Rahman ve rahim olan yüce Allah'ın adıyla. Tüm övgü ve takdirler Allah'a mahsustur. Salat ve selam Kainatın efendisi, rehber ve rahmet Peygamberi efendimiz Muhammed sav’me olsun.

    Kıymetli Okurlar; Yüce Allah bizleri yeryüzü sahnesine bir sebep  ve bir gaye için göndermiştir. Müslüman olmayı kabullenmeyle sorumluluk duygusunu kabullenmiş ve onun gereklerini yerine getirmeyle mükellef tutulmuşuz. Yapmamız gereken ve uzaklaşmamız gereken kaide ve kurallar vardır. Müslüman olmamızın gereği olan,yüce Allah’tan ve Peygamberimiz sav’den gelen ilkeler doğrultusunda bir hayatı yaşama mecburiyeti ve zorunluluğumuz vardır.

   Yani kulca bir hayatı yaşamalıyız. İşte o yaşamamız ve yapmamız gereken şeylerden bir tanesi de Emri bilma’ruf ve Nehyi anil münkerdir. İyiliği emretmek ve kötülükten insanları uzaklaştırmaktır.

Oldukça önemli ve gerçek bir Müslümanlığın mihenk taşlarından bir tanesidir. Yaşıyor olduğumuz bu hayatta, gayri İslami hareket ve muamelelerin gün geçtikçe bir virus gibi aramıza girmesi ve artış gösterdiği bu hayatta, haç gibi, oruç gibi, zekat gibi,namaz gibi müslümanın boynunda bir mecburiyet ve yakasını kurtaramayacağı bir sorumluluktur.

   Yani Müslüman olduğunu iddia eden bir Müslüman için farzdır. Ve gereğini yapmak zorundadır.

Yüce Allah buyuruyor:

“Siz, insanlığın kurtuluş ve mutluluğu için yeryüzü sahnesine çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; hayata doğrudan müdahale eden toplumsal bir güç olarak insanlara adâleti, doğruluğu, iyiliği emreder ve yaygınlaştırırken; zulme, haksızlığa, isyankârlığa, günaha, kötülüklere engel olursunuz. Çünkü siz, Allah’a ve O’nun gönderdiği bütün kitaplara ve elçilere gerektiği gibi inanırsınız.

Eğer Kitap Ehli olarak bilinen Yahudi ve Hıristiyanlar da sizin inandığınız gibi inanmış olsalardı, elbette bu, kendileri için hayırlı olacaktı. Gerçi içlerinde inananlar da yok değil, fakat pek çokları Allah’a başkaldırarak doğru yoldan çıkmış olan fâsıklardır”.  buyurmaktadır. (Ali İmran 110)

En hayırlı ümmet olmanın şartı budur kıymetli okurlar.

   Hayırlı ümmet, hayırlı bir insan, hayırlı bir baba, bir amca, bir dayı, bir komşu olabilmenin yolunu öğretiyor bizlere yüce Allah. Hayırlı ve faydalı olmanın yolu bunu yapmakla elde edilebilir

   Hz Ali ra buyuruyor: Bu ümmetten bir fert olmak isteyen kişi, Allah’ın bu ayette ileri sürdüğü bu şartları yerine getirsin. Neydi onlar,

1.Emri bil ma’ruf.

2.Nehyi anil münker.

3.Allah’a iman.

  

 

Yine aynı surede geçen başka bir ayette ise yüce Allah, bu ümmet içerisinde bu işi yapan bir topluluğun mutlaka bulunmasını emrediyor.

 “İçinizden, insanlığı hayra çağıran, Kur’an’ın ortaya koyduğu evrensel adâlet ölçüleri çerçevesinde iyiliği emreden ve kötülükleri önlemeye çalışan yönetme ve yönlendirme yetkisine sahip bir topluluk bulunsun. İşte gerçek anlamda mutluluğa ve kurtuluşa erenler, bunlardır.” (Ali İmran 104)

Eğer bu görevi yerine getirmeyecek olursanız, sizden öncekilerin başına gelen felâketler, sizin de başınıza gelebilir. O hâlde;

“Sakın ola ki, kendilerine hakîkati tüm berraklığıyla gösteren Tevrat, İncil ve Kur’an gibi apaçık belgeler gelmesine rağmen ayrılığa düşüp dağılanlar gibi olmayın! Çünkü onlar için, büyük bir azap vardır.” diye buyurmaktadır. (Ali İmran105).

Bu ayetle de Yüce Allah bu ümmet içerisinde bu işi yapanların olması gerektiğini emrediyor.

   Değerli Okurlar; Bu işi yapanlarınız mutlaka bulunsun. Bu bir emirdir. İnsanlığı ve insanları içinde bulundukları yanlışlardan, gayri İslami tavır ve davranışlardan uyarıp, uzaklaştırma emridir.. Bir evde, bir iş yerinde, bir mahallede, bir köyde ve bir şehirde ikamet edenlerin böyle bir sorumlulukla karşı karşıya olduklarını unutmasınlar. Bu kaçamayacağımız bir sorumluluktur.

Bu konuda Yüce Peygamber sav’de şöyle buyuruyor:

“İçinizden kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmiyorsa diliyle, Buna da gücü yetmiyorsa kalben nefret etsin, olması için dua etsin. Ama bu zayıf bir imanı olanın yapacağı bir şeydir.”buyurmaktadır.

Bu bir farziyettir ve bu farziyeti yapacağız ve uyaracağız. Yapmadığımız zaman ne olacak. Sıcağa soğuğa dokunmadan, sırtı üstü yatıp keyif çatarak, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyemeyiz. O yılan bir gün mutlaka bizlere de dokunacaktır.

   Abdullah ra, den Efendimiz sav şöyle buyurdu: ”Benden önce hiçbir ümmete Allah’ın gönderdiği bir peygamber yoktur ki, kendi ümmetinden, sünnetini tatbik eden ve emrine uyan yardımcıları ve arkadaşları olmasın. Bundan sonra onların yerini alan bir nesil gelir ki bunlar, yapmadıklarını söyler ve emir olunmadıklarını yaparlar. Kim, eliyle bunlara karşı savaşırsa mü’mindir, kim dili ile bunlarla savaşırsa, mü’mindir. Kim, kalbi ile bunlarla savaş ederse oda mü’mindir. Bunun ötesinde hardal tanesi kadar iman yoktur”  diye buyurmaktadır.(Müslim. 679.)

   Rabbim muhafaza etsin. Bunlara müdahale etme iradesine sahip olmayı nasip etsin. Çevresindeki Çirkin olaylara nemelazımcı bir tavır göstermeyip duyarlılık gösterenlerden eylesin.  AMİN       

DEVAMI BİR SONRA Kİ  YAZIDA