Gerçekten bıktık artık...

Evet, yanlış duymadınız; bıktık. Çünkü ucuz diye önümüze konulan seçenekler artık üç-beş yiyecekten ibaret hale geldi. Her gün tavuk döner, nohut-pilav, etsiz çiğ köfte dürüm ya da ciğer dürüm... İnsan ister istemez soruyor: Batmanlı daha ne kadar aynı şeyleri yemeye devam edecek?

Bir zamanlar bu şehirde esnaf lokantaları vardı. Benim yaşımdakiler çok iyi hatırlar. Kuru fasulye, pilav, kavurma, tas kebabı, haşlama ve birbirinden lezzetli sulu yemekler... Hem uygun fiyatlıydı hem de doyurucuydu. Esnaf öğle arasında gider yemeğini yerdi, vakti olmayan dükkânına sipariş verirdi. Köylerden gelen vatandaşlar da temiz, sıcak ve hesaplı bir öğün yiyebilirdi.

Ne oldu da bu lokantalar birer birer ortadan kayboldu?

Bugün onların yerini neredeyse her sokakta açılan tavuk dönerciler, çiğ köfteciler ve akşam olunca ciğerciler aldı. Elbette hepsinin müşterisi vardır ama bir şehir, yemek kültürünü sadece birkaç ürüne mahkûm etmemeli.

Vatandaşın canı artık farklı bir şey yemek istiyor. Çünkü ucuz alternatif kalmadı.

Son dönemde belediyenin açtığı aş lokantası önemli bir hizmet. Ancak yoğunluk nedeniyle uzun kuyruklar oluşuyor. Bazı catering firmalarının açtığı self servis lokantalarda ise porsiyonlar çoğu zaman yeterince doyurucu bulunmuyor.

Kısacası Batman'da adeta bir "Bermuda Üçgeni" oluşmuş durumda. Tavuk döner, çiğ köfte ve ciğer arasında sıkışıp kaldık.

Oysa bunun çözümü zor değil. Belediye ve valilik öncülüğünde bir vakıf ya da destek modeli oluşturulabilir. "Dükkân bizden, lokanta sizden" anlayışıyla girişimcilere uygun kira, personel desteği ve teşvik sağlanabilir. Böylece yeniden uygun fiyatlı, hijyenik ve bol çeşitli esnaf lokantaları hayata geçirilebilir.

Bunun kazananı sadece lokanta işletmecileri olmaz. Düzenli ve sağlıklı beslenen vatandaş daha verimli çalışır, daha az hastalanır ve her gün "Bugün ne yiyeceğim?" derdine düşmez.

Bizimkisi sadece bir fikir... Değerlendirmek ise yerel yöneticilerin görevi.

Hoşça kalın.