M.Şükrü Yıldırım - Batman Pusula Gazetesi
bonus veren siteler casinositeleri.co https://www.battle-brothers.net
güvenilir casino siteleri istanbul evden eve nakliyat deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler popüler casino siteleri sex shop ofis taşıma parça eşya taşıma evden eve nakliyat nakliyat casino siteleri 2024 en iyi casino siteleri erotik shop uluslararası nakliyat
Öğle Vakti a 12:17
Batman PARÇALI BULUTLU 21°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
M.Şükrü Yıldırım

M.Şükrü Yıldırım

16 Mayıs 2024 Perşembe

SOSYAL MEDYA MI BASIN MI?

sosyal medya mi basin mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Basın, halkın gözü kulağı aynı zamanda da dilidir. Basın, halkın tercümanıdır. Ya da öyle olmak zorundadır.

Halk basın sayesinde gündemi takip ederken talep ve şikayetlerini de basın yoluyla duyurabilmektedir. Televizyon kanalları, haber ajansları, yerel ve ulusal gazeteler, dergiler derken bir de sosyal medya platformları ortaya çıktı. Elinde telefon olan herkes indireceği bir sosyal medya programıyla istediğini söyleyebilir, paylaşabilir. Sonra olay “biz gazeteciyiz” muhabbetine dönüverir.

Peki basın dediğimiz olgu ya da gazetecilik mesleği dediğimiz şey böyle bir şey mi? Değil! Kesinlikle değil! Eskiden her eline kamera alan nasıl ki gazeteci sayılmıyor idiyse bugün de eline telefon alan herkes ya da sosyal medya platformlarında kanal açanlar, sayfa açanlar da gazeteci sayılamaz! Sosyal medyada gerçekten boy gösteren, kendini kanıtlayan gazeteciler yok mu? Var elbette! Ama adı üstünde onlar “gazeteci”.

Basının kuralları, tecrübesi, yorumlama gücü vardır. Gazeteciliğin mesleki etik ve ahlak kuralları vardır. Gazetecilikte başta ham olursun, zamanla tecrübe kazanırsın pişersin. İlkeli bir duruşun olur. Yanılma ihtimalini göz ardı etmezsin. Temkinli olursun. Perdenin önü gibi ardını da süzersin. Demem o ki gazetecilik mesleğinde kendini geliştirenler işin felsefi boyutuna ulaşırlar nihayetinde! 

Bugün ülkemizde milyonlarca kişi maalesef üşengeçlikten midir bilemiyorum ama bir gazete ya da köşe yazısı okumadan sadece belli başlı sosyal medya kanalları ile sayfalarını takip ederek neredeyse kendisine “entelektüel” ya da “bilgin” deme noktasına gelmiştir. Bu durum Batmanımız için de geçerlidir. “Gündemi falanca sayfadan takip ediyoruz” diyenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Özellikle genç nesiller, maalesef sadece görsellerden oluşan bu sayfalara bakarak gündemi takip ediyor veya ettiğini zannediyor. Eğlence veya merak amaçlı tabi! Belki alışkanlık belki de bağımlılık! Ama bu durum kesinlikle insanın muvazene yetisinin körelmesine sebep olmakla birlikte düşünce geliştirilmesine, yorumlama gücünün ilerlemesine de büyük gem vurmaktadır. İleride gördüğü gibi algılayan, düz mantıklı bir nesil ortaya çıkacaktır. Düşünmeyi, yorumlamayı zahmet sayan bir nesil! Bu nedenle okuma alışkanlığı, tartışma ve danışma kültürünü barındıran programların takip edilmesi de önemlidir. Gençlere tavsiyem, yorumlama gücünüzü geliştirin, zihninizi basit görsellere adapte etmeyin.

Gel gelelim sosyal medya platformlarına! Bu sosyal medya platformlarına kulp bulduğum falan yok ama kullanılış şekilleriyle ilgili bazı eleştirilerde bulunacağım. Bunu özellikle paylaşımlarını haber niteliğinde lanse eden sayfalar için söylemek istiyorum. Paylaşmış olduğunuz ve altında bir iki satırlık not düştüğünüz görsellerin içeriğine yeterince vakıf mısınız? Nedenleri, sonuçları ile ilgili bir fikir ediniyor musunuz? Konunun muhataplarına da yer veriyor musunuz? Onların görüşlerine de yer veriyor musunuz? Vatandaşlardan gelen videoların, görsellerin sıhhat derecesini araştırıyor veya test ediyor musunuz? Hangi tarihe ve hangi konuma ait olduğunu saptayabiliyor musunuz? Haber ise sadece paylaşıyor musunuz yoksa peşine düşüp araştırıyor musunuz? Paylaşımlarınızın kaynağı kimlerdir, ne maksatla sizinle paylaşıyorlar belli mi? Paylaşım yapan vatandaşlar içeriğe ne derece vakıftır belli mi?

 Cevapların çoğunu hepimiz iyi biliyoruz. Gazetecilik hassasiyetle yapılması gereken bir meslektir, bir sorumluluktur. Bunları yapıyorsanız sorun yoktur, ama yapmıyorsanız gazetecilikten de söz etmeyi bırakın!

Töhmet altında kalan kişiler, kurumlar, kuruluşlar var. Zihni bulanan binlerce insan var. Din alanında, sağlık alanında, siyaset alanında, tarih alanında kendi sosyal medya kanallarından, kendi sayfalarından yayın yapanların sayısı az değil. Bir alanda konuşmak bilgi sahibi olmayı, alanında uzmanlaşmayı ve tecrübe sahibi olmayı gerektirir. Yeterli kaynağa hâkim olmayı, çalışmalar yürütmeyi, kendini o alanda geliştirmeyi gerektirir. İnsanların çoğu maalesef gerçeklikten, bilimsellikten uzak çoğu bu yayınlar aracılığıyla yanlışa sürüklenmektedir.

Batman yerelinde faaliyet yürüten sosyal medya platformları var. Yukarıda saydığım hassasiyetleri nazara alarak yayın yapanlar hariç diğerlerine eğlence ve mizah sayfası gözüyle bakmak gerektiğini düşünüyorum.  Eğer amaç mizah ve eğlenceyse de bu doğrultuda yayın yapmaları daha doğru olacaktır.

Araştırmadan, soruşturmadan, nedenlerine ulaşmadan, parçaları birleştirmeden şahıslar ve kurumlar hakkında paylaşımlar yapmak iyi niyet olarak görülemez. Kaldı ki dedikodudan da öteye geçmez. Aynı zamanda yetkililerin de ciddiye alacağını sanmıyorum.

Bir gazete olarak bize de çeşitli videolar, çeşitli haberler ve içerikler geliyor. Ama direk yayınlıyor muyuz? Tabi ki hayır! Kaynağı, içeriği, amacı, doğrultusu nedir analizini yapıyoruz. Gerekirse sahada araştırıyoruz. Önemliyse takibini yapıyoruz. Taraflar varsa iki tarafa da ulaşıyoruz ve ikisine de yer veriyoruz. En önemlisi objektif, tarafsız bir üslupla haberi işliyoruz. Alın teri döküyoruz. Sorumluluk ve misyon üstleniyoruz. Gazetecilik etiği de bunu gerektiriyor.

Sosyal medya ise kaynak, taraflar, üslup noktasında gazetecilikten çok farklı bir mecradır. Zaten paylaşılan görsel peşin hükümlü oluyor çoğu zaman! Hani objektiflik? Bu nedenlerle söylüyorum. Gazetecilik önemli bir meslek ve olgudur. Lütfen sosyal medya ile karıştırmayın! Sosyal medya sayfa ve kanallarını basınla ve fenomenleri de gazetecilerle karıştırmayın! Fenomenler ve sayfaları da gazetecilik yapmaya soyunmasın!

Gazetecilik ilke ve etiğine uymayandan gazeteci, yaptığı paylaşımdan da haber olmaz.

 

 

Devamını Oku

MEDENİ BİR ŞEHİRİZ AMA EKSİKLERİMİZ VAR!

medeni̇ bi̇r şehi̇ri̇z ama eksi̇kleri̇mi̇z var!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Batman için söylenen bir söz vardır; “Batman’a dışardan gelen biri gelirken üzülerek gelir giderken de üzülerek gider” diye.

Bu sözden kasıt, Batman’ı daha önce bilmediğinden gelirken mutsuzluk hissetmesi, Batman’ı görünce-bilince sevmesi ve giderken de buraya özlem duymasıdır. Batmanlılar güzel insanlardır. Çabuk kaynaşırlar, belki de başka illerden gelen vatandaşlarımızın burayı sevmesindeki en önemli etkendir Batman halkı!

İyiyiz hoşuz da bir özeleştiri de yapmayalım mı? Eksiğimiz kusurumuz yok mu? Tabi ki geneli kapsamamakla beraber kusurlarımız, problemli yanlarımız var? Dertleşelim!

Mesela trafikte kendini kaybeden, inatlaşan çok kişi var. Gerek var mı buna? O altınızda kullandığınız araçların şahsi malvarlığınız, milli servet olmasını geçtim, insan canı bu yahu! İnsan canını tehlikeye atıyorsunuz! Şehrin her tarafı tümsekler, engellerle dolu. Trafik zaten çekilmiyor. Araçların alt takımlarına Allah mukavemet versin! Bütün bunların üstüne geniş göbekli kavşaklar da kargaşaya sebep olabiliyor. Dümdüz yolu yamula yamula geçmeye çalışıyoruz. Trafik ışığı ile bu geniş göbekler aynı anda gerekli mi bilmiyorum, ama bu göbeklerde çok dikkatli olmak ve aradaki mesafeye dikkat etmek gerekiyor. Birbirinin üstüne sürer gibi, yandan vuracakmış gibi sürmeyin yahu!

Son dönemlerde şehirde gerginlikler oluyor. Sevgili hemşerilerim, konuşarak çözemeyeceğiniz şey yok! Velev ki çözemediniz, dağ başında yaşamıyoruz ya! Kanun var, nizam var. Mahkemeye mi gidersin, ilgili yere dilekçe mi verirsin, başvurur musun bir sürü yolu var. Sakin olalım, konuşalım, arayı bulalım. İyi niyetliyiz Batmanlılar olarak, bir anlık gafletle ne kalp kıralım ne de huzursuzluk çıkaralım.

Yine en rahatsız olduğum konulardan biri ayrıcalık beklemek ya da birilerinden olmayacak isteklerde bulunmaktır. Geçen gün havalimanında bir yolcumuzu uğurlamaya gittik. Check-in kontuarlarının önünde vatandaşlarımızın taleplerini görünce tebessüm ettim. “İlle de cam kenarı isterim, bana önden yer verin” muhabbetlerini geçtim, uçağa geç kaldım uçağı durdurun diyeni gördüm. Uçağı da geçtim, otobüs beklemez diyoruz. Bu uçak! Uçağı kim nasıl durduracak? Oradaki görevliler durumu izah etmeye çalıştıysa da uçağı kaçıran vatandaş ısrarlı ve gergindi. Uçak durmaz. Uçuş planları, geliş ve gidiş saatleri hepsi ayarlanmış durumda. Diyelim ki uçağı durdurabiliyorsunuz, insanların hakkına girmiyor musunuz? Kendi hatanız yüzünden o uçaktaki yolcuların ve daha sonra gideceği yerden alacağı yolcuların hakkına girmeyecek misiniz? Niye böyle düşüncesizlikler yapıyoruz ki? Havalimanı da bir devlet kurumu ve işleyişi kurallara tabi. Oradan hizmet görecek vatandaşlar da bir zahmet o kurallara riayet etsin. Bilet alırken ne zaman havalimanında hazır bulunulması gerektiği zaten yazıyor. Herkes bir şey istemek zorunda hissediyor kendini! Değerli hemşerilerim, kendi işinizin üstesinden gelmeyi, zamanlamanızı iyi ayarlamayı öğrenin! Bu tavsiyem bütün kurumlardaki işleriniz için geçerli, hatta markette alışveriş yaparken bile! Bunları herkes için demiyorum, ama bu konuda eksikleri olan vatandaşlarımız var, bu tavsiyeler onlar için.

Çevre temizliği konusunda yıllar öncesine göre fena durumda değiliz. Ama eksikliklerimiz var. Daha bilinçli olmalıyız. Çevremizi temiz tutmayı, şehrimize sahip çıkmayı, Batmanımızı özümsemeyi bilmeliyiz. Eskiden herkes kendi evinin önünü, sokağını temizlerdi. Şehir büyüdükçe, yüksek katlı binalar arttıkça o kültür maalesef kayboldu. Bilinçsizce Batman kirlendi. Bugün 10 yıl öncesine göre daha bilinçliyiz. Ama bu konuda net olmalıyız, temizliği benimsemeliyiz. Medeni bir şehir ve halk olarak farkımızı ortaya koymalıyız.

Batmanlılar gerçekten halden anlayan, neşeli, eğlenmeyi seven, misafire değer veren bir halktır. Batman Petrolspor’un şampiyonluğunda da gördük bunu. Bir karnaval havasında kutlandı şampiyonluk. Şehrimizde coşkumuz var, eğlenmeye yer arıyoruz. Şehrimizi, insanlarımızı sevelim, sahip çıkalım. Emin olun daha güzel, daha yaşanır bir şehir olacağız.

Geçen Ebru Polat Batman’a geldiğinde çektiği videoda Batman için “Küçük Amerika” tabirini kullanmıştı. “Ben Batman’a ve Batman insanına âşık oldum. İnsanlar neşeli, misafirperver, mutlu. Ben de buraya gelerek mutlu oldum. Yine geleceğim” demişti. Motoruyla Türkiye turuna çıkan bir youtuber de Batman için “Batman sanki bir Avrupa kenti! İnsanlar çok medeni” demişti. Demek ki güzel insanlarız. Eksiklerimiz varsa da birbirimizi uyararak tamamlamalıyız. İddia ediyorum, ufak tefek eksiklerimizi de halledersek Türkiye’nin en medeni kentlerinden biri olmaya devam edeceğiz.

Devamını Oku

Çocukluğunu özlemeyen birey var mı?

çocukluğunu özlemeyen birey var mı?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

İnsanoğlunun büyük bir çoğunluğu yaşı ilerledikçe geçmişe özlem duyarak yaşar.

Hepimiz böyleydik.

Çocukluktan sıkılır, büyümek için acele eder, sonrada çocukluğumuzu özleriz.

Önce para kazanmak için sağlığımızı verir, sonra da kaybettiği sağlığımıza kavuşabilmek için paramızı…

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, hiç yaşamamış gibi ölürüz.

Hayata hazırlanmaya ömrümüzü veririz, fakat o hayatı yaşamaya fırsat bulamayız.

Yarınını o kadar düşünürüz ki, bugünü elimizde kaçırdığımızı hiç fark etmeyiz.

Çocukken hayatımız oyun ve eğlenceden ibaretti.

Çocukluğumuzdan çabuk sıkılıp babalarımız gibi büyüyüp, giyinmek işe gitmek için acele ediyorduk.

Büyüdük ve hiçbir şey çocukken hayal ettiğimiz gibi olmadı.

Eğitimi bitirdik işe girebilmek için maratona başladık.

İşe girdik, sabah işe gidip akşam eve geldik yıllarımızı bu şekilde geçirdik.

Daha çok para kazanmak için daha çok çalıştık.

Para kazanma hırsından yorulduğumuzu fark edemedik. Daha çok çalıştık ve istediğimizi aldık ama, gençliğimiz ve sağlığımız gitti.

Gençliğimizi geri getiremeyiz ama sağlığımızı geri getirebilmek için yıllarca çalışarak kazandığımız o paraları tomar tomar geri veriyoruz, yine de o eski sağlığına kavuşamıyoruz.

Tamda böyle bir anda çocukluğun aklına gelir kırlarda, sokaklarda dertten kederden uzak koşturduğumuz günleri hatırlarız.

O günleri geri getiremeyiz ama gençliğimizi strese ve para hırsına kaptırmadan çocukluğumuz gibi içimizden geldiği gibi yaşamaya çalışırsak hastalıklardan da uzak bir hayat süreriz.

Her insanın çocukluğu farklı geçmiştir.

Kimi neşeli, kimi ise hüzünlü.

Ama bir çok birey o yokluk içindeki çocukluğunu bile özlüyor.

 

 

 

Devamını Oku

14. YILIMIZ

1

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Batman Pusla Gazetesi olarak yeni bir yaş günümüzü daha kutlamamın mutluluğunu yaşıyoruz. Gazete olarak 13 yılı geride bıraktığımız süreç içinde kurulduğumuz günden bu güne kadar yayın çizgimiz hiç değişmedi.

Gazetemiz bundan tam 13 yıl önce bu gün yani 19 Temmuz 2010 günü ilk sayısını çıkararak yayın hayatına başladı.

Siz değerli okuyucularımızın destek ve katkılarıyla halkımızın sesi olan, hissiyatına tercüman olan gazetemiz sizlerden aldığı güç ile bugünlere geldi.

13 yıl önce ayrı bir  anlam ve mana taşıyan “Pusula” ismi gazetemize verildi. İlk yayına başladığı günden bugüne yayın politikasını değiştirmeden, yayın çizgisinde en ufak bir sapma yapmadan ilk günkü duruşunu koruyarak geldi.

Aradan geçen 13 yıl…

Gazetemizin kurucusu olan Uğur Kapuci, Batman’da meydana gelecek olan olayları tarihe not düşmek ve oluşturacağı bilgi birikimi ve arşiv ile kentin tarihine ışık tutacak bir gazete için karar alarak gazeteyi kurdu.

İsim…

Gazete kurulmuştu fakat isim ne olacaktı? Gazetenin kurulmasının ardından hareket eden kurucu Uğur Kapuci “Batman Pusula”  ismini vererek 19 Temmuz 2010 tarihinde “Batman Pusula Gazetesi” olarak ilk yayınını çıkardı.

O günlerdeki  zor şartlara rağmen gazete yayın hayatına devam ediyor, bütün imkânlar zorlanıyordu. İmkânlar ölçüsünde yayın hayatına günlük yayın yapan gazetemiz yayını 2023 yılına kadar geldi.

Batman’daki bazı gezgelerden yayın sayısı az olsa da Batman’ın toplumsal olaylar, kültürel değerler, örf ve adetlerimiz her zaman gazetemizde yer bularak milli ve manevi değerlerimize hep sahip çıkıldı.

Zaman içerisinde gazete ele değiştirdi ve imtiyaz sahibi Mehmet Hadi Tikiz oldu.

Gazetenin sahibi değişmesine rağmen yayın politikası asla değişmedi.

Gazeteyi devir alan Mehmet Hadi Tikiz, sahibi olduğu gazetenin olduğu gibi yayın politikasına devam etmesini istedi.

Doğru ve Batman’ın çıkarına, Batman’ın gelişimine katkı sunacak haber ve yazıların yayınlanması için çalışanlarla toplantı yaptı.

Mehmet Hadi Tikiz, 13 yıl önce bu gazete nasıl başladıysa aynı şekilde nice 13 yılların devirmesini istedi.

Biz gazete çalışanları da yayın politikasından ödün vermeden özveri ile çalışmaya devam ediyoruz.

Kimsenin şüphesi olmasın Batman Pusula Gazetesi, doğru ve ilkeli gazeteciliğine siz değerli okuyucularımızın sayesinde devam edecektir.

Devamını Oku

SİYASİ PARTİLERE VERİLEN DESTEK KESİLSİN ASGARİ ÜCRETE EKLENSİN

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her yıl Aralık ayında gündeme gelen ve Milyonların merakla beklediği asgari ücret zammı bu yıl beklentilerin üzerinde olması gündemde.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İşçi temsilcileri ve Patronlar ara yolu bulmak için toplantı üstüne toplantı yapıyorlar.

Özellikle aylardır içinde bulunduğumuz ekonomik durum asgari ücretle çalışanı ezmeye devam ediyor.

Asgari ücretliye verilecek zammın hesabını yapanlar, siyasi partileri yani bizi TBMM’de temsil edenlerin gündeminde bile değildir.

Eğer ki gerçekten asgari ücretliyi düşünselerdi her yıl siyasi partilere verilen parların verilmemesi için bir tasarı hazırlarlardı.

Türkiye’de 1965 yılından beri hazine tarafından siyasi partilere para desteği  veriliyor.

Siyasi partiler kanuna göre en son parlamento seçimlerime katılmış ve genel barajı aşmış partilere toplamda her yıl o yılki genel bütçe gelirlerinin 5 binde ikisi oranında ödeme yapılıyor.

Bunun haricinde barajın altında kalmasına rağmen yüzde 3’ten fazla oy alan partilere de en düşük yardımı alan partiyle orantılı olarak destek veriliyor.

Seçim yıllarında bu miktar 3 katına çıkıyor.

Asgari ücretlinin de vergisi alınarak partilere, meydanlarda siyaset yapsınlar diye para veriliyor.

İyi de bunlar siyaset yapsın diye benim vergimi neden veriyorsunuz?

Benden aldığınız vergiyi bir dahaki yıl asgari ücret artışına ekleyin, hem işveren rahatlar hem de işçi rahatlamış olur. 

Siyasi partiler milletvekili ve gönüllülerden bağış alarak siyasetini yapabilir. Siyaseti göze alan elini cebine atsın ve bunu da göze alsın.

 Hazineden yani asgari ücretlinin vergisinden siyasi patilere verilen paranın kesilmesi  ve asgari ücretlinin maaşına eklenmesi en doğru karar olacaktır.

Bugüne kadar hiç bir siyasi partiden bununla ilgili bir çalışma girişimi duymadım.

Çünkü hepsinin de işine geliyor.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.