Geçtiğimiz günlerde yolum İstanbul’daki Erzurumlular Derneği’ne düştü. Çaylar tazelendi, sohbet koyulaştı. Söz döndü dolaştı, topluma yön veren "akil adamlar" meselesine geldi. Dadaşların duruşu net: “Bizde akil adamın sözü senettir, ağırlığı her şeyin önündedir,” dediler. Sonra merakla bana döndüler: “Peki, Batman’da durum ne? Sizde akil adam var mı?”
Hafifçe gülümsedim. “Olmaz mı?” dedim, “Bizde akil adamdan bol ne var...”
Şaşırdılar. “Nasıl yani?” der gibi bakınca başladım bizim buraların "akillik" kriterlerini sıralamaya:
“Biz kimsenin geçmişine bakmayız. İmanına, ahlakına, karakterine pek takılmayız. Heybesi dolu mu, arazisi çok mu, parası gani mi? Tamamdır! Al sana en alasından akil adam. Bayramına gideriz, taziyesinde boy gösteririz, elini öper önünde ilikleniriz.”
Önce şaka yaptığımı sandılar. "Dalga mı geçiyorsun?" dediler. Ciddiyetimi bozmadım: “Vallahi bizdeki tarif bu. Bugüne kadar sizin anlattığınız türden birine rastlamadım ki tarif edeyim. Akil kime denir, ben de bilmiyorum.”
Masadakiler kahkahayı bastı. “Yahu,” dediler, “Sen bunca yıllık gazetecisin, yazar çizersin; akil adamın tarifini nasıl bilmezsin?”
Israr ettim, "Gerçekten bilmiyorum," diye. Onlar başladılar kendi pencerelerinden anlatmaya:
Geçmişi tertemiz olacak. Karakteri sağlam, adaleti şaşmaz olacak. Zenginlik ya da fakirlik bir kriter değil; zekâsı ve vicdanı önceliği olacak.Toplumun önünde yürüyen, sözüne güvenilen, düşünen insan olacak.
Dinledim ve acı gerçeği bir kez daha yüzlerine vurdum: “Kardeşim, sizin bu dedikleriniz Batman’da ya yok ya da bana hiç denk gelmedi.”
Batman’da maalesef Nasrettin Hoca’nın o meşhur fıkrası hüküm sürüyor: Parayı veren düdüğü çalıyor. Servetiniz ne kadar yüksekse, çevrenizdeki "akillik" puanınız da o kadar artıyor. Doğruya doğru, eğriye eğri...
Şimdi bu satırları okuyan bazıları hemen savunmaya geçecek: “Vay efendim, sen nasıl Batman’da kanaat önderi yok dersin? İşte şu var, bu var, falan sülalenin büyüğü var...” Kusura bakmayın ama ben gördüğüme inanırım. Belki çevremden duyuyorum; "şu aileden şu kişi önderdir, bu kişi büyüktür" diye ama sahaya baktığımda o ağırlığı göremiyorum.
Sonuç Ortada: Kim Kime Dum Duma!
Eğer Batman’da gerçek anlamda akil insanlarımız ve kanaat önderlerimiz olsaydı;
Şehrin çözülmeyecek tek bir sorunu kalmazdı.
Husumetler bitmek bilmeyen mahkeme koridorlarına taşınmaz, sağduyuyla çözülürdü.
Toplumdaki bu "kim kime dum duma" hali son bulurdu.
Ama tablo net: Çözülemeyen kavgalar, bitmeyen davalar ve her geçen gün derinleşen bir başıboşluk...
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar, biliyorum. Muhtemelen bu yazıdan sonra beni sekizinci köye bile almayacaklar ama sözümün arkasındayım: Batman’da paraya endeksli olmayan, gerçek anlamda bir "akil insan" boşluğu var. Gören varsa haber versin.
Hoşçakalın.