Herkesin yolu, en az bir kez, Batman Araştırma Hastanesi’nin acil servisinden geçmiştir. Kimi hasta olarak, kimi de bir yakınının refakatçisi olarak… Ben de geçtiğimiz akşam refakatçi olarak acil serviste bulunma imkânı buldum. Gördüklerim ise gerçekten düşündürücüydü.

Saat 20.00 civarı… Acil servis adeta bir insan seli. Yeşil alan, sarı alan, kırmızı alan… Hepsi dolu. Doktorlar yoğun, hemşireler bir koşturmaca içinde, ambulanslar peşi sıra geliyor. Dışarıda bekleyenler var, içeride ise neredeyse iğne atsanız yere düşmeyecek bir kalabalık.

Ambulanslarla gelen hastaların büyük bir kısmı yaşlı vatandaşlardan oluşuyor. Bunun yanında iş kazaları, kalp ve tansiyon rahatsızlıkları da dikkat çekiyor. Saatler ilerledikçe yoğunluk azalmıyor, tam tersine devam ediyor. Gece yarısına, saat 24.00’e kadar tablo değişmiyor.

Ancak saat 00.05’i geçtikten sonra ilginç bir şekilde ortamda adeta bir durulma yaşanıyor. Bir anda ne yoğun hasta kalıyor ne de o kalabalık hareketlilik… Her şey bir anda kesiliyor. Sessizlik hâkim oluyor.

Derken saat 02.00 civarı yeniden ambulans sesleri yükseliyor. Bu kez gelen vakalar daha farklı; yaralılar, kavga olayları, kesici alet yaralanmaları, hatta ateşli silahla yaralanmış vakalar… Ambulansları takip eden polis araçları da dikkat çekiyor. Uyuşturucu etkisi altında olduğu anlaşılan, yarı baygın hastalar da getiriliyor ve müdahale altına alınıyor.

Ve sonra yine aynı döngü… Saat 04.00’e doğru her şey bir kez daha bıçak gibi kesiliyor. Ortada ne yoğun hasta kalıyor ne de o hareketlilik… Herkes bir anda sanki dinlenmeye çekilmiş gibi.

İşte asıl soru burada başlıyor:

Acaba insanlar gerçekten sadece akşam 20.00 ile gece 24.00 arasında mı hastalanıyor? Tansiyonlar bu saatlerde mi yükseliyor? Kalp rahatsızlıkları hep bu zaman diliminde mi ortaya çıkıyor?

Açıkçası bu tabloyu anlamlandırmak kolay değil. İnsan ister istemez “Bu işte başka bir durum mu var?” diye düşünmeden edemiyor. Belki de toplum olarak psikolojik bir eşik, bir davranış kalıbı söz konusu… Belki de acile başvuru alışkanlıklarımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.

Sonuç olarak şunu söylemek gerekir: Gece gündüz demeden büyük bir özveriyle çalışan doktorlarımıza, hemşirelerimize ve tüm sağlık çalışanlarımıza minnettarız. Allah devletimize ve sağlık ordumuza zeval vermesin. Çünkü onların olmadığı bir tabloyu düşünmek bile zor.

Hoşçakalın.