İki tekerlekli bir araç kullanıyorsanız, ister bisiklet ister motosiklet olsun, aslında bir denge ustasısınız. Hele motosiklet… İnsana verdiği özgürlük ve hareket kabiliyeti, karayollarındaki pek çok araçta yoktur. Hızlanması, kıvraklığı, rüzgârın sesi ve yolun verdiği o farklı his, motosikleti birçok kişi için vazgeçilmez kılıyor.

Ancak bu özgürlüğün bir de bedeli var: sorumluluk.

Motosikletler ilk kullanılmaya başlandığında onlara “şeytanın bisikleti” denmesinin elbette bir nedeni vardı. Çünkü iki teker üzerinde hareket etmek, dört tekerlekli araçlara göre çok daha fazla dikkat, denge ve kontrol gerektiriyor.

Bugün Batman sokaklarında motosiklet sayısının ciddi şekilde arttığını görüyoruz. Bununla birlikte motosiklet kazalarında da dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Neredeyse her gün yeni bir motosiklet kazası haberiyle karşılaşıyoruz.

Peki neden?

En önemli nedenlerden biri kurallara uymamak. Şehir içerisinde hız sınırlarını aşmak, trafikte araçların arasından geçmeye çalışmak, sağından geçilmemesi gereken araçları sağından geçmek, kaldırım ve yaya alanlarını kullanmak, koruyucu ekipmanları ihmal etmek…

Bunların her biri, motosiklet sürücüsü için küçük gibi görünen ama sonuçları ağır olabilecek hatalardır.

Özellikle bazı genç motosiklet kullanıcılarının kask takmadığını, arkalarında taşıdıkları yolcuların da kasksız olduğunu görüyoruz. Yüksek hız, dikkatsizlik ve kuralsızlık bir araya geldiğinde ise kazanın kapıyı çalması an meselesi oluyor.

Atalarımız “Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde yakalanır” demiş. Trafikte de durum bundan farklı değil. Bugün yaptığınız bir hata sizi kurtarabilir. Yarın aynı hata yine sonuçsuz kalabilir. Ancak üçüncü seferde karşınıza ne çıkacağını kimse bilemez.

Motosikletin büyüsüne kapılmak kolaydır. Fakat o büyünün sizi kurallardan uzaklaştırmasına izin vermemek gerekir.

Trafik polislerimizin yaptığı denetimler, uyarılar ve kontroller elbette önemli. Ancak denetimlerin tek başına yeterli olması mümkün değil. Asıl mesele, sürücünün kendi sorumluluğunu bilmesidir.

Motosiklet doğru ve bilinçli kullanıldığında şehir içi ulaşımını büyük ölçüde rahatlatan, ekonomik ve pratik bir ulaşım aracıdır. Bisiklet için de aynı durum geçerlidir. Fakat bilinçsiz ve kuralsız kullanım, rahatlığın yerini büyük bir tehlikeye bırakıyor.

Unutmayalım; motosiklet de trafikte diğer araçlar gibi kurallara tabidir. Sürücü, diğer araçlardan farklı bir ayrıcalığa sahip değildir. Kask takmak, hız sınırlarına uymak, güvenli sürüş kurallarını gözetmek ve diğer yol kullanıcılarının haklarına saygı göstermek zorundadır.

Çünkü motosiklet üzerinde insanı koruyan bir otomobil kaportası yoktur.

Bu nedenle sevgili motosiklet sürücüleri;

Hız yapmayın.

Kaskınızı takın, yolcunuzun da kaskını taktığından emin olun.

Trafik kurallarına uyun.

Acele etmeyin.

Bir anlık heyecan uğruna hayatınızı ve sevdiklerinizin hayatını riske atmayın.

Unutmayın, motosiklet size özgürlük verebilir ama o özgürlüğün sınırlarını trafik kuralları belirler.

Eskiler boşuna “şeytanın bisikleti” dememiş olabilir. Ama bugün bizim görevimiz, o iki tekerleği şeytanın değil, güvenli ulaşımın aracı haline getirmektir.

Kazasız, kurallı ve güvenli sürüşler…

Sevdiklerinizi üzmeyin. Acele etmeyin. Sağlıcakla kalın.