Andre Rieu…

Dünyaca ünlü bir senfoni orkestrası şefi, kurucusu ve yöneticisi. Müziği sadece çalan değil, adeta sahnede yeniden yaşatan bir isim.

André Rieu’nun binlerce kişilik konserlerini televizyonda ya da YouTube’da hiç izlediniz mi bilmiyorum. Ben izledim. İyi ki de izlemişim.

Çünkü Rieu’nun yaptığı şey sadece müzik değil.

Müziği, sahneyi, kostümleri, görselleri, şovları ve esprileri öyle güzel harmanlıyor ki insan kendisini adeta heyecanlı bir filmin içerisinde hissediyor.

Bir parça bitiyor, insanın aklında hemen şu soru beliriyor:

“Acaba şimdi hangi müzik gelecek?”

İşte sizi ekrana bağlayan da biraz bu merak…

MÜZİKLE BAŞKA BİR DÜNYAYA

Mozart’tan başlayıp dünyanın yetiştirdiği büyük bestecilerin eserlerini muhteşem bir yorumla dinleyiciye sunan André Rieu’yu izlerken etkilenmemek gerçekten mümkün değil.

Ama bana göre senfoni müziğinin asıl büyüsü başka bir yerde.

Arabesk, halk müziği ya da sanat müziği dinlerken çoğu zaman belirli duyguların içine çekilirsiniz.

Senfoni ise sanki sizi serbest bırakıyor.

Özgür bırakıyor…

Sizi doğaya götürüyor.

Ormanlara, denizlere, ırmaklara, dağlara…

Bazen kendinizi doğada özgürce dolaşan bir kelebek gibi hissediyorsunuz. Bazen o kelebeği uçuran hafif bir rüzgâr oluyorsunuz. Bazen de gecenin sessizliğinde denizin üzerindeki yakamozu seyreden bir insan…

Ve bir süre sonra fark ediyorsunuz ki içinizdeki yükler hafiflemiş.

Ne para aklınızda…

Ne siyaset…

Ne aşk…

Ne de günlük hayatın başka dertleri.

Sadece müzik var.

Ve müziğin size verdiği o tarifsiz huzur…

Belki de buna “hiçlik” demek gerekiyor.

MÜZİK RUHA DOKUNUYOR

Müzik gerçekten iyi yapıldığında insanın ruhuna dokunuyor.

İnsanı mutlu ediyor.

Yalnızlığını bir süreliğine unutturuyor.

Geçmişten bugüne müziğin insanlar üzerindeki sakinleştirici etkisi de biliniyor. Tarihin farklı dönemlerinde müziğin hastaların sakinleşmesine ve kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olduğu anlatılıyor.

Demek ki müzik yalnızca kulağa hitap etmiyor.

Bazen doğrudan ruha dokunuyor.

BATMAN SENFONİYLE DAHA ÇOK BULUŞMALI

Buradan Sayın Valimize küçük bir çağrıda bulunmak istiyorum.

Batmanlıları senfoni orkestralarıyla daha sık buluştursak ne kaybederiz?

Tam tersine çok şey kazanırız.

Büyük orkestraların, büyük bestecilerin eserlerini Batmanlılarla buluşturmak, özellikle gençlerimizin farklı müzik türlerini tanıması açısından da çok değerli olacaktır.

Yakın dönemde Batman’a bir orkestra geldiğini hatırlıyorum. Ancak ben şehir dışında olduğum için gidip dinlemek nasip olmadı.

Ama Sayın Valimizden ricam şu:

Senfoni orkestralarını Batman’da daha sık misafir edelim.

Hatta güçlü tenor ve soprano sanatçıları da bu organizasyonlara dahil edilirse ortaya çıkacak müzik şöleninin Batmanlıları mest edeceğine inanıyorum.

Çünkü Batman’ın sadece asfalt, bina, yol ve yatırımlara değil; ruha dokunan etkinliklere de ihtiyacı var.

İnsan bazen bir konserle de değişebilir.

Bazen bir keman sesiyle düşüncelerinden uzaklaşabilir.

Bazen bir piyano notasıyla yıllardır taşıdığı bir yükü hafifletebilir.

ANDRÉ RIEU’YU BİR DE SİZ DİNLEYİN

André Rieu’yu YouTube’dan açıp bir kez dinlemenizi tavsiye ediyorum.

Ama sakın birkaç dakika sonra kapatmayın.

Biraz sabredin.

Müziğin akışını, orkestranın uyumunu, sahnedeki görselliği, sanatçıların enerjisini ve seyirciyle kurulan bağı izleyin.

Ne demek istediğimi o zaman daha iyi anlayacaksınız.

Çünkü bazı müzikler sadece dinlenmez…

Bazı müzikler insanı kendisinden alır, başka bir yere götürür.

André Rieu’nun müziği de bana göre tam olarak bunu yapıyor.

Belki de hepimizin zaman zaman ihtiyacı olan şey budur:

Biraz müzik…

Biraz huzur…

Biraz özgürlük…

Ve günlük hayatın gürültüsünden birkaç saatliğine uzaklaşabilmek.

Hoşça kalın…