“Artık Batman’ı terk etmek vaktidir…”
Bu söz bana ait değil. Bir okuyucumun içinden kopup gelen bir cümle bu. Belki de Batman’da yaşayan pek çok insanın son dönemde hissettiği duyguların özeti…
“Batman’da artık huzurumuz kalmadı” diyor okuyucum.
İnsanın yaşadığı şehirle kurduğu bağ çok önemlidir. Doğup büyüdüğümüz, ekmeğimizi kazandığımız, dostlarımızı ve hatıralarımızı biriktirdiğimiz şehirden vazgeçmek kolay değildir. Ancak son dönemde Batman’da trafik, hayat pahalılığı, asayiş ve toplumsal ilişkiler konusunda yaşanan sıkıntılar, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:
Batman, yaşanması daha zor bir şehir mi oluyor?
Trafikte kurallar neden bu kadar kolay çiğneniyor?
Batman’ın trafik sorunu artık yalnızca araç sayısının fazla olmasıyla açıklanamaz.
Belediyenin yaptığı düzenlemelere ve iyileştirmelere rağmen trafik sorunu devam ediyor. Çünkü asıl mesele biraz da sürücü davranışlarında yatıyor.
Kurallara uymayan, birbirine saygı göstermeyen, sabırsız ve dikkatsiz sürücüler trafikte ciddi bir huzursuzluk oluşturuyor. Özellikle bazı genç sürücülerin trafik kurallarını ve diğer insanların güvenliğini yeterince önemsememesi, sorunun daha da büyümesine neden oluyor.
Oysa trafik yalnızca araç kullanmak değildir.
Trafik, aynı zamanda bir toplumun birbirine duyduğu saygının aynasıdır.
Asayiş konusunda vatandaş tedirgin
Batman’da son dönemde yaşanan kavga, yaralama ve cinayet haberleri de vatandaşın huzur duygusunu zedeliyor.
Bazen basit bir tartışma, bazen bir bakış, bazen bir omuz atma, bazen de alacak-verecek meselesi büyüyerek ciddi olaylara dönüşebiliyor.
Her gün yeni bir olay haberiyle karşılaşmak, toplumda ister istemez “Acaba sıradaki olay nerede olacak?” endişesi oluşturuyor.
Emniyet güçlerimizin yaptığı operasyonlar ve yürüttüğü çalışmalar elbette önemli. Ancak güvenlik yalnızca kolluk kuvvetlerinin mücadelesiyle sağlanamaz.
Toplumun da öfkesini kontrol etmeyi, birbirine saygı göstermeyi ve sorunlarını şiddete başvurmadan çözmeyi öğrenmesi gerekiyor.
Hayat pahalılığı da insanları düşündürüyor
Batman’da yaşam maliyetleri de vatandaşın belini büküyor.
Artan kiralar, konut fiyatları, temel ihtiyaçlardaki yükseliş ve günlük hayatın giderek pahalılaşması, insanları farklı şehirlerde yaşam seçeneklerini düşünmeye itiyor.
Vatandaş haklı olarak soruyor:
“Bu kadar kira ödeyeceksem, neden daha farklı bir şehirde yaşamayayım?”
Elbette her şehrin kendine göre avantajı ve dezavantajı var. Ancak insanların artık sadece iş ve aile bağlarını değil, huzur, güvenlik, yaşam maliyeti ve yaşam kalitesini de birlikte değerlendirmesi dikkat çekici bir noktaya geldi.
Peki Batman’ı terk etmek gerçekten çözüm mü?
Ben bu soruya “Evet, Batman terk edilmeli” diye kesin bir cevap vermiyorum.
Tam tersine…
Batman’ı terk etmekten önce Batman’ın neden insanlarını yorduğunu sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü Batman bizim şehrimiz.
Sorun varsa hepimizin sorunu.
Trafikte saygı eksikse hepimizin sorunu.
Şiddet artıyorsa hepimizin sorunu.
Hayat pahalıysa hepimizin sorunu.
Toplumsal nezaket azalıyorsa yine hepimizin sorunu.
Bir şehri yaşanabilir yapan yalnızca yolları, binaları, parkları ve altyapısı değildir.
Bir şehri yaşanabilir yapan, o şehirde yaşayan insanların birbirine nasıl davrandığıdır.
Bugün Batman’da “topuzun ayarı kaçtı” diyenler varsa, bu sözün üzerinde hepimizin düşünmesi gerekiyor.
Batman sıcak olabilir…
Batman kalabalık olabilir…
Batman’ın ekonomik sorunları olabilir…
Ama Batman’ın huzurunu kaybetmesi kader olmak zorunda değil.
Belki de artık Batman’ı terk etmenin değil, Batman’ı yeniden yaşanabilir, güvenli, huzurlu ve birbirine saygı duyan bir şehir haline getirmenin vaktidir.
Çünkü şehirler sadece terk edilerek değil, sahip çıkılarak da değişir.
Ben yine de okuyucumun şu cümlesini aklımızın bir köşesinde tutalım derim:
“Batman’da gerçekten huzurumuz kaldı mı?”
Bu soruya vereceğimiz cevap, aslında nasıl bir Batman istediğimizi de gösterecek.
Hoşçakalın.