İnsanlığı etkisi altına alan ve yarattığı şuursuzluk ile yıkımlara sebep olan birkaç kavramdan biri de “Irkçılık” kavramı! Öylesine etkili alanlara ve kanallara sahip ki, “Din” ve “İdeoloji” gibi insan hayatının vaz geçilmezi olan kavramlar gibi insanlar arası ayrımcılık yaratarak, insan kitlelerini yönlendiren açılımlara sahip.

Kavramların suçu olmamakla birlikte, kullanılması insanların söylem ve düşüncelerine kalınca, sıkıntı orada çıkmaya başlıyor. İnsan tabiatına aykırı olan sosyal ayrımcılık, biyolojik farklılık, etnik kimlik gözetme, etnik milliyetçilik yaratma, renk farklılığı gözetme kavramlarının arkasına saklanarak toplumsal-ilahi farklılıklar yaratan açılımları çıkarlara dayandırmak sıkıntıların temel kaynağıdır.

Temel dürtü “Hâkimiyet” kurma ve “Güç” elde etme olduğundan Yönetim ve Sömürme hedefini gözetenler için bu unsurların araç olarak kullanımı müsait hale gelmekte. En basit anlamıyla Irkçılık olgusuna olan bakış açısının bile kavramı ne kadar tehlikeli hale getirdiği görülebiliyor.

ABD’ de meydana gelen kıyamet sahnelerinin altında yatan ana dürtü her ne kadar küresel ölçekli Hâkimiyet ve Güç dengesini elinde tutma dürtüsü olsa da kullanılan aracın Irk dürtüsü olduğu görülüyor.

Kavramı, insanlar arası ayrım ve siyahi rengi dışlama olarak kendilerince yorumlayan Amerikalı vatandaşların sergilediği eylemlerin şiddet ve kaos yüklü hareket tarzları, yine kendilerine göre haklı görülürken; Beyaz renkli Amerikalılar ve değişik tarikat üyelerinin kendi sergilediği dışlayıcı ve siyahileri hiçe sayan kirli zihinleri ortada hiçbir haklı nokta kalmamasına yol açmakta.

Bu yüzden olayları-olguları (dini, ırkı, inanç sistemlerini, ideolojileri, renkleri…) yorumlama biçimi ve zihni kalıplar yaşam tarzlarını, değerlere sahip çıkmayı, toplumsal dinamikleri ve insanlar arası ilişkileri-iletişimi düzenleme konusunda çok etkili güce sahiptir.

Irk özellikleri hem yaratılış ve var olmanın hem de yaşam alanlarında bulunarak hayatını sürdürmenin olmazsa olmazıdır. Irk ve etnik yapılanma insan olgusunun içerisinde bulunduğu sosyal yaşamın ve doğumla başlayan, ömür süresinin tamamını kapsayan beşeri karakteristik özellikledir.

Irk özellikleri ve etnik yapılanma hem insanlar hem de milletler-toplumlar arasında ayrımcılık nedeni olacak, birilerini üstün konuma oturtacak karaktere sahip değildir. Mesele insanların zihinlerinde kurgulanan veya Hâkimiyet ve Güç elde etme adına araç haline getirilen kavramların silaha dönüştürülme talihsizliğidir.

Felsefi manada Irkçılık, değişik renk ve kültürel değerlerde olan insan topluluklarının kendi aralarındaki biyolojik farklılıkları üstün görerek, toplumsal ve bireysel alanlarda belirleyici olması gerektiğini savunan (ki genelde kendi Irkını), diğer toplum-bireylere hükmetme hakkına sahip olduğunu ilke edinen inanç ve değerleri ifade eder.

Yüzyılımız da olduğu gibi geçmiş çağlarda da sosyal ayrımcılığı, ırklar arası farklılığı gözetmeyi, soykırım yaratmaya kadar varan şiddet olaylarını haklı görmeye dayandıran birçok doktrini tarihe yazma şansızlığını insanlık yaşadı. Irkçılık olgusunun ortaya çıkmasında

ekonomik sebepler yer edinse de “Etnik Kimlik Bilinci” ve Varlığını (canını, toprağını, namusunu, milletini) sürdürme gibi düşünsel dürtüler de önemli yer edinmiştir.

Sosyolojik manada Irkçılık kavramı, aynı dili konuşan, aynı dini inancı paylaşan, aynı soya sahip olduğunu kabullenen, aynı kanı taşıdığını kabul edenlerin başka ırk ve milletleri aşağılama seviyesinde dışlama zihniyetine sahip olmasını işaret eder.

Sosyolojik manada Irkçılık kavramının günümüz dünyasında oluşan Devlet anlayışı ve Ulusal varlık bilinci ile paralel olduğu görülmekte. Çünkü Devletçilik ve Ulusçuluk (Milliyetçilik) gibi insan topluluklarının aynı çatı altında toplandığı ülkelerin yaşayan insanları için kendinden olan, rengi benzeyen, ortak geçmişe-kültürel değerlere sahip olan, aynı dili veya dini paylaşan insanların varlığı önem taşıyor. Bunun dışında yer alan insan veya gruplar, yerine göre dışlanmayı hak eden bir yanlış bakış açısı ile değerlendirilmekte.

Yanlışlar ve hatalı ekoller üzerine kurulu sistematik bakış açısının insanlığı ve günümüz modern hayatını nereye getirdiği ortada! Etnik ve ırkçı söylemlerle sebep olunan yıkımlar, katliamlar, soykırımlar, Faşizm gösterileri, dini taassup sonucu girişilen etnik temizlik şuursuzluğunun önümüze serdiği kanlı tarih sayfalarını görmezden geliyoruz.