Batman’da kiminle konuşsam, hangi esnafın kapısını çalsam aynı cümleyi duyuyorum:
“Kazanmıyoruz.”
Peki sayın esnafım, gerçekten neyi kazanmıyorsunuz?
Para mı kazanamıyorsunuz, müşteri mi kazanamıyorsunuz?
Çünkü gerçek anlamda para kazanamayan bir esnafın uzun süre aynı şekilde kepenk açık tutması da mümkün değil.
Şehir içi minibüsçüsü gerçekten kazanamıyorsa kontağı kapatır. Şehirlerarası otobüsçü zarar ediyorsa aracını perona çeker. Kamyoncu para kazanamıyorsa kamyonunu garaja bırakır.
Ama hem “kazanmıyoruz” deyip hem de işimize gücümüze devam ediyorsak, burada bir çelişki var demektir.
“KAZANMIYORUZ” DİYENLER NASIL AYAKTA KALIYOR?
Eğer gerçekten kazanılmıyorsa; dükkân kirası, çalışan maaşı, sigorta, stopaj, elektrik, su, vergi ve diğer giderler nasıl karşılanıyor?
Dededen kalan tarlalar, arsalar ve mülkler satılarak mı?
Bu da uzun süre sürdürülebilecek bir yöntem değil. Çünkü taşıma suyla değirmen dönmez, hazıra dağ dayanmaz.
Evet, esnafın giderleri yüksek.
Kiralar yüksek. Sigorta var. Stopaj var. Çalışan maliyeti var. Elektrik, su, vergi ve diğer giderler var.
Bunların hepsini kabul ediyorum.
Ama benim itirazım başka bir noktaya…
ALIŞ FİYATININ ÜZERİNE NE KADAR KONULUYOR?
İddia ediyorum; birçok üründe alış fiyatının üzerine yüzde 100’e varan, hatta bunu aşan kârlar konuluyor.
Sonra da vatandaş dükkâna geldiğinde:
“Abi biz de kazanamıyoruz.”
Üzgünüm ama artık bu söz bana inandırıcı gelmiyor.
Çünkü ortada garip bir tablo var.
Esnaf esnaf değil, tüccar tüccar değil, tüketici de tüketici değil.
Herkes kendisine bir gerekçe, bir kılıf bulmuş durumda.
KİRA YÜKSEK AMA...
“Kiralar çok yüksek.”
Evet, yüksek.
Ama şehrin en işlek ve en değerli noktasında bedavaya dükkân tutacak haliniz de yok.
İşlek yerde iş yapmanın bir bedeli var.
Vatandaş da bu durumun farkında.
Tüketicinin de esnaftan pek geri kalır yanı yok.
Her fırsatta “Pahalılık almış başını gidiyor” diye şikâyet ediyoruz.
Ama alışverişten de vazgeçmiyoruz.
Pahalı diyoruz, yine alıyoruz.
“Bu ürün çok pahalı” diyoruz, ertesi gün gidip yine aynı ürünü satın alıyoruz.
EKONOMİ FIRSATÇILARA GÜN DOĞURDU
Maalesef yüksek enflasyon ve sürekli değişen fiyatlar, fırsatçılık yapmak isteyenlerin de önünü açtı.
Yakıt zamlanıyor, etiketler hemen değişiyor.
Döviz yükseliyor, etiketler değişiyor.
Bir ürünün fiyatı tarlada 2 lirayken tüketiciye 70 liraya ulaşıyorsa burada ciddi bir sorun var.
Patates tarladan çıkıyor, tüketicinin sofrasına gelene kadar defalarca el değiştiriyor.
Peki bu zincirin sonunda herkes memnunsa mesele ne?
Alan memnun, satan memnun, kullanan memnun, tüketen memnun!
O zaman bu fiyatlar neden sürekli yükseliyor?
“KAZANMIYORUZ” SÖZÜYLE VATANDAŞIN DUYGULARIYLA OYNAMAYIN
Batman’daki esnaf kardeşlerime açıkça sesleniyorum:
Lütfen fabrika ayarlarımızla oynamayın.
Gerçekten zor durumda olan, ayakta kalmak için mücadele eden esnafın başımızın üstünde yeri var.
Ama işi iyi gidip de sürekli “kazanamıyoruz” diyerek vatandaşın duygularına seslenenlere de bir çift sözümüz var:
Kazanıyorsanız “kazanıyoruz” deyin.
Allah daha çok versin.
Daha fazla kazanın.
İşinizi büyütün.
Ev alın, araba alın, çocuklarınızı okutun, tatile gidin, yatırım yapın.
Bunda hiçbir sorun yok.
Sorun, bütün bunları yapıp sonra vatandaşın karşısına geçerek:
“Biz kazanamıyoruz.”
demekte.
HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ
Son dört yılda ekonomik şartların değiştiği, birçok insanın sermayesinin ve mal varlığının arttığı ya da azaldığı bir gerçek.
Ancak herkesin aynı şartlarda yaşamadığını da unutmamak gerekiyor.
Bugün bir tarafta ay sonunu getirmekte zorlanan vatandaş, diğer tarafta yüksek cirolarla çalışan işletmeler var.
Bu nedenle artık birbirimizi kandırmak yerine gerçekle yüzleşmemiz gerekiyor.
Esnaf da dürüst olacak.
Tüketici de dürüst olacak.
Tüccar da dürüst olacak.
Çünkü ticaretin temelinde güven vardır.
Güven kaybolursa sadece vatandaş değil, esnaf da kaybeder.
SON SÖZÜM ESNAFA
Sayın esnafım…
“Kazanamıyoruz” demeyin.
Gerçekten kazanmıyorsanız, oturup hep birlikte neden kazanamadığınızı konuşalım.
Maliyetleri konuşalım.
Kiraları konuşalım.
Vergiyi, sigortayı, çalışan maliyetlerini konuşalım.
Ama gerçekten kazanıyorsanız da Allah bereket versin deyin.
Daha çok kazanın ama bari yalan konuşmayın.
Çünkü vatandaş artık fiyatı da görüyor, hayatı da görüyor, kimin ne kadar kazandığını da az çok biliyor.
Unutmayalım:
Ticarette en değerli sermaye paradır ama ondan da değerlisi güvendir.
Güveni kaybettiğimiz zaman ne esnaf kazanır ne vatandaş.
Hoşçakalın.