Hani bir atasözümüz var ya: “Kaçan balık büyük olur.”
Peki, hiç düşündünüz mü? Saksıyı çalıştırmadığımızın farkına ne zaman vardık?
İnsanoğlu zaman içerisinde öyle pişmanlıklar yaşar ki, içindeki “keşke”ler bazen insanı kendi kendine sorgulatır. Kimi zaman bu pişmanlıklar ailevi konulardır, kimi zaman ticari kararlar, kimi zaman da tamamen şahsi tercihler…
Birçok kadın ve erkek, hayatının belli bir döneminde aynı cümleyi kurar:
“Şimdiki aklım olsaydı…”
Ama ne yazık ki o “şimdiki akıl”, çoğu zaman geçmişte elimizde değildi. Ya da vardı da doğru zamanda, doğru şekilde kullanamadık.
ZAMAN MI HIZLI, BİZ Mİ YAVAŞ KALDIK?
Aslında hayatın en büyük gerçeği burada gizli.
Zaman çok hızlı akıyor. Teknoloji ise zamandan bile hızlı ilerliyor.
Dün çöp olarak gördüğümüz, hiçbir değer taşımadığını düşündüğümüz bir arsa, bir dükkân veya bir ticari bölge bugün paha biçilemez hale gelebiliyor.
Dün kimsenin yüzüne bakmadığı bir teknoloji, bugün milyonlarca insanın hayatının merkezine oturabiliyor.
İşte tam da bu nedenle geleceği okuyabilmek çok önemli.
Bazı insanlar geleceği görür, risk alır, plan yapar ve yıllar sonra bunun karşılığını alır. Bazılarımız ise önümüzdeki fırsatları görmezden gelir. Yıllar sonra da dönüp geçmişe bakarak:
“Keşke…”
deriz.
AİLEDE DE, TİCARETTE DE “KEŞKE”LER VAR
Bu durum yalnızca ticarette ya da teknolojide geçerli değil.
Aile hayatında da insanın karşısına aynı sorular çıkar.
“Keşke bu kadar erken evlenmeseydim…”
“Keşke daha fazla eğitim alsaydım…”
“Keşke şu kararı vermeseydim…”
“Keşke çocuklarımla daha fazla vakit geçirseydim…”
Bunların hepsi hayatın farklı dönemlerinde insanın zihninden geçebilen düşünceler.
Ancak burada önemli olan, geçmişi değiştiremeyeceğimizi kabul edebilmektir.
Kürtçe çok anlamlı bir deyiş vardır:
“Aklım başıma gelene kadar saçım başımdan gitti.”
Yani insan bazen hayatın gerçeklerini anladığında, zamanı çoktan geride bırakmıştır.
GEÇMİŞE TAKILMAK YERİNE TECRÜBEYİ KULLANMAK
Belli bir yaşa geldiğimizde çoğumuz, zamanında değerlendiremediğimiz fırsatları daha net görmeye başlarız.
Fakat burada iki farklı insan tipi ortaya çıkar.
Biri geçmişte yaptığı hatalara takılır, kendisini suçlar ve “keşke”lerin içerisinde yaşamaya devam eder.
Diğeri ise geçmişte yaşadıklarından ders çıkarır ve bu tecrübeyi kendisinden sonra gelen nesillere aktarır.
Bence doğru olan ikincisidir.
Çünkü geçmişi değiştirme şansımız yok.
Ama geçmişten öğrendiklerimizle geleceğe yön verme şansımız var.
“KEŞKE ŞİMDİ GENÇ OLSAYDIM” DEMEYİN
Benim yaşlarımda olan birçok insanın zaman zaman şöyle düşündüğünü biliyorum:
“Keşke bu teknolojiyle, bu imkânlarla şimdi genç olsaydım. Neler yapmazdım ki…”
Peki gerçekten farklı olur muydu?
Belki…
Ama aynı cümleyi yıllar önce bizim babalarımız da söyledi. Dedelerimiz de…
Onlar da kendi dönemlerine bakıp, bizden önceki dönemlerde yaşayanlara imrenmiş olabilirler.
Demek ki mesele yalnızca teknoloji değil.
Mesele, elimizdeki zamanı ve imkânları nasıl kullandığımız.
ZAMANIN HIZINA KİMSE YETİŞEMEZ
Gerçek şu ki insan, zamanın ve teknolojinin hızına hiçbir zaman tamamen yetişemeyecek.
Bugünün mucizesi yarının sıradanlığı olacak.
Bugün kullandığımız teknoloji, birkaç yıl sonra belki de demode kabul edilecek.
Bu nedenle hayatı sürekli “keşke”lerle değerlendirmek yerine, elimizde bulunan zamanı doğru kullanmaya çalışmalıyız.
Yaşadığımız her dönem bize bir şey öğretir.
Gençliğimiz bize cesareti, orta yaşımız sorumluluğu, ilerleyen yaşlarımız ise tecrübeyi öğretir.
İşte bu tecrübeyi kendimizden sonra gelenlere aktarmak belki de hayatın en büyük kazanımlarından biridir.
Çocuklarımıza, gençlerimize sadece “biz zamanında şunu yaptık” demek yetmez.
Onlara neden yaptığımızı, nerede hata yaptığımızı ve hangi fırsatları kaçırdığımızı da anlatmalıyız.
Belki bizim yaptığımız bir hata, onların hayatında büyük bir tecrübenin başlangıcı olur.
HER ŞEYİ KONTROL EDEMEYİZ
Elbette hayat sadece bizim kararlarımızdan ibaret değil.
İnsanın doğduğu coğrafya, doğduğu aile, içinde büyüdüğü şartlar ve dünyaya geldiği dönem de hayatında önemli bir rol oynar.
Ve eğer Müslüman bir bireysek, bütün bunların yanında Allah’ın takdirini ve kader gerçeğini de unutmamalıyız.
Biz elimizden geleni yapmakla sorumluyuz.
Plan yaparız, çalışırız, mücadele ederiz, karar veririz.
Ama her şeyin bizim istediğimiz şekilde gerçekleşeceğini düşünemeyiz.
Belki de hayatın sırrı tam olarak burada…
Geçmiş için “keşke” demek yerine, bugün elimizde olanı değerlendirmek.
Çünkü kaçan balık gerçekten büyük olabilir.
Ama önümüzde hâlâ deniz varsa, yeni balıkların peşinden gitmek için hiçbir zaman geç değildir.
Ve belki de asıl soru şudur:
Saksıyı çalıştırmadığınızın farkına ne zaman vardınız?
Yoksa hâlâ çalıştırmak için doğru zamanı mı bekliyorsunuz?
GÜNCEL
ASAYİŞ
SAĞLIK
GÜNDEM
EĞİTİM
SPOR
YAŞAM
EKONOMİ
YEREL
İLÇELER
SAKSIYI ÇALIŞTIRMADIĞINIZIN FARKINA NE ZAMAN VARDINIZ?
Aytekin Alptekin
Yorumlar