Geçtiğimiz günlerde kaynanamın söylediği bir cümle uzun süre aklımdan çıkmadı.
"Çocuklarımız küçükken çok zeki, çok hareketli oluyorlar. Ama büyüyünce akıllaşıyorlar."
O bunu tebessüm ederek söyledi. Biz de güldük. Ancak üzerinde düşündükçe, aslında bu sözün altında önemli bir toplumsal gerçeğin yattığını fark ettim.
Batman'da eğitim seviyesi her geçen yıl yükseliyor. Özellikle devlet okulları ve Anadolu liselerinin başarıları takdire şayan. Bugün ilimizde lise mezunlarının önemli bir bölümü üniversite eğitimi alıyor. Bu elbette sevindirici bir tablo.
Fakat üniversiteye giden gençlerin önemli bir kısmında zamanla farklı bir değişim yaşanıyor. Lisedeki azim, mücadele ruhu ve hedef duygusu yerini kararsızlığa ve pasifliğe bırakıyor. Mezun olduklarında ise büyük bir kısmı ne yapacağını bilemez hale geliyor.
Üniversite okumayan gençlerde de benzer bir tablo var. Çoğu, özel sektörde çalışmayı ya da kendi işini kurmayı düşünmek yerine garanti gördüğü memurluk veya kamu işçiliği hayali kuruyor. Ancak bu hedef için gereken hazırlığı da yapmıyor. Sonuçta girdikleri sınavlarda istedikleri başarıyı elde edemiyorlar.
Daha da üzücü olan ise bazı gençlerin kumar, alkol, uyuşturucu ve benzeri bağımlılıkların pençesine düşmesi. Bu artık bireysel değil, toplumsal bir sorundur.
Aslında yaşadığımız tabloyu tek cümle özetliyor:
Okuyoruz ama hayata hazırlanamıyoruz. Okumuyoruz, yine bir meslek sahibi olamıyoruz.
Batman'da birçok genç işsizlik nedeniyle sınır ticaretine yöneliyor. Kimisi tatlıcı, kimisi dönerci açıyor. Ancak plansız yatırımlar yüzünden bu işletmelerin önemli bir kısmı kısa sürede kapanıyor.
Bana göre işsizliğin temel nedenlerinden biri yanlış üniversite ve bölüm tercihleri. Gençler ilgi alanlarını, piyasanın ihtiyaçlarını ve bölgesel şartları yeterince analiz etmeden tercih yapıyor. Sonra da mezun olduklarında diplomalarıyla ilgisi olmayan işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar.
Bugün mühendis olup kafe işletenleri, atanamadığı için seyyar satıcılık yapan öğretmenleri görmek artık kimseyi şaşırtmıyor.
İşte insanı üzen de bu.
Yıllarca verilen emek...
Ailelerin yaptığı fedakârlık...
Kurulan hayaller...
Ve sonunda yaşanan büyük hayal kırıklığı...
Batman'daki birçok genç çıkış yolu bulamıyor. İş kuramıyor, iş bulamıyor, evlenemiyor, geleceğini planlayamıyor. Bunun psikolojik sonuçlarını da hep birlikte yaşıyoruz.
Peki gerçekten çocuklarımız büyüdükçe aptallaşıyor mu?
Hayır.
Ben buna inanmıyorum.
Sorun gençlerde değil; onları doğru yönlendiremeyen ailelerde, eğitim sisteminde ve kariyer planlamasının yetersiz olmasında.
Bugün birçok anne baba, çocuklarına meslek seçimi konusunda sağlıklı rehberlik yapabilecek bilgiye sahip değil. Bu onların suçu da değil. Eğitim imkânlarının sınırlı olduğu dönemlerde büyüdüler. Ancak bunun bedelini bugün gençler ödüyor.
Bir şehirde gençlerin büyük kısmı gününü okey salonlarında ya da kafelerde geçiriyorsa, burada sadece gençleri suçlamak kolaycılık olur.
Örneğin iyi yetişmiş bir kimya mühendisi, aldığı eğitimi doğru kullanarak kozmetikten temizlik ürünlerine kadar birçok alanda küçük bir üretim tesisi kurabilir. Bilgisini girişimciliğe dönüştürebilir. Aynı durum diğer meslekler için de geçerlidir.
Ne yazık ki biz, diploma almayı başarı sanıyor; bilgiyi üretime dönüştürmeyi ise çoğu zaman aklımıza bile getirmiyoruz.
Kaynanamın sözünü bugün farklı yorumluyorum.
Çocuklarımız büyüdükçe aptallaşmıyor.
Onlar, yanlış yönlendirmelerin, umutsuzluğun ve plansızlığın içinde giderek miskinleşiyor.
Asıl mücadele etmemiz gereken de tam olarak budur.
Hoşça kalın.