözebilir miyiz?
POLİS GÖREVİNİ YAPSIN, TOPLUM DA SORUMLULUĞUNU ALSIN
Elbette emniyet güçlerimiz görevini yapmalı. Kamuya açık alanlarda güvenliği sağlamalı, suç teşkil eden durumlara müdahale etmeli ve vatandaşların huzurunu korumalıdır. Ancak bağımlılıkla mücadeleyi yalnızca polisin omuzlarına yüklemek, sorunun bütününü görmemek demektir.
Çünkü polis bir parkta devriye gezerek güvenliği sağlayabilir. Fakat bağımlılığın nedenlerini tek başına ortadan kaldıramaz. Bunun için ailelerin, eğitim kurumlarının, sağlık kuruluşlarının, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve devletin ilgili birimlerinin birlikte hareket etmesi gerekir.
Bağımlılıkla mücadele yalnızca yakalamakla, uzaklaştırmakla veya cezalandırmakla sınırlı kalmamalıdır. Önleyici çalışmalar, psikolojik ve sosyal destek, tedaviye erişim ve topluma yeniden kazandırma çabaları da bu mücadelenin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.
Bir genci bulunduğu yerden uzaklaştırmak kolaydır. Asıl mesele, onu bağımlılıktan uzaklaştırabilmektir.
KORKMADAN, UTANMADAN GERÇEKLERİMİZLE YÜZLEŞELİM
Madde bağımlılığı konusunda toplum olarak bazen öyle bir noktaya geliyoruz ki bu sorunu konuşmaktan bile kaçınıyoruz. Aileler, çevrelerinin ne diyeceğinden çekinerek yaşadıkları sıkıntıları gizleyebiliyor. Gençler yardım istemekte zorlanabiliyor. Sorun görünür hâle geldiğinde ise çoğu zaman ilk tepkimiz, onu gözümüzün önünden uzaklaştırmak oluyor.
Oysa bağımlılık bir utanç meselesi değil, çözüm gerektiren ciddi bir toplumsal sorundur.
Bu gerçeği saklamakla ortadan kaldıramayız. Bir mahalledeki sorunu başka bir mahalleye taşımakla da çözemeyiz. Bugün bir parkın kapısından uzaklaştırılan sorun, yarın başka bir sokakta yeniden karşımıza çıkabilir.
Elbette bu yaklaşım, kamu güvenliğini ikinci plana atmak anlamına gelmiyor. Tam tersine, güvenliği sağlarken bağımlılıkla mücadeleyi de aynı kararlılıkla yürütmek anlamına geliyor.
Bağımlılıkla mücadelede ilanıharp başlatacaksak bunu gençlere karşı değil, gençleri bağımlılığa sürükleyen nedenlere karşı başlatmalıyız.
KAPI ÖNÜNÜ TEMİZLEMEK YETMEZ!
Bir örnekle anlatmak istiyorum.
Kapımızın önünde biriken çöpleri temizlediğimizi düşünelim. Eğer o çöplerin neden biriktiğini araştırmaz, çevreyi temiz tutmak için gerekli önlemleri almazsak aynı kirlilik bir süre sonra yeniden karşımıza çıkar.
Madde bağımlılığı konusunda da benzer bir durumla karşı karşıyayız. Sorunu yalnızca gözümüzün önünden uzaklaştırmak, geçici bir rahatlama sağlayabilir. Ancak asıl nedenlerle ilgilenmediğimiz sürece kalıcı bir çözüm elde edemeyiz.
Biz aynı vatan toprağı üzerinde yaşayan bir toplumuz. Birbirimize karşı sorumluluklarımız var. Bir gencin geleceğini kurtarmak yalnızca ailesinin değil, hepimizin ortak meselesidir.
Devletin imkânları, kurumların çalışmaları ve toplumun desteği bir araya gelmeden bu sorunun üstesinden gelmek kolay olmayacaktır.
BU GENÇLERİ KAYBETMEK ZORUNDA DEĞİLİZ!
Bir an için kendimizi o gençlerin ailesinin yerine koyalım. Bir anne, bir baba, evladının bağımlılıkla mücadele ettiğini öğrendiğinde neler hisseder? Kaç gece uykusuz kalır? Kaç kapıyı çalar? Kaç kez bir umutla yeniden ayağa kalkar?
Ateş düştüğü yeri yakar, derler. Doğrudur. Ancak o ateşin başka evlere düşmesini önlemek de mümkündür. Bunun için sorunu yaşayan aileleri yalnız bırakmamak, gençleri damgalamamak ve yardım arayan insanlara kapıları kapatmamak gerekir.
Her bağımlı aynı değildir. Her birinin hikâyesi, yaşadığı sorunlar ve ihtiyaç duyduğu destek farklı olabilir. Bu nedenle mücadele, kişileri tek bir kalıba sokmadan; güvenliği, insan onurunu, tedaviyi ve topluma yeniden kazandırmayı birlikte gözetmelidir.
Kimseyi suçun veya tehlikenin üzerini örtmek için savunmuyoruz. Tam tersine, hem vatandaşlarımızın güvenliğini korumak hem de gençlerimizi bu bataklıktan kurtarmak istiyoruz.
Çünkü bir genci kazanmak, yalnızca bir insanı değil, onunla birlikte bir ailenin umudunu da kurtarmak demektir.
ŞİMDİ ASIL SORUYU YENİDEN SORALIM
Esentepe Piknik Alanı’nda madde bağımlılarının bulunduğuna ilişkin bir şikâyetle karşılaştığımızda yalnızca “Polis neden burada devriye gezmiyor?” diye sormayalım.
Şunu da soralım:
Bu gençler kim? Nasıl bu noktaya geldiler? Yardım alabiliyorlar mı? Tedaviye erişimleri var mı? Aileleri destekleniyor mu? Kurumlar arasında yeterli iş birliği yapılıyor mu? Yeni gençlerin bağımlılığa sürüklenmesini önlemek için neler yapıyoruz?
İşte bu sorulara samimiyetle cevap aradığımız zaman gerçek mücadeleyi başlatmış olacağız.
Unutmayalım: Bu gençler birilerinin evladı, birilerinin kardeşi, birilerinin umududur. Belki de yarın yeniden hayata tutunabilecek bir insanın hikâyesidir.
Gelin, korkmadan, utanmadan ve birbirimizi suçlamadan bu gerçekle yüzleşelim. Gençlerimizi bağımlılığın pençesinden kurtarmak için devlet, millet, aile ve toplum olarak el ele verelim.
Onları yalnızca gözümüzün önünden uzaklaştırmayalım; ellerinden tutalım, destek olalım ve yeniden hayata kazandırmak için mücadele edelim.
Çünkü mesele yalnızca Esentepe Parkı değil, mesele hepimizin geleceğidir.
Hoşça kalın…
SİYASET
İLÇELER
GÜNCEL
YAŞAM
ASAYİŞ
GÜNDEM
YEREL
SAĞLIK
VİDEO
PETROLSPOR
EĞİTİM
TARIM
BU MADDE BAĞIMLISI KİMİN GENCİ?
Aytekin Alptekin
Yorumlar