İngiltere'de yayımlanan bir dergide yer alan ve 2013 yılında yapılan bir araştırmaya göre, parasızlık insanın zihinsel kapasitesini önemli ölçüde etkileyebiliyor. Araştırmada, maddi sıkıntı yaşayan insanların bilişsel performanslarında yüzde 13'e varan bir düşüş gözlemlendiği belirtiliyor.
İlk duyduğunuzda belki biraz şaşırtıcı gelebilir.
Ama biraz düşününce, aslında hiç de mantıksız değil.
Çünkü parasızlık sadece cüzdanı boşaltmıyor, insanın zihnini de sürekli meşgul ediyor. “Bu ay faturayı nasıl ödeyeceğim?”, “Kredi kartının günü geldi”, “Çocuğun masrafı ne olacak?”, “Ev kirasını nereden bulacağım?”...
İnsan gece yatağa giriyor ama beyni uyumuyor.
Sürekli bir hesap, sürekli bir çözüm arayışı, sürekli bir gelecek kaygısı...
Böyle olunca insanın zihni doğal olarak tek bir noktaya kilitleniyor: Para bulmaya.
İşte belki de asıl mesele burada.
İnsan, bütün enerjisini hayatta kalma ve günlük ihtiyaçlarını karşılama mücadelesine harcadığında, başka konular üzerine sağlıklı ve geniş bir perspektifle düşünmekte zorlanabiliyor.
Açıkçası ben bu duruma inanıyorum.
Hatta kendimden örnek verebilirim.
Cebimde sıcak para olduğu zaman yüzümdeki ifadenin bile değiştiğini hissediyorum. Daha mutlu, daha rahat ve daha özgüvenli oluyorum. Yürüyüşüm bile değişiyor.
Sanki beynim, “Tamam, şimdilik sorun yok” diyerek rahatlıyor.
Daha pozitif düşünüyorum.
Daha net kararlar verebiliyorum.
Çevreme daha güzel bakıyorum.
Kendimi daha güçlü, daha sağlıklı ve daha güvende hissediyorum.
Demek ki paranın insan psikolojisi üzerindeki etkisi gerçekten de küçümsenecek gibi değil.
Yeşilçam'ın unutulmaz sözlerinden biri vardır:
“Paranın yüzü tatlıdır.”
Gerçekten de tatlıdır!
Her ne kadar son yıllarda kredi kartlarına, dijital ödemelere ve sanal paralara alışmış olsak da, insanın eline canlı para geçtiğinde hissettiği mutluluk bambaşkadır.
Cüzdandaki banknotların insana verdiği güveni hiçbir kredi kartı tam olarak veremiyor.
Çünkü para, çoğu zaman sadece para değildir.
Para; güven demektir.
Seçenek demektir.
Özgürlük demektir.
Yarın için biraz daha az endişe demektir.
Parası olan insanın her zaman mutlu olduğunu söylemek elbette mümkün değil. Ama maddi açıdan kendisini güvende hisseden bir insanın, hayata daha sakin ve daha sağlıklı kararlarla yaklaşması çok daha kolaydır.
Şimdi bir düşünün...
Paranız yok.
Para bulmanız gerekiyor.
Ama bunu nasıl yapacağınızı da bilmiyorsunuz.
Telefon çalıyor, borçlar bekliyor, faturaların tarihi yaklaşıyor.
İşte böyle bir durumda insanın kafasının sürekli para meselesiyle meşgul olması kaçınılmaz.
O zaman insan uzayı, bilimi, sanatı ya da geleceği düşünmek yerine önce şunu düşünüyor:
“Bugünü nasıl kurtaracağım?”
Belki de araştırmaların anlatmak istediği tam olarak budur.
Yoksulluk, insanın zekâsını ortadan kaldırmıyor.
Ama zihinsel enerjisinin büyük bölümünü günlük yaşam mücadelesine harcamasına neden olabiliyor.
Kısacası mesele beynimizin ne kadar güçlü olduğu değil, o beynin aynı anda kaç farklı sorunla mücadele etmek zorunda kaldığı olabilir.
Bu arada insan beyniyle ilgili yıllardır dolaşan bir şehir efsanesini de hatırlatayım: Güya beynimizin sadece yüzde 4'ünü kullanıyormuşuz!
Eğer yüzde 100'ünü kullansaydık ne olurdu, bilmiyorum...
Ama benim tahminim şu:
Muhtemelen dünyayı çoktan uzaylılara satmış, parasını da vadeli hesaba yatırmıştık!
Hoşça kalın...