Farkında olmak, bilinçli davranmak diye tanımlanan Şuur kavramı, yetenek olarak sık sık kullanılması gereken bir uyanıklık halidir.

Ahlak kavramı da doğru ile yanlış arasında “İyi” olandan yana ve “Kötü” olandan uzaklaşma eğilimi gösteren davranış ve eylemler bütünlüğüdür.

Ahlak, iyi yaşam için edinilmesi gereken inançlar bütünü olarak erdem ilkeleri üzerine kurulur. Önemli olan iyi olandan yana erdemli eylemlere yönelmek ve evrensel nitelik taşıyan olumlu davranış-düşünüş modelleri ortaya koymaktır.

Bilinç ve irade sahibi olan insan için tüm kirlerinden temizlenmesi gereken bir yaşam modeli vardır. Kirlerden temizlenmek ile ahlak sahibi olunmakta.

Bedensel temizlik değildir kastedilen! Ruhun temizliğinin yanında davranışların da sözlerin de temiz olması, değerler-inançlar açısından önemlidir. Çünkü “Nefsini maddi ve manevi kirlerden temizleyen, kesinlikle kurtuluşa erecektir” uyarısı yapılması gerekeni önümüze koyuyor.

Ayrıca ahlak konusunun merkezine Sorumluluk kavramını koymayı zorunlu sayan düşünürlerin, insanın iyiden yana eğilim gösterdiğini ileri süren iddiaları var. Sorumluluk bilincini ön planda tutan bilgili insanların, ahlaki ilkeleri hayatlarında özümsediği vurgulanmakta! “Hiç kimse bilerek kötülük etmez” düşüncesinin temeline bilmek ve tecrübe edinmek şartları konmakta.

Ahlak şuuruna erişmek için ne tür özellikler gösterilmesi gerektiği konusunda yapılması gerekenler fazladır. Kötülükten ve günahtan arınmak için bilgi ve hikmet öğrenmek bunlardan bir tanesidir. Yine verilen rızık ve nimetlerin temiz olanından beslenmek şuuruyla hareket etmek başka bir öğretidir.

Verilen sözleri yerine getirmek, edilen yeminleri unutmamak ve vaat edilenleri yapmaya çalışmak ahlak şuurunun canlılık kazanmasına temel sağlar. Çünkü verilen sözler, edilen yeminler, vaat edilenlerin yapılmaması menfaatlerin ve çıkarların peşinde koşmak anlamına geldiğinden, merhamet ve bağışlanma haklarının son bulması söz konusu olmakta.

Ahlak şuuru, insanı, sapkınlık ve insani olmayan eylemlerden korumayı sağlar. Bilinen gerçeklik, kişinin veya toplumun kendinde olanı bozmadıkça, doğal halini değiştirmedikçe, kötülük ve haram peşinde koşmadıkça ilahi adalet terazisinin bozulmayacağıdır.

Problem, yıkımı ve kötülüğü ortaya çıkaran insanın düzeltmesi gereken davranışları ile düzeltmesi gereken sözlerini bozmaya-saptırmaya devam etmesinde.

Kutsal ayımız itibariyle yaşanan süreç içerisinde arınmanın, temizlenmenin, ruhu ve bedeni kirlerinden kurtarmanın fırsatlarını kullanmak için kim neyi bekliyor? Yolu ise bir miktar yardım, sadaka, yiyecek-gıda tedarik etmek ve muhtaç olana ulaştırmaktır. Duanın kalpleri yumuşatan-yatıştıran etkisi düşünülürse, muhtaçlar tarafından havaya kalkacak ellerin isteyeceği bağışlanma ve af kapılarının ilahi kudretimiz tarafından bize ulaşması için engel kalır mı?

İradesini kullanarak kötü olandan ve sapkınlıktan uzaklaşmak insanın elinde!

Arınma ve korunma düşüncesi olmayanlar için hayasızlık ve çirkinlik beraberinde kirlenmeyi ve ruhu huzursuzluğa itmeyi getirir.

İnsanın yapması gereken diğer bir şuurlu hareket çirkinliğe-harama bakmaktan sakınmaktır. Namus ve iffet adına kadın olsun erkek olsun, hiç kimsenin mahremiyetini gözler önüne sermemesi gereken bir zamanda yaşıyoruz. Herkesin yaptığı veya geçmişten beri yapılanlar doğru oldukları anlamına gelmiyor.

Herkes kendinden sorumlu ve hiç kimse başkasının sorumluluğunu veya yaptığı iyilik-kötülüğü yüklenemez ya da değiştiremez.

Hiç kimse başkasının yaptığı iyilik-kötülük için de sorumlu tutulup, cezalandırılamaz. Kuruluşa erenler kötülük ve günahlardan sakınanlardır. Kazancını ve birikimini iyilik yolunda harcayanlar ile nefsini günahtan sakındıranlar arınmış ve ahlaki şuura erişmiş kişilerdir.