Yeni trafik cezaları uygulanmaya başlar başlamaz kalemi elime almış ve açıkça uyarmıştım:
“Bu cezalar, trafik polisi ile vatandaşı karşı karşıya getirebilir.”
Aradan çok zaman geçmeden, ne yazık ki endişemin haklı çıktığını gösteren olaylar yaşanmaya başladı.
Kurtalan’da bir motosiklet sürücüsüne kesildiği belirtilen 200 bin liralık trafik cezası, vatandaşların büyük tepkisine neden oldu. Tepki gösteren vatandaşların trafik ekiplerinin önünü keserek yaşananlara itiraz etmesi, aslında üzerinde hepimizin düşünmesi gereken önemli bir tabloyu ortaya koydu.
Ben daha önce ne demiştim?
Burası kırsal bir coğrafya…
Kurtalan gibi ilçelerde, kırsal bölgelerde ehliyetsiz motosiklet kullanan, traktör kullanan vatandaşlara rastlamak mümkündür. Bu durumun doğru olduğunu savunmuyorum. Elbette trafik kuralları vardır. Elbette ehliyet gereklidir. Elbette kask takılmalıdır. İnsan hayatı her şeyden değerlidir.
Bunların hiçbirine itirazım yok.
Ama bir başka gerçeği de görmezden gelemeyiz:
200 bin liralık ceza, dar gelirli bir vatandaş için ne anlama geliyor, biliyor musunuz?
Gerçekten dünyanın sonu gibi…
10 bin liralık bir motosiklete binen bir vatandaşa 200 bin lira ceza keserseniz, o insanın hayatını altüst edersiniz. Bir cezayla sadece yanlış bir davranışı engellemeye çalışmazsınız; aynı zamanda o insanın devlete, kurallara ve uygulayıcılara bakışını da değiştirebilirsiniz.
İşte asıl tehlike burada başlıyor.
Ne oluyor?
Vatandaşın trafik polisine bakışı değişiyor…
Anlayış değişiyor…
Güven değişiyor…
Dostluk değişiyor…
Oysa biz bu ülkede gençlerimizi kazanmaya çalışıyoruz. Gençlerimizin devletine, milletine ve güvenlik güçlerine saygı duymasını, güvenmesini istiyoruz.
Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yıllardır yaşananların ardından, toplumun devlete olan bağını daha da güçlendirmek için büyük çaba harcanıyor. İnsanların gönlüne dokunmaya, güveni büyütmeye çalışıyoruz.
Devlet ve millet el ele yürümeye çalışırken, uygulamaların toplumun gerçeklerinden kopuk olması hepimizi düşündürmelidir.
Anadolu’nun birçok yerinde insanlar çiftçilikle, hayvancılıkla ve küçük üretimle geçiniyor. Eskiden eşekle, atla yapılan birçok iş bugün motosikletle ya da traktörle yapılıyor.
Kırsalda yaşayan vatandaşın yaşam biçimi, büyükşehirde yaşayan vatandaşın yaşam biçimiyle aynı değildir.
Evet…
“Kask yok.”
“Eldiven yok.”
“Ehliyet yok.”
“Trafik kurallarına uyulmuyor.”
Bunların hepsini söyleyebilirsiniz.
Ve tekrar söylüyorum: Trafik kuralları uygulanmalıdır. İnsan hayatı korunmalıdır.
Ancak bütün bunlar, dar gelirli bir vatandaşın 200 bin liralık bir cezayla karşı karşıya kalmasının toplumda oluşturacağı yıkımı görmezden gelmemizi gerektirmez.
Kırsalda yaşayan bir vatandaş için bazen bin lira bile çok büyük paradır. Bin lira ile bir aile günlerce geçinmeye çalışabilir.
Bu nedenle yasa koyucular, kanunları hazırlarken sadece masa başında rakam hesaplamamalıdır.
Türkiye’nin her bölgesini iyi tanımalıdır.
Vatandaşın nasıl yaşadığını bilmelidir.
Geçim derdini görmelidir.
Kırsalın şartlarını anlamalıdır.
Büyükşehir ile küçük ilçenin, sahil kentleriyle Güneydoğu’nun, ekonomik imkânları aynı olmayan insanların şartlarını değerlendirmelidir.
Ceza caydırıcı olmalıdır, yıkıcı değil.
Kurallar insanları hayattan koparmak için değil, hayatı daha güvenli hale getirmek için vardır.
Bugün ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar ve vatandaşın gelir düzeyi ortadadır. Trafik düzenini sağlamak elbette devletin görevidir. Ancak uygulanacak yaptırımların da toplumun ekonomik gerçekleriyle uyumlu olması gerekir.
Aksi halde vatandaşın zihninde şu düşünce oluşur:
“Devlet beni korumuyor, cezalandırıyor.”
İşte bu düşüncenin oluşmasına izin vermemeliyiz.
Trafik polisimiz de bu ülkenin evladıdır, vatandaşımız da…
Birbirlerini karşı karşıya getirmek yerine, kurallara uyumu sağlayacak daha etkili, daha eğitici ve toplumun şartlarını dikkate alan yöntemler geliştirmeliyiz.
Yasalar uygulanırken insani şartlar, ekonomik durum ve bölgesel farklılıklar da mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım…
Bugün söylediğimiz sözlerin yarın karşımıza çıkacağını unutmayalım.
Ben günler önce uyarmıştım…
“Bu cezalar, trafik polisi ile halkı karşı karşıya getirebilir” demiştim.
Ve ne yazık ki…
Haklı çıktım!
Demedi demeyin…
Hoşça kalın…
GÜNCEL
GÜNDEM
KÜLTÜR-SANAT
YEREL
SİYASET
SPOR
SAĞLIK
VİDEO
YAŞAM
ASAYİŞ
İLÇELER
EĞİTİM
HAKLI ÇIKTIM
Aytekin Alptekin
Yorumlar