Bir kente uzaktan değil, alıcı gözüyle bakmak gerekir. Batman son yıllarda ciddi bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçiyor. Parklar, bahçeler, yeni yollar, aydınlatmalar, fıskiyeler, oturma alanları, spor aletleri… Kısacası şehir estetiğine ve yaşam kalitesine dair ne varsa adım adım hayata geçiriliyor.
Ancak asıl sorun tam da burada başlıyor: Yapılan kadar, yapılanın korunup korunmadığı.
Ne yazık ki tablo iç açıcı değil. Özenle yapılan banklar kısa sürede kırılmış, üzerine yazılar kazınmış. Parklardaki süslemeler tahrip edilmiş, havuzların kenarları kırılmış. Yeni dikilen ağaçlar koparılmış, çimler hoyratça çiğnenmiş. Spor aletleri parçalanmış, çöp kutuları bile amacının dışında kullanılmış.
Bütün bunları görünce insanın içi sızlıyor. Çünkü ortada sadece bir “eşya” değil, bir emek, bir bütçe ve bir şehir vizyonu var.
Daha da düşündürücü olanı, bu davranışların sıradanlaşması. Bir otobüste koltuklara yazı yazan bir çocuğa müdahale edilmemesi, hatta bunun normal görülmesi… Oysa kamu malı dediğimiz şey, sadece belediyenin değil hepimizin ortak değeridir. Bugün zarar verilen bir koltuk, yarın hizmet eksikliği olarak yine vatandaşa döner.
Burada mesele sadece belediyenin yaptığı hizmetler değil, aynı zamanda bir toplumsal bilinç meselesidir. Çünkü şehir dediğimiz şey sadece binalardan, parklardan ibaret değildir; onu şehir yapan, o alanlara nasıl davranıldığıdır.
Elbette belediyeler görevini yapıyor, yapmaya da devam ediyor. Yeni alanlar açılıyor, altyapı güçleniyor, yeşil alanlar artırılıyor. Fakat ne kadar yapılırsa yapılsın, korunmadığı sürece bu emeklerin bir kısmı boşa gidiyor. Üstelik bu zararların maddi karşılığı da azımsanacak gibi değil. O kaynaklar, başka bir mahalleye su, yol ya da hizmet olarak dönebilir.
Unutulmaması gereken en önemli şey şudur: Park da bizim, otobüs de bizim, ağaç da bizim, şehir de bizim.
Bir şehri güzelleştirmek sadece belediyenin işi değildir; onu yaşatmak, korumak ve sahip çıkmak da vatandaşın sorumluluğudur. Eğer bunu yapmazsak, yapılan her güzellik kısa sürede kaybolur gider.
Batman’ın daha yaşanabilir, daha temiz ve daha örnek bir şehir olması hepimizin elinde. Bunun için büyük şeyler yapmaya gerek yok; bazen sadece zarar vermemek, uyarmak ve sahip çıkmak yeterlidir.
Çünkü bu şehir bizim… Ve sahip çıkmadığımız her güzellik, aslında kaybettiğimiz bir değerdir.