Bir Müslüman olarak zaman zaman üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir konu olduğuna inanıyorum: İslam’ı ne kadar doğru öğreniyor ve ne kadar doğru anlıyoruz?
Bazen dinimizi yalnızca bize anlatıldığı kadar biliyor, duyduklarımızla yetiniyor ve kutsal kitabımızı doğrudan okumaya yeterince yönelmiyoruz.
Oysa İslam tarihinin en anlamlı başlangıçlarından biri, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (S.A.V.) gelen ilk emirle karşımıza çıkmaktadır:
“İkra!”
Yani:
“Oku!”
Bu kelime üzerinde hepimizin durması gerektiğine inanıyorum.
İslam, okumayı, öğrenmeyi, düşünmeyi ve anlamayı teşvik eden bir dindir. Elbette ibadetlerimizin, namazın, orucun, zekâtın ve diğer dini sorumluluklarımızın İslam’daki yeri son derece büyüktür. Ancak insanın inancını daha sağlam bir şekilde yaşayabilmesi için önce bilmesi, öğrenmesi ve anlaması gerekir.
İşte bu nedenle hocalarımızın ve âlimlerimizin en önemli görevlerinden biri de insanları sadece belirli ibadetlere değil, aynı zamanda Kur’an-ı Kerim’i okumaya ve anlamaya teşvik etmektir.
Çünkü Kur’an-ı Kerim’de Müslümanın hayatı, ahlakı, sorumlulukları, adalet anlayışı ve Allah’a karşı görevleri açık bir şekilde anlatılmaktadır.
Kur’an’ı Anlamak Artık Daha Kolay
Bugün Kur’an-ı Kerim’in anlamını öğrenmek için mutlaka Arapça bilmek zorunda değiliz.
Elbette Kur’an’ın aslını Arapça okumak ve öğrenmek son derece kıymetlidir. Ancak anlamını kavramak isteyen herkes, Türkçe meallerden, tefsirlerden ve güvenilir kaynaklardan yararlanabilir.
Akıllı telefonlarımızda bile Kur’an-ı Kerim’in Türkçe meallerine ulaşabiliyoruz.
Önemli olan sadece okumak değil, okuduğumuzu anlamaya çalışmaktır.
İslam hakkında zihnimizde oluşan birçok soru işaretine, başkalarının yorumlarıyla değil, mümkün olduğunca güvenilir kaynaklardan ve Kur’an’ın mesajını anlamaya çalışarak cevap bulabiliriz.
Din Görevlilerinin Görevi Öğretmektir
Elbette hocalarımızın ve din âlimlerimizin toplumdaki yeri son derece önemlidir.
Din görevlileri; bilmeyene öğretir, namaz kılmayı bilmeyene yardımcı olur, sureleri öğrenmek isteyenlere rehberlik eder ve insanların dini konulardaki sorularına cevap vermeye çalışır.
Zaten İslam’ın en güzel yönlerinden biri de budur:
Bilenin bilmeyene öğretmesi…
Ancak hiçbir Müslüman, dinini öğrenme sorumluluğunu tamamen başkasına bırakmamalıdır.
Hepimiz okumalı, araştırmalı, sormalı ve öğrenmeliyiz.
Çünkü iman, bilgiyle güçlenir.
İslam Bir Bütündür
Halk arasında sıkça dile getirilen 32 farz içerisinde imanın şartları ve İslam’ın şartları önemli bir yer tutar.
Ancak İslam’ı yalnızca belirli ibadetlerden ibaret görmek doğru değildir.
Namaz kılmak önemlidir.
Oruç tutmak önemlidir.
Hacca gitmek büyük bir ibadettir.
Fakat İslam aynı zamanda adalettir, merhamettir, dürüstlüktür ve kul hakkına dikkat etmektir.
Örneğin kişi ibadetlerini yerine getirirken, üzerine farz olan zekât sorumluluğunu ihmal ederse, dinin başka bir emrini yerine getirmemiş olur.
İslam’da malın da bir sorumluluğu vardır.
Allah’ın insana verdiği nimetlerin içerisinde ihtiyaç sahiplerinin hakkı bulunabilir.
Bu nedenle Müslümanlık sadece belirli ibadetleri yapmak değil, aynı zamanda Allah’ın emirlerini bir bütün olarak anlamaya ve yaşamaya çalışmaktır.
İslam’ın Temelinde Adalet Vardır
İslam’ın en önemli değerlerinden biri adalettir.
Adalet sadece mahkemelerde aranacak bir kavram değildir.
Evimizde adalet…
İş yerimizde adalet…
Ticaretimizde adalet…
Komşularımıza karşı adalet…
İnsanlara karşı merhamet…
İşte Müslümanın hayatına yön vermesi gereken değerler bunlardır.
Bütün bunları daha iyi anlayabilmenin yolu ise yine ilk emre dönmektedir:
İKRA… OKU!
Okuyalım.
Araştıralım.
Düşünelim.
Öğrenelim.
Kur’an-ı Kerim’i sadece yüzünden okumakla yetinmeyelim; anlamını da kavramaya çalışalım.
Böylece İslam’ın felsefesini, hikmetini, ahlakını ve insanlığa sunduğu değerleri daha iyi anlayabiliriz.
Her Nefis Ölümü Tadacaktır
Unutmamalıyız ki dünya hayatı sonsuz değildir.
Hepimizin bildiği gibi:
Her nefis ölümü tadacaktır.
Bu dünya bir imtihan yeridir.
İnsan yaptığı iyiliklerden, kötülüklerden ve sorumluluklarından hesaba çekileceğine inanır.
İşte bu nedenle hayatımız boyunca kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Ben ne kadar biliyorum?”
Ve daha önemlisi:
“Bildiklerimi hayatımda ne kadar uyguluyorum?”
Bazı insanların inanç konusunda farklı düşünceleri olabilir.
İnanan da vardır, inanmayan da…
Ancak bir Müslüman olarak bizim görevimiz, inancımızı baskıyla değil; güzel ahlakla, bilgiyle, merhametle ve samimiyetle yaşamaktır.
İnancımızdan taviz vermeden, başkalarının düşüncelerine de saygı duyarak kendi yolumuzda ilerlemeliyiz.
Sonuçta herkes kendi inancından ve yaptıklarından sorumludur.
Benim için ise bu yazının özeti tek bir kelimede saklı:
İKRA…
OKU!
Oku ki öğren…
Öğren ki anla…
Anla ki doğru yaşa…
Doğru yaşa ki hem kendine hem de insanlığa faydan olsun…
Değerli okurlar, sürçülisan ettiysek affola.
Elbette bizden daha bilgili, daha donanımlı ve daha iyi bilen insanlar vardır. Bizim amacımız kimseye ders vermek değil; birlikte düşünmek, sorgulamak ve öğrenmenin önemini hatırlatmaktır.
Rabbim hepimizin yolunu açık etsin.
Allah hepimizin yar ve yardımcısı, yol göstericisi olsun…
İKRA… OKU!
GÜNDEM
ASAYİŞ
EKONOMİ
SPOR
VİDEO
GÜNCEL
SİYASET
KÜLTÜR-SANAT
YEREL
İKRA… OKU!
Aytekin Alptekin
Yorumlar