LGS sonuçları açıklandı. Öğrenciler ve veliler için artık yeni bir dönem başlıyor. Kim hangi okula yerleşti, kaç öğrenci istediği okula girebildi, kaç öğrenci tercihinin dışında bir okula yöneldi?
Bu soruların tamamına ilişkin ayrıntılı istatistiklere ulaşmak kolay olmayabilir. Ancak LGS sonuçlarını yalnızca yerleşme oranları üzerinden değerlendirmek de yeterli değildir.
Asıl sorgulanması gereken; çocuklarımızın hangi okullara yerleştiği, hangi okulları neden tercih ettiği ve mevcut ortaöğretim yapısının öğrencilerin beklentileriyle ne kadar örtüştüğüdür.
Fen liseleri ve akademik başarısı yüksek olduğu bilinen bazı Anadolu liseleri dışında kalan okullara yerleşen öğrencilerin ve velilerin tamamının sonuçlardan memnun olduğunu söylemek elbette mümkün değildir.
Batman’da birçok öğrencinin hayali, başta Fen Lisesi olmak üzere akademik başarı odaklı liselere gitmek. Peki, Anadolu liseleri ve düz liseler dışında çocuğunuzun hangi liseye gitmesini istersiniz?
Teknik liseler mi, İmam Hatip Liseleri mi, yoksa katma değeri yüksek, geleceği parlak Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri mi?
Çocuklarımızı geleceğe hazırlamak, onların bir meslek sahibi olmasını sağlamak ve gelecekte kendi ayakları üzerinde durabilecekleri bir eğitim almalarını istemek son derece doğal bir beklentidir.
Ülkenin genel eğitim yapısına paralel olarak ilimizde de ortaokulu bitiren öğrencilerin karşı karşıya kaldığı ortaöğretim seçeneklerinin dengesi ayrıca sorgulanmalıdır.
Meslek liseleri ve imam hatip liseleri açısından tablo nedir?
İlimizde meslek liseleri ve imam hatip liselerinin sayısı, kontenjanları, bina kapasiteleri ve mevcut öğrenci sayıları arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?
Kaç okul binamız var?
Bu okulların toplam öğrenci kapasitesi nedir?
Mevcut öğrenci sayısı kaçtır?
Binaların ne kadarlık kapasitesi kullanılmaktadır?
Kaç derslik tam kapasiteyle kullanılmakta, kaç derslik boş kalmaktadır?
Atölye ve laboratuvarların ne kadarı aktif olarak kullanılmaktadır?
Bu soruların cevapları bilinmeden yalnızca okul sayısına veya kontenjanlara bakarak ilimizin ortaöğretim yapısını değerlendirmek ne kadar sağlıklıdır?
Özellikle mesleki eğitim açısından son yıllarda önemli bir değişim yaşandığı da ortadadır.
Meslek liselerinin teşvik edilmesi, devlet tarafından sağlanan destekler, pandemi döneminde meslek liselerinin üretim kapasitesinin ön plana çıkması ve TEKNOFEST gibi etkinliklerin mesleki ve teknik eğitime yönelik ilgiyi artırması önemli gelişmelerdir.
Ancak bütün bunlara rağmen ilimizde mesleki eğitim veren meslek liselerinin mevcut bina, derslik ve atölye kapasitelerinin ne ölçüde kullanıldığı ayrıca sorgulanmalıdır.
Bugün itibarıyla bu okulların tamamının mevcut fiziki kapasiteleriyle tam kapasite hizmet verdiğini söylemek mümkün değildir.
Öyleyse burada cevaplanması gereken önemli bir soru ortaya çıkmaktadır:
Mevcut meslek lisesi binalarımızın kapasitesi ile mevcut öğrenci sayıları arasında nasıl bir denge bulunmaktadır?
Aynı soru imam hatip liseleri açısından da sorulmalıdır.
İlimizde bulunan imam hatip liselerinin bina kapasiteleri ile mevcut öğrenci sayıları arasında nasıl bir oran vardır?
Kaç öğrencilik kapasite bulunmaktadır ve bunun ne kadarı kullanılmaktadır?
Okulların doluluk oranları nedir?
Bazı binalar kapasitesinin altında öğrenciyle eğitim veriyorsa bunun boyutu nedir?
Bu soruların cevabını tahmin etmek yerine rakamlarla ortaya koymak gerekmez mi?
Mesele yalnızca okul sayısı değildir
Eğitim planlamasında bir okul binasının bulunması tek başına yeterli bir ölçüt değildir.
Bir okulun binası vardır, ancak öğrencisi yeterli değildir.
Bir okulun derslikleri vardır, ancak bazı derslikleri kullanılmamaktadır.
Bir meslek lisesinin atölyeleri vardır, ancak bu atölyelerin tamamı aktif olarak kullanılmıyor olabilir.
Bir başka okul ise kapasitesinin üzerinde öğrenciyle eğitim veriyor olabilir.
Bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde, ilimizin ortaöğretim yapısının yalnızca okul sayıları üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığı açık değil midir?
Asıl bakılması gereken; bina kapasitesi, öğrenci sayısı, kontenjan, doluluk oranı, öğretmen sayısı ve fiziki imkânların birbiriyle ne kadar örtüştüğüdür.
Kamu kaynağı açısından da sorgulanması gereken bir tablo var
Her okul binası bir kamu yatırımıdır.
Bu binaların yapımı için kamu kaynağı kullanılmıştır.
Ancak kamu harcaması binanın yapılmasıyla da bitmemektedir.
Elektrik, su, bakım, onarım, temizlik, güvenlik ve personel giderleri devam etmektedir.
Dolayısıyla kapasitesinin önemli bölümünü kullanamayan bir okul binasının kamuya yıllar boyunca bir maliyeti bulunmaktadır.
Aynı şekilde o binada görev yapan personel için yapılan harcamalar da kamu kaynağıdır.
Bu nedenle eğitim kurumlarının sayısı önemli değil, ne kadar verimli kullanıldığı da sorgulanmalıdır.
Bir tarafta derslik ihtiyacı bulunan okullar varken başka bir tarafta kapasitesinin altında çalışan okul binalarının bulunması halinde ortaya çıkan tablo nasıl değerlendirilmelidir?
Yeni eğitim yatırımları konuşulurken mevcut binaların kullanım oranları gözden geçirilerek, yeni değerlendirmeler yapılması gerekmiyor mu?
Meslek liseleri yoksa İmam Hatip liseleri?
Meslek liseleri ve imam hatip liseleri için belirlenen kontenjanlar gerçekten öğrenci talebiyle örtüşüyor mu?
Binaların mevcut kapasiteleri ile gelecekteki öğrenci sayıları arasında nasıl bir ilişki kuruluyor?
LGS sonuçları bize ne söylüyor?
LGS sonuçları yalnızca öğrencilerin hangi okullara yerleştiğini göstermiyor.
Aslında ortaya çıkan tercih tablosu, öğrencilerin ve velilerin hangi okul türlerine ne ölçüde ilgi gösterdiği konusunda da önemli bir gösterge niteliğinde.
Bu nedenle sonuçlara yalnızca “kaç öğrenci yerleşti?” şeklinde bakmak yeterli değildir.
Kaç öğrenci istediği okula yerleşti?
Kaç öğrenci tercih etmek istemediği bir okul türüne yöneldi?
Hangi okul türlerinde kontenjanlar doldu?
Hangi okullarda boş kontenjanlar boş kaldı?
Mevcut okul binalarının kapasitesi ile öğrenci tercihleri arasında nasıl bir tablo oluştu?
Bütün bu soruların birlikte değerlendirilmesi gerekmez mi?
Çocuklarımızın geleceğini ilgilendiren bir konuda, yalnızca okul sayılarının ve kontenjanların açıklanması yeterli midir?
Asıl mesele doğru tabloyu görmektir.
Burada mesele meslek liselerini veya imam hatip liselerini tartışmak değildir.
Asıl konumuz hangi okul, türü ne olursa olsun mevcut kapasitenin ne kadarının kullanıldığını ve kamu kaynaklarının ne kadar verimli değerlendirildiğini sorgulamaktır.
Çünkü eğitim yatırımı yalnızca yeni bina yapmak değildir.
Daha önce yapılmış binaların nasıl kullanıldığı da eğitim planlamasının önemli bir parçasıdır.
Eğer bir binanın kapasitesi ile öğrenci sayısı arasında ciddi bir fark varsa bunun bilinmesi gerekir.
Eğer bazı okullar tam kapasiteyle çalışırken bazıları kapasitesinin önemli ölçüde altında kalıyorsa bunun nedenlerinin de sorgulanması gerekir.
Eğer bir okul türünde kontenjanlar dolmazken başka bir okul türünde öğrenciler derslik sıkıntısı yaşıyorsa bunun eğitim planlaması açısından ne anlama geldiği tartışılmalıdır.
Sonuçta ortada yalnızca bir LGS yerleştirme tablosu yoktur.
Ortada çocuklarımızın geleceği, ailelerin beklentileri, okullarımızın kapasitesi, öğretmenlerimizin emeği ve milletin vergileriyle oluşturulan kamu kaynakları vardır.
Bu nedenle LGS sonuçlarının ardından yalnızca “Çocuklar hangi okula yerleşti?” sorusunu değil,
“Elimizdeki okullar, binalar, kontenjanlar ve insan kaynağı ne kadar etkin ve verimli kullanılıyor?”
Yeni eğitim-öğretim döneminde radikal kararlar alınarak, daha fazla tercih edilen okullara pozitif ayrımcılık yapılması beklenmektedir.
Tercih edilmeyen okulların kontenjanlarının yeniden değerlendirilerek yeni döneme ilişkin stratejik bir planlama yapılması, tercih edilen okulların ise ulaşım kolaylığı ve fiziki şartlar açısından daha uygun hale getirilmesi için gerekli adımların atılmasını bekliyoruz.
Kontenjanlarını dolduramayan okulların da yeniden revize edilerek eğitim-öğretime kazandırılması gerekirse aynı nitelikli okullarla birleştirilmesi ve Batman’a katkı sağlaması gerektiğini düşünüyorum.