Zaman zaman hepimiz sosyal medyada dolaşıyoruz. Kimi zaman birkaç saniyelik bir video, kimi zaman da üzerinde uzun uzun düşünmemize neden olan bir konuşma çıkıyor karşımıza.
Geçtiğimiz günlerde kuru yemiş satan bir esnafın anlattıkları dikkatimi çekti. Belki hepimizin zaman zaman sorduğu ama cevabını bir türlü bulamadığı bir soruyu gündeme getiriyordu.
Diyor ki:
“Fındık Trabzon’da 150 liradan fabrikaya satılıyor. Ben bu fındığı 900 liradan alıyorum, müşterime de 1.200 liraya satıyorum.”
Şimdi burada bir duralım.
Üretici 150 liraya satıyor. Ürün fabrikaya gidiyor, işleniyor, ardından kuru yemişçiye 900 liraya ulaşıyor. Esnaf da 1.200 liraya tüketiciye satıyor.
Peki aradaki 1.050 lira nerede oluşuyor?
Elbette ürünün işlenmesi, paketlenmesi, depolanması, nakliyesi, personel giderleri, vergi ve diğer maliyetler var. Bunların hepsini hesaba katalım.
Diyelim ki kuru yemişçinin kilogram başına 300 lira kazancı var.
Nakliyeye de 250 lira diyelim.
Hâlâ geriye ciddi bir fark kalıyor.
İşte insanın kafasını karıştıran nokta tam da burası.
ÜRETİCİDEN TÜKETİCİYE UZANAN BÜYÜK FARK
Bir kilogram fındığın üreticiden çıkış fiyatıyla tüketicinin ödediği fiyat arasında bu kadar büyük fark oluşuyorsa, bunun hesabını kim yapacak?
Üstelik mesele sadece fındık değil.
Fıstıkta, çekirdekte, cevizde, bademde ve diğer kuru yemişlerde de benzer fiyat farklarını görüyoruz.
Aynı tabloyu narenciyede de görüyoruz.
Buğdayda, arpada, mercimekte, fasulyede de…
Üretici; mazotun, gübrenin, ilacın ve işçiliğin yüksek maliyetleri altında üretim yapıyor. Tarlasından çıkan ürünü çoğu zaman beklediği karşılığı alamadan satıyor.
Ama aynı ürün tüketicinin sofrasına geldiğinde fiyat bambaşka bir noktaya ulaşıyor.
Üretici neden kazanamıyor, tüketici neden pahalıya alıyor?
Asıl sorulması gereken soru belki de bu.
“ARADAKİ PARA NEREYE GİDİYOR?”
Ben ekonomist değilim.
Tarım piyasalarının nasıl işlediğini, fabrikaların hangi maliyetlerle üretim yaptığını, nakliye ve depolama giderlerini bütün ayrıntılarıyla bilmiyorum.
Maliye müfettişi değilim. Faturaların nasıl takip edildiğini, üreticiden tüketiciye kadar olan zincirin hangi noktalarında denetlendiğini de bilmiyorum.
Ama bir vatandaş ve gazeteci olarak şunu görüyorum:
Üretici ile tüketici arasındaki fiyat makası giderek büyüyor.
İşte insanın kafasını karıştıran da bu.
Bir ürünün üreticiden çıkış fiyatı belli, tüketicinin ödediği fiyat belli.
Peki aradaki farkın tamamı gerçekten maliyetlerden mi kaynaklanıyor?
Yoksa bu zincirin bazı halkalarında olması gerekenden çok daha yüksek kârlar mı elde ediliyor?
Bunun cevabını ben veremem.
Ama bu sorunun cevabını verebilecek kurumlarımız var.
ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE KAYBEDİYOR
Ortada garip bir tablo var.
Üretici, “Ben bu üründen para kazanamıyorum” diyor.
Tüketici, “Bu fiyatlara nasıl alışveriş yapacağız?” diye isyan ediyor.
Aradaki zincirde ise ürünün fiyatı katlanarak büyüyor.
Burada bir yanlışlık varsa bunun ortaya çıkarılması gerekiyor.
Çünkü mesele yalnızca bir kilogram fındığın fiyatı değil.
Mesele, tarımdan geçinen milyonlarca insanın emeği ve sofraya ulaşan ürünün fiyatı.
Üreticinin emeği değerini bulmalı, tüketici de fahiş fiyatlarla karşı karşıya bırakılmamalı.
BU ZAM TRAFİĞİ NASIL DURACAK?
Benim gördüğüm kadarıyla ortada ciddi bir “zam sarmalı” var.
Bir ürünün fiyatı bir noktada yükseliyor, sonraki halka üzerine kendi maliyetini ve kârını ekliyor. Sonra bir başka halka aynı şeyi yapıyor.
En sonunda ürün tüketicinin önüne geldiğinde başlangıç fiyatıyla arasında dağlar kadar fark oluşuyor.
İşte benim kafamı karıştıran mesele bu.
Belki bunun ekonomik bir açıklaması vardır.
Belki maliyetler gerçekten çok yüksektir.
Belki tedarik zincirinde herkesin kendine göre haklı bir gerekçesi vardır.
Ama bütün bunların bağımsız ve şeffaf şekilde ortaya konulması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü üretici de tüketici de aynı sistemin içinde.
Biri ürününü ucuza satıyor, diğeri pahalıya alıyor.
O zaman aradaki büyük farkı konuşmak hepimizin hakkı.
Ben bu işin uzmanı değilim. Bu nedenle kesin hüküm vermek istemiyorum.
Ancak bizden çok daha iyi eğitim almış, bu konuların uzmanı olan ekonomistlerimiz, bürokratlarımız ve denetim kurumlarımız var.
Onların görevi de zaten bu soruların cevabını ortaya koymak.
Üreticiden tüketiciye uzanan bu fiyat zinciri incelendiğinde, paranın nerede ve neden bu kadar büyüdüğünü hep birlikte görsek fena mı olur?
Bence olmaz.
Hatta tam tersine, hepimizin kafasındaki soru işaretlerini gidermek için böyle bir şeffaflığa bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
Şimdilik benim söyleyeceklerim bu kadar.
Gerisini bilenler, araştıranlar ve denetleyenler anlatsın.
Hoşça kalın.