“Biz hangi çağdayız?” diye sormak aslında basit bir soru gibi görünüyor.

Cevabı da hazır: Teknoloji çağındayız. Ama mesele yalnızca çağın adını koymak değil; o çağın içinde gerçekten nerede durduğumuzu sorgulamak.

Tarih boyunca insanlık farklı dönemlerden geçti: taş devri, bronz devri, sanayi devri…

Bugün ise dijital ve teknoloji çağının tam ortasındayız. Her gün yeni bir uygulama, yeni bir cihaz, yeni bir yenilikle karşılaşıyoruz.

Artık dünya, bir ekranın içine sığmış durumda. Tek bir dokunuşla bilgiye ulaşıyor, iletişim kuruyor, hatta hayatımızı yönetiyoruz.

Peki biz bu teknolojinin neresindeyiz?

Elimizde yüksek bedeller ödeyerek aldığımız akıllı telefonlar var.

Ama dürüst olalım: Kaçımız o cihazların sunduğu imkanların tamamını kullanabiliyor?

Büyük çoğunluğumuz yalnızca temel özelliklerle yetiniyoruz. Sosyal medya, mesajlaşma ve birkaç uygulama…

Oysa cebimizde taşıdığımız şey, küçük bir bilgisayardan çok daha fazlası.

Daha da önemlisi, interneti nasıl kullandığımız. İnternet, insanlık tarihinin en büyük bilgi hazinelerinden biri.

Doğru kullanıldığında insanı geliştirir, ufkunu açar, dünyayı anlamlandırmasını sağlar.

Ama yanlış kullanıldığında zaman kaybına, bilgi kirliliğine ve yüzeyselliğe dönüşür.

Bugün kendimize sormamız gereken soru şu: Biz interneti gerçekten öğrenmek ve üretmek için mi kullanıyoruz, yoksa sadece tüketmek için mi?

Eğer teknolojiyi doğru kullansaydık, belki de sadece günlük akışın içinde kaybolmak yerine; bilime, tarihe, evrene daha fazla kafa yorardık.

Nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi, dünyadaki yerimizi daha iyi anlayabilirdik.

Başka ülkelerle kıyas yapmak yerine, kendi gelişimimize odaklanırdık.

Unutmayalım: Teknoloji tek başına bir anlam ifade etmez. İnternet olmadan cihazlar işe yaramaz; cihazlar olmadan da internet eksik kalır. Ama asıl eksik olan, bunları bilinçli kullanma becerisidir.

Bugün teknoloji çağında yaşıyoruz ama çoğu zaman onu nasıl kullanacağımızı bilmiyoruz.

Nerede, ne için, nasıl kullanmamız gerektiği konusunda ciddi bir eksikliğimiz var.

İşte bu yüzden belki de çağımız teknoloji çağı olsa da, biz zihinsel olarak hâlâ geride kalabiliyoruz.

Oysa teknoloji doğru kullanıldığında hayatı kolaylaştırır, üretimi artırır ve insanı geliştirir. Bunun yolu da çok basit bir ilkeye dayanır:

Biliyorsan öğret, bilmiyorsan öğren.

Bugün teknolojiye dair sayısız kurs, eğitim ve kaynak var. Biraz merak, biraz çaba ile herkes kendini geliştirebilir.

Önemli olan, bu imkânları fark etmek ve değerlendirmek.

Çünkü mesele hangi çağda yaşadığımız değil; o çağı ne kadar doğru yaşadığımızdır.

Hoşçakalın.