Eskiden bir Batmanlının evinden sonraki ikinci adresi neresiydi diye sorsanız, cevabı belliydi: Çay ocağı, kıraathane ya da okey salonu…
İşten çıkan, evde işi olmayan soluğu çay ocağında alırdı. Bir bardak çay, birkaç sohbet, biraz okey derken saatler geçerdi.
Ama artık devir değişti.
Batmanlıların ikinci adresi maalesef hastaneler oldu!
Batman genelinde beşi özel olmak üzere 8 hastanemiz, 41 sağlık ocağımız, bir diş hastanemiz ve bir de özel göz hastanemiz bulunuyor.
Peki bu sağlık kuruluşlarının yoğunluğuna baktığımızda karşımıza nasıl bir tablo çıkıyor?
Özellikle İluh Devlet Hastanesi ve Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde polikliniklerde ciddi bir yoğunluk yaşanıyor. Doktorlar bir günde neredeyse 100 hastaya bakıyor.
Kabaca hesapladığımızda yalnızca polikliniklerde binlerce insan her gün muayene sırası bekliyor.
Acil servisleri de hesaba kattığımızda rakam daha da büyüyor.
İluh Devlet Hastanesi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi, özel hastaneler, sağlık ocakları, diş hastanesi, göz hastanesi ve özel klinikleri üst üste koyduğumuzda ortaya gerçekten düşündürücü bir tablo çıkıyor.
Benim yaptığım kaba hesaplamaya göre Batman'da her gün on binlerce kişi sağlık kuruluşlarının kapısını çalıyor.
Ayda ise bu rakam yüz binlerce kişiye ulaşıyor.
Elbette bu rakamların içerisinde aynı kişinin birden fazla kez sağlık kuruluşuna gitmesi de var. Dolayısıyla bunu doğrudan “Batman nüfusunun şu kadarı her gün hastaneye gidiyor” şeklinde değerlendirmek doğru olmaz.
Ama şu soruyu sormamız gerekiyor:
Neden bu kadar sık hastaneye gidiyoruz?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Geçtiğimiz günlerde İsviçre'den bir arkadaşım Batman'a geldi.
Kendisi rahatsızlandı. Özel sigortası da olduğu için onu özel bir hastaneye götürdüm.
Hastanenin acili biraz yoğundu. Giriş işlemlerini yaptık, muayene oldu, tedavisi uygulandı ve hastaneden çıktık.
Çıkarken bana dönüp:
“Burada çok fazla insan var. Salgın mı var?” diye sordu.
Güldüm.
“Yok kardeşim,” dedim. “Bizim normalimiz bu!”
Sonra bana İsviçre'deki sistemi anlattı.
Orada insanlar doğrudan her rahatsızlıkta hastanenin aciline koşmuyormuş. Önce aile doktoruna gidiyor, doktor gerekli görürse hastaneye yönlendiriyormuş.
“Bizde öyle bir şey yok,” dedim.
Başımız biraz ağrısa hastanedeyiz.
Tansiyonumuz biraz yükselse hastanedeyiz.
Bir gün önce gittiğimiz doktoru beğenmediysek başka doktora gidiyoruz.
İlacı beğenmediysek yeniden doktora gidiyoruz.
Canımız sıkıldıysa?
Bir acile uğrayalım!
Sonra karşılıklı güldük.
Ama aslında ortada gülünecek pek bir şey yok.
Çünkü hastanelerdeki yoğunluk bize ciddi bir mesaj veriyor.
PEKİ BİZ NEDEN BU KADAR HASTANEYE GİDİYORUZ?
Burada iki ihtimal var.
Ya gerçekten toplum olarak sağlığımız iyi değil…
Ya da sağlık hizmetlerini gereğinden fazla kullanıyoruz.
Belki de ikisi birden.
Bir başka dikkat çekici konu ise ilaç kullanımı.
İsviçreli arkadaşım ilaçların orada daha kontrollü verildiğini söyledi. Hastanın durumuna göre gerekli miktar belirleniyor ve tedavinin düzenli uygulanmasına önem veriliyor.
Bizde ise çoğu zaman doktorun yazdığı ilacı alıyoruz, birkaç gün kullanıyoruz, kendimizi iyi hissedince bırakıyoruz.
Sonra hastalık yeniden ortaya çıkınca tekrar doktora gidiyoruz.
Doktor yeniden ilaç yazıyor.
Bir başka doktora gidiyoruz, başka ilaç alıyoruz.
Derken evin bir köşesinde kullanılmayı bekleyen ilaç kutuları birikiyor.
Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor:
Gerçekten hastaneleri ikinci adresimiz haline getirmek zorunda mıyız?
Elbette sağlık hizmetlerine erişmek herkesin hakkıdır.
Elbette rahatsızlanan vatandaş hastaneye gidecek.
Elbette acil durumda acil servise başvurulacak.
Benim söylemek istediğim başka bir şey.
Hastaneye gitmek zorunda olduğumuz için mi gidiyoruz, yoksa alışkanlık haline getirdiğimiz için mi?
Koruyucu sağlık hizmetlerine daha fazla önem vermemiz gerekiyor.
Beslenmemize, hareketimize, düzenli kontrollerimize, uyku düzenimize ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarımıza dikkat etmemiz gerekiyor.
Çünkü hastane kapılarındaki yoğunluk yalnızca sağlık sisteminin meselesi değil.
Bu aynı zamanda toplumun sağlık karnesidir.
Bugün Batman'da hastaneler, sağlık ocakları, diş ve göz hastaneleri ile özel kliniklerde yaşanan yoğunluğu düşündüğümüzde insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Batman gerçekten bu kadar hasta mı?
Yoksa biz hastaneyi biraz fazla mı seviyoruz?
Belki de bu sorunun cevabını hep birlikte aramamız gerekiyor.
Çünkü hastane bizim ikinci adresimiz olmamalı.
Asıl hedefimiz, hastaneye daha az ihtiyaç duyan sağlıklı bir toplum olabilmek olmalı.
Rakamlar bize bir şey söylüyor.
Bizim de o rakamları iyi okumamız gerekiyor.
Herkese sağlıklı günler diliyorum.
Hoşça kalın.