Bazen bardağın boş tarafına bakıyoruz.
Etrafımızda olup bitenlere, suça sürüklenen gençlere, kötü alışkanlıklara, toplumsal değerlerden uzaklaşan davranışlara baktığımızda ister istemez hepimizin aklına aynı soru geliyor:
Yarını kime emanet edeceğiz?
Bu sorunun kafamızda oluşması elbette normal. Çünkü son yıllarda gençler üzerinden gündeme gelen olumsuz haberler hepimizi endişelendiriyor. Ancak sadece bardağın boş tarafına bakarsak büyük bir yanılgıya düşeriz.
Bir de bardağın dolu tarafına bakmak gerekiyor.
Çünkü o tarafta; spor alanında başarılarıyla gururlandığımız, bilim peşinde koşan, tıp alanında kendisini geliştiren, eğitimine dört elle sarılan, gecesini gündüzüne katan binlerce, milyonlarca genç var.
Bugün belki gençlerimizin küçük bir bölümü toplumsal sorunlarla gündeme geliyor olabilir. Fakat bu tabloyu bütün gençlerimize mal etmek büyük bir haksızlıktır.
Bu memleketin hayırsız evlatları varsa, hayırlı evlatları da var.
Bu ülkenin sorun çıkaran gençleri varsa, geleceği inşa etmek için çalışan gençleri de var.
Onları görmezden gelemeyiz.
Çünkü gençler sadece bugünümüz değil, aynı zamanda yarınımızdır.
GENÇLERİ ETİKETLEMEYELİM
Gençlerimizi değerlendirirken yalnızca yaşam tarzlarına, dış görünüşlerine veya bazı davranışlarına bakarak onları peşinen yargılamak doğru değildir.
Gençlik, insan hayatının değişim ve arayış dönemidir.
Elbette bazı gençler toplumun kabul ettiği sınırları zorlayabilir. Hatalar yapabilir, yanlış tercihlerde bulunabilir. Ancak zaman içerisinde kişilikleri geliştikçe, mesleki kariyerleri ilerledikçe, bilgi ve dünya görüşleri genişledikçe birçok şeyin değiştiğini hepimiz biliyoruz.
Bugünün genci, yarının doktoru olabilir.
Bugünün öğrencisi, yarının bilim insanı olabilir.
Bugünün sahalarında ter döken sporcusu, yarının şampiyonu olabilir.
Bugünün sınıfında sessizce ders çalışan çocuğu, yarının ülkesine yön veren insanı olabilir.
O nedenle gençlerimize ön yargıyla değil, sabırla, güvenle ve fırsat vererek yaklaşmalıyız.
SUÇA SÜRÜKLENEN GENÇLER BİZİ YANILTMASIN
Son dönemlerde suça sürüklenen veya çeşitli suçlara karışan gençlerimiz sık sık gündeme geliyor.
Bu durum hepimizi üzüyor.
Ancak burada önemli bir ayrımı yapmak zorundayız.
Bazı gençlerin yanlış çevre, ekonomik ve sosyal şartlar, aile problemleri veya doğdukları çevrenin olumsuz etkileri nedeniyle suçun içine sürüklenmesi, bütün gençlerimizin aynı olduğu anlamına gelmez.
Bir avuç olumsuz örnek üzerinden koca bir nesli mahkûm etmek doğru değildir.
Çünkü bu ülkenin pırıl pırıl gençleri var.
Kütüphanelerde ders çalışan, laboratuvarlarda araştırma yapan, sahalarda ter döken, hastanelerde mesleğini öğrenen, üniversitelerde kendisini geliştiren, ilim ve irfan yolunda ilerleyen gençlerimiz var.
Onlar da bizim çocuklarımız.
Onlar da bu ülkenin geleceği.
Ve onlar, yarının bayrağını devralmak için bugün büyük bir mücadele veriyor.
BİZE DÜŞEN ONLARA YOL GÖSTERMEK
Gençlerden umudu kesmek kolaydır.
Onları eleştirmek, etiketlemek, “bizim zamanımızda böyle değildi” demek de kolaydır.
Asıl zor olan ise onları anlamaktır.
Asıl mesele, hata yaptıklarında ellerinden tutabilmek; doğru yola yöneldiklerinde önlerini açabilmektir.
Gençlerimize güvenmek zorundayız.
Onlara eğitim, spor, kültür, sanat ve bilim alanlarında daha fazla imkân sunmak zorundayız.
Çünkü bir gencin hayatına dokunmak, aslında bir geleceğe dokunmaktır.
Bugün sahip çıkmadığımız bir genç, yarın kaybedilmiş bir değer olabilir.
Ama bugün desteklediğimiz, yol gösterdiğimiz ve yeteneğini ortaya çıkarmasına fırsat verdiğimiz bir genç, yarın bu ülkenin en önemli değerlerinden biri olabilir.
YARINIMIZ ONLAR
O halde baştaki soruya yeniden dönelim:
Yarınımızı kime emanet edeceğiz?
Cevabım çok net:
Gençlerimize emanet edeceğiz.
Onları yetiştireceğiz.
Onlara güveneceğiz.
Hatalarında yanlarında olacağız, başarılarında gurur duyacağız.
Tecrübelerimizi onlarla paylaşacağız. Sabırla yol göstereceğiz. Ön yargılarımızı bir kenara bırakıp onların kendilerini geliştirmelerine fırsat vereceğiz.
Çünkü yarının mimarları onlar.
Bizden bayrağı devralacak olanlar onlar.
Belki bugün eksikleri var, belki hataları var, belki bizim düşündüğümüzden farklı bir dünyaya bakıyorlar.
Ama unutmayalım:
Biz de bir zamanlar gençtik.
Ve bize güvenen, yol gösteren, hata yapma ve yeniden ayağa kalkma fırsatı veren büyüklerimiz sayesinde bugün bulunduğumuz noktaya geldik.
Şimdi sıra bizde.
Gençlerimize güvenme, onları destekleme ve geleceğe hazırlama sırası bizde.
Karamsar olmayalım.
Genelleme yapmayalım.
Bir avuç olumsuz örnek yüzünden milyonlarca gencimizin umutlarını gölgelemeyelim.
Çünkü bu ülkenin geleceği karanlık değil.
Yeter ki gençlerimize sahip çıkalım.
Yeter ki onların elinden tutalım.
Yeter ki onlara güvenelim.
Yarınımızı emanet edeceğimiz gençler, bugün bizim sorumluluğumuzdur.
Hoşça kalın.