Bazı durumların farkında olan bir toplumuz.

Özellikle Ramazan ayı bizlere bu durumu apaçık göstermekte.

Sen evinde et yiyebiliyorken bir başkası bir tas çorbaya talip.

Tabi biz her şeyi yiyebildiğimiz zaman bir başkasının da bunları yediğini düşünürüz Oysaki hiç öyle değil.

Gel gelelim paylaşmanın, yardımlaşmanın ve bu güzel ayın amacına, tuttuğumuz orucun faziletine.

Sabır ayı Ramazan, Rahmet ayı, nefsi ele geçirme dizginleme ayı, halka kulluğun ve maneviyatın zirveye çıktığı bir ay Paylaşmanın daha da yoğun olduğu müthiş bir ay.

Açlık ve susuzluğun meydana getirdiği hisle diğer zamanlarda hiç fark etmediğiniz pek çok özelliği fark ediyoruz. Oruçlu insanın hissettiği açlık ve susuzluk sayesinde yiyecek ekmek bulamayan insanlarla empati kurabildiğini, Ramazan ayının Müslümanlara bu empati duygusuyla yardımlaşma imkânı sağlıyor.

Yaradan’ın yarattıklarına şefkat ve merhametin İslam dininin temelini oluşturur. Olduğunuzu fark ettiğiniz zaman Allah’ın yarattıklarını da fark ediyorsunuz, Daha fazla insani ilişkileri gözden geçirebiliyoruz.

Aslında bu ayda pek çok şeyin farkına varabilme ve birçok şeyde kendimizi, nefsimizi ruhumuzu, açlıkla terbiye etmesini öğreniyoruz.

Tabi mesele aç kalıp ezan okununca tıka basa yemek yemek değil.

Orucun amacı apaçık bellidir.

Allah bu dünyada geçimi kimi zengin kimi fakirlikle imtihana tabi tutuyor. Zengini yardıma ihtiyacı olanların yardımına davet ediyor. Zenginler maddiyat açısından sıkıntı çekenlerin açlık hallerini ancak oruçtaki açlıkla tam anlayabilirler. Oruçlu zengin, fakirin ne kadar merhamete ve şefkate muhtaç olduğunu o zaman anlar. Yani zenginin de nefsine açlık çektirme mecburiyeti lazımdır ki, hakiki açlığın ne olduğunu anlayabilsin. O halde oruç bu durum için de bir vesiledir. Zaman zaman kimileri ben fakir bulamıyorum ki bir sadaka vereyim, herkesi zengin görmekle yardım elini uzatmak istemeyenler var. Oysa herkes kendinden daha durumu olmayan birini bulabilir. Aç ve fakir insanları görmek isteyen varsa? Çöplüklerden ekmek toplayan,  sosyal yardımlaşma vakfı önünde bir kap yemek evine götürmek için sırada bekleyen, iş umudu ile gurbete giden, iş bulamayan, park ve sokaklarda aç bekleyen insanlara bakın,  insanların geçim derdinden canına kıyanların sayısına bakın. Fakir var mı, yok mu?  Kararı verin. İnsanlar arası yardımlaşma ve dayanışmayı en güzel ifade eden Peygamberimiz (a.s.) şöyle buyurmaktadır: “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.”

Aç olan hayvanlardan bile sorumluyuz. Özellikle de onları unutmayalım bir kap su bir kap yemek daima kapıda, sokağınızda bulunsun. Bunu yapmak vicdan, merhamet meselesi ben güzel insanların bunları daima yaptığını biliyorum.

Yapmayan varsa da lütfen yapın. Birbirimizle yardımlaşma ve dayanışma toplum karşısında sorumluluğumuzu da bilmeliyiz. Sıkıntıları gidermeliyiz. Dertlere çare olmalıyız. İhtiyaç sahiplerini arayıp bulmalıyız. Kimin sıkıntısı neyse onu halletmeliyiz. Ramazanda sosyal yardım kuruluşları ve şahıslar erzak yerine belirli miktarda para verdiği Zaman kişi ihtiyacı neyse ona göre ihtiyacını giderebilmeli.         

İnşallah bu aydan sonra da böyle olmayı mevlam nasip eyler.

Paylaşabilmenin, büyük bir lütuf olduğunun bilincindeyiz biliyorum.

Değil bu ayda her Zaman ihtiyaç sahiplerine el uzatalım.

Unutmayın "Siz yerdekilere merhamet edin ki göktekiler (Allah ve melekler) de size merhamet etsin. "