24 Haziran seçimleriyle beraber Türkiye 'Yeni Yönetim Sistemi'ne de geçmiş oldu. Sistemin nasıl işleyeceği, neler kazandıracağı, olasılıklar halen tartışılıyor.

Ancak söz konusu olabilecek aksaklıklarla ilgili de yeni uyum yasaları çıkarılarak bu aksaklıklar da giderilecektir.

Devlet işlerinde devamlılık ve ivedilik esastır. Yeni yönetim sistemiyle beraber 1970’li ve 1990’lı yılların adeta bir fetret dönemini andıran günlerini geride bırakılacak gibi görünüyor.  Koalisyon tabiri ne yazık ki bu ülkenin mesaisinden çalmış ve ülkenin yönetme iradesini adeta ince bir ipliğe bağlı hale getirmiştir. Güçlü bir ülke kurumsal faaliyetlerini tamamlamış, kurumsallaşmış ve işlerini düzene koymuş bir ülkedir. Özellikle 90’lı yıllarda devlet işlerinde demokrasi dışı farklı grupların etkin hale gelmesi, paralel yapıların ortaya çıkması ve devlet içinde güçlenmesi yukarda da sözünü ettiğim güçlü demokratik yönetimlerin kurulamamasından kaynaklanmaktaydı. Bürokrasi erki demokratik siyasal erkin ötesinde bir kudrete malik hale gelmişti. Devlet içinde güçlenen yapılar, farklı senaryolarla ve dışarıdan da kulaklarına fısıldanarak ülkenin siyasi ve iktisadi faaliyetleri üzerinde  istediği senaryoyu devreye koyabiliyordu. Bunlardan en bariz olanı da '28 şubat post modern darbesi 'dediğimiz zulüm olayıdır.

Ak Parti hükümetlerinin istikrarla devleti yönetmesi zamanla bu farklı grupların ve paralel yapıların tepesine çökmesini de beraberinde getirdi. Halkın demokrasiye güveni ve desteği demokratik siyaseti güçlendirmiş ve kısa vadede anlaşılamasa da uzun vadede fark edilebilen sessiz bir devrimi beraberinde getirmiştir. Bürokrasiye bir nizam verilmiş, devlet işleri düzene geçmiş ve halkın tercihiyle, demokratik bir şekilde seçilenler dışında, devleti yönetme kudreti kimseyle paylaşılmamıştır. Devletin tüm kurumları demokratik yönetim, halk iradesi karşısında değil, yanında durmayı bilmiştir. Nitekim bu kurumlar, farklı  grupların tezgahından kurtarılarak memleket için daha verimli işler yapan kurumlar haline gelmişlerdir. Yeni sistemle beraber bu kazanımları, verilen bu mücadele, arındırılmış devlet yapısını güvenceye alacaktır.  Çünkü hiçbir iktidar gücünü başkasıyla paylaşmak istemez ve bu sistemle beraber, güçlü demokratik devlet yapısı ile beraber halkın seçtikleri dışında hiçbir grubun devlette etkin hale gelmesi söz konusu olamayacaktır.

Hızlı karar alabilen bir ülke hem küresel hem bölgesel gelişmelere daha çabuk adapte olabilir, buna daha çabuk ayak uydurabilir. Devlette devamlılık oldu mu ivedilik de olacaktır.  Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle beraber seçilen iktidar daha planlı ve programlı olacağı için daha net ve kesin kararlarla sürece müdahil olabilecektir. Daha hızlı kararlar alınacak ve daha sağlam bir duruş gösterilecektir. Zira koalisyonlarda meydana gelen görüş ayrılıkları bırakın sürece müdahil olmayı, kararlı tutum sergilemeyi; yönetimin değişmesine varıncaya kadar farklı sıkıntıları da beraberinde getirebiliyordu.

 Güçlü bir siyasi irade, güçlü ekonominin de anahtarıdır. Ülkeye ayar vermek isteyen sermayelerin bunu siyasal iktidarlar üzerinden yaptıkları su götürmez bir gerçektir. Güçlü bir iktidar ise ülke menfaatleri doğrultusunda ekonomi programlarını düzenler ve işletir. Bunu başaran bir iktidar ise sermaye odaklarının yönlendirmelerinden de kurtulmuş olur. Yine ekonomiyi en çok baltalayan olaylardan biri kargaşa ve belirsizliktir. Yeni sistemle beraber bu belirsizlik de ortadan kalkmış oluyor ve bu sayede dışarıdan gelecek sermayeye de güven verilmiş oluyor.

Herkesin malumu olan bir başka durum daha var. Koalisyon dönemlerinde koalisyon partileri arasında pay edilen bakanlıklar arasında zaman zaman kopukluklar olabiliyordu. Başbakanın görevlerinden biri olan koordinasyonu sağlama görevi çoğu zaman istenen düzeyde olamayabiliyordu. Yeni sistemle beraber bütünleşmiş, kurumsallaşmış ve koordine edilmiş bir devlet yapısını da daha rahat görebileceğiz. Bürokrasi ise farklı odakların, farklı siyasi çevrelerin değil, direkt olarak meşru hükümetin vesayetine girmiş olacaktır.

Anlayacağınız halk adına, kamu kudreti tam kapasite ile kullanılabilecektir. Ülke gündeminin bazı gereksiz tartışmalarla meşgul edilmesi olayına gelecek olursak, bunun da önü kesilecektir.

Unutmayın ki, güçlü bir iktidar güçlü bir devlet demektir. Güçlü devlet de gündemi belirlenen değil, gündem belirleyen bir ülkedir.

Yeni sistemin ilk yönetimi belirlendi. Ülkemize hayırlar getirmesi dileğiyle

Esen kalınız...