Batman’da son dönemlerde dikkatimi çeken bir durum var: Her konuda fikri olan, ancak çoğu zaman bilgi sahibi olmadan konuşan insanların sayısı giderek artıyor.

İç siyasetle dış politika arasındaki farkı bilmeyen, ülkelerin yönetim sistemlerinden habersiz olan, demokrasinin nasıl işlediğini tam olarak anlamayan insanlar; konu siyasete, tarihe ve toplumsal meselelere geldiğinde mangalda kül bırakmıyor.

Oysa bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak, yalnızca kişinin kendisini değil, çevresindekileri de yanlış yönlendirebilir.

Bir insana Batman’ın kaç milletvekili olduğunu, hangi ilçede hangi yöneticinin görev yaptığını sorsanız cevap veremeyebilir. Fakat konu memleket meselelerine geldiğinde kendisini adeta tarihçi, siyaset bilimci ve devlet adamı yerine koyabiliyor.

Bilmediğin konuda konuşmak marifet değildir.

Köy hayatı ile şehir hayatı aynı değildir. Köydeki yaşam biçimi, üretim anlayışı, sosyal ilişkiler ve yönetim kültürü ile şehir yaşamının kuralları birbirinden farklıdır.

Köyde üretici ağırlıklı bir hayat vardır. Şehirde ise çok daha karmaşık bir sosyal ve ekonomik düzen içerisinde yaşarsınız. Köyde muhtar ve ihtiyar heyeti önemliyken şehirlerde bunun yanında belediye başkanı, belediye meclisi, milletvekilleri ve daha geniş bir demokratik temsil mekanizması vardır.

Yani arada ciddi bir fark bulunmaktadır.

Biz bugün demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyet’in vatandaşlarıyız. Buna rağmen toplumumuzun bazı kesimlerinde hâlâ törelerin, aşiret bağlarının ve geleneksel güç ilişkilerinin siyasetin ve hukukun önüne geçirilmek istendiğini görüyoruz.

Burada asıl mesele gelenekleri yok saymak değil; geleneğin, hukukun ve insan haklarının üzerinde tutulmaması gerektiğini anlamaktır.

Çünkü bu ülkede herkes eşit vatandaştır.

Hiçbir aşiret, hiçbir aile, hiçbir gelenek ve hiçbir toplumsal yapı kanunun üzerinde değildir. Töre adı altında insanların hak ve özgürlükleri kısıtlanamaz. Hiç kimsenin yaşamına, tercihine veya geleceğine başkaları tarafından yön verilemez.

GEÇMİŞİ BİLMEDEN BUGÜNÜ ANLAYAMAZSINIZ

Bir başka sorun da tarih konusunda yaşanıyor.

Geçmişte yaşanmamış olaylar, sanki bizzat görülmüş gibi anlatılıyor. Kulaktan dolma bilgiler, yıllar içerisinde gerçekmiş gibi sunuluyor.

Oysa tarih ciddi bir iştir.

Bu toprakların bugünlere kolay gelmediğini bilmek zorundayız. Kurtuluş Savaşı’nın hangi şartlarda verildiğini, bu vatanın bağımsızlığı uğruna insanların nelerden vazgeçtiğini anlamadan bugün sahip olduğumuz Cumhuriyet’in değerini de tam olarak anlayamayız.

Bugün rahatça konuşabiliyor, eleştirebiliyor ve fikirlerimizi ifade edebiliyorsak, bunun arkasında büyük mücadeleler vardır.

Bu nedenle tarihi bilmeden tarih anlatmak, bilmediği siyaseti yorumlamak ve insanların zihnini yanlış bilgilerle doldurmak doğru değildir.

Elbette herkes konuşabilir. Herkesin fikir sahibi olma hakkı vardır.

Ama fikir ile bilgi aynı şey değildir.

Bilmediğiniz bir konuda kesin hükümler vermek yerine, biraz araştırmak; biraz okumak ve gerektiğinde “Ben bunu bilmiyorum” diyebilmek de bir erdemdir.

AŞİRETÇİLİK HUKUKUN ÜZERİNDE DEĞİLDİR

Bugün hâlâ töre cinayetlerini, aşiret baskısını ve bireyin özgürlüğünü sınırlayan anlayışları konuşuyorsak, bunun üzerinde ciddi şekilde düşünmemiz gerekiyor.

Cumhuriyet’in temel değerleri; hukuk, adalet, eşitlik ve vatandaşlık bilincidir.

Aşiretçilik, günümüz hukuk düzeninde herhangi bir kişiye başkaları üzerinde üstünlük sağlamaz.

Devletin karşısında herkes eşittir.

Bir vatandaşın hakkı, başka bir vatandaşın soyuna, ailesine, aşiretine veya toplumsal konumuna göre değişmez.

İşte gerçek anlamda Cumhuriyet bilinci de burada başlar.

HERKES BİRİNCİ SINIF VATANDAŞTIR

Bu ülkenin her karış toprağı hepimizindir.

Kimsenin diğerinden üstün olmadığı, herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir düzeni savunmak zorundayız.

Demokrasinin, laikliğin, Cumhuriyet’in ve hukuk devletinin değerini anlamak; yalnızca siyasetçilerin veya hukukçuların görevi değildir. Bu ülkenin her vatandaşının sorumluluğudur.

Bu nedenle sözüm açık:

Bilmiyorsanız sorun.

Merak ediyorsanız araştırın.

Okuyun, öğrenin, sonra konuşun.

Ama bilmediğiniz konularda kesin konuşup başkalarının zihnini yanlış bilgilerle doldurmayın.

Kendi yanlışınızı kendinize saklamak bile bazen topluma yapabileceğiniz en büyük iyilik olabilir.

Çünkü artık çağımız değişti.

Töreyle, aşiret baskısıyla, kulaktan dolma bilgilerle ve geçmişin güç ilişkileriyle geleceği kuramayız.

Geleceği; hukukla, adaletle, demokrasiyle, Cumhuriyet değerleriyle ve eşit vatandaşlık anlayışıyla kurabiliriz.

Son söz yine aynı:

BİLİYORSAN KONUŞ, BİLMİYORSAN SUS!