Cahilliğinden habersiz sürüklenen insanlığımız yalan yanlış bilgillendirilmelerle Agnotoloji tutsaklığının altın çağını yaşıyor.
Gerçek nedir bilmeden en kolay şeyin bilgiye ulaşmak olduğu bir dönemde cahil kaldık. Cahil; bilmeyen değil, bilgiye ihtiyaç duymadığını iddia edenken
Agnotoloji adlı bir bilimle ne bildiğimizi bilmediğimiz bir başka cahillikle daha karşı karşıya kaldık ki bu konu önemli.
Kişilerin ve şirketlerin menfaatleri gereği nasıl cehalet ve yanlış bilgi yaydığını, bilgiyi bulanıklaştırdığını inceleyen bilgisizlik bilimi olarak da tanımlayabileceğimiz Agnotoloji namı diğer adıyla “Cehalet Yayma Bilimi” ülkemizde iyi işliyor. Adeta bir Agnotoloji laboratuvarında gibiyiz. Ben de bir laborant edasıyla, kan görmeyi sevmediğimden, sürüntü alıp mikroskopla inceleyim dedim ülkemi. Neler var neler…
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı seven ülkem şimdilerde hem fikir sahibi hem de bolca cahil üreten bilgiyle donatılmış durumda. Gerçek cahil ise neredeyse kalmadı, elhamdülillah…
Bilgilenmek için okumak, araştırmak, merak etmek gerekmiyor artık. Çıt açıyorsun televizyonu bilgi yağıyor adeta, sular seller gibi şakıyor herkes.
Hiç okumayan ile okur yazar olan, eli kalem tutanla tutmayanlar arasında da hiç fark yok…
Peki bu nasıl oluyor?..
Ekranlar, Agnotoloji ürünü herşeyolog'larla dolu. Bu herşeyolog Agnotologlar; cehaleti yayma bilimi peşinde at koşturuyor.
Bilim adamlarının bir kısmı en yakınlarda yaşadığımız büyük salgınlardan biri olan Covid-19 pandemisinin başından beri 'Bu iş aşıyla çözülebilir.' dedikçe sesi daha yüksek çıkan bir başkası 'Kelle paça çorbası için, iyi gelir, salgını büyütmeye gerek yok' diyebiliyor! Bir diğeri ‘Damar içine vitamin C yapın, virüsten böyle korunabilirsiniz' diye de ekliyor. Hem de isminin başında koca koca akademik unvan bulunan bu kişiler yapıyor bunu ve dahi aynı ünvanlı kişilerden ‘Biz Türklerin genleri güçlü, bize bir şey olmaz' diyebiliyor. Ortada üç akademisyen ve üç farklı görüş varken toplum bir tek aşı karşıtlığına sığınabiliyor. Yetmiyor kelle paçalar içiliyor, C vitaminleri enjekte ediliyor, ‘Türk geni var bende!’ diye koltuklarda gerim gerim geriliniyor. Halk şüpheleniyor şüphelenmesine, merak da ediyor ama bu şüphe ve merak gerçeği bilmeye yetmiyor. Her şey bilimin aleyhine işlerken cehaletin lehine gelişiyor; algı yönetiliyor. Nihayetinde kitleler böylece her durumda yönetilir hale getiriliyor. (Devamı yarın)