Hayatta bazı anlar vardır; kısacık bir zaman dilimi, uzun yılların emeğini etkileyebilir. İşte bazen sadece 60 saniye, bir insanın hayallerinin önüne koca bir duvar gibi çıkabilir.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan bir olay hepimizi düşündürdü. Üniversite sınavına girecek genç bir kızımız, sınav binasının kapısından yalnızca bir dakika geç kaldığı için içeri alınmadı. Belki aylarca, hatta bir yıl boyunca hazırlandığı sınav; sadece 60 saniyelik bir gecikme nedeniyle sona erdi.
Elbette sınavlarda kuralların olması gerektiğini hepimiz biliyoruz. Düzenin sağlanması, herkes için eşit şartların oluşturulması açısından kurallar önemlidir. Ancak asıl sorgulamamız gereken nokta şudur: Kurallar insan için mi vardır, yoksa insan kurallar için mi?
Bir öğrencinin 15-20 dakika geç kalması elbette farklı değerlendirilebilir. Çünkü bu durumda sınav düzeni ciddi anlamda etkilenebilir. Ancak söz konusu olan sadece 60 saniyeyse, yani bir dakikalık bir gecikmeyse, burada biraz daha vicdan, biraz daha anlayış ve biraz daha insani yaklaşım gerekmez mi?
Bir tarafta öğrencileri sınava yetiştirmek için çaba gösteren trafik polisleri, vatandaşlar ve görevliler var. Diğer tarafta ise hayatının en önemli günlerinden birine hazırlanan, belki de büyük hayaller kuran bir genç…
Bizler gençlerimize sürekli “Okuyun, çalışın, geleceğinizi inşa edin” diyoruz. Onları üniversiteye, bilime, başarıya yönlendirmeye çalışıyoruz. Fakat bazen öyle katı kurallar koyuyoruz ki, bir dakikalık gecikmeyle bir gencin umutlarının kırılmasına neden olabiliyoruz.
Belki o görevli, o an biraz daha insiyatif kullansaydı; belki o genç kız sınavına girecek, istediği bölümü kazanacak ve ileride ülkesine hizmet edecek bir doktor, mühendis, akademisyen ya da başarılı bir insan olacaktı.
Şimdi o 60 saniyenin ardından sadece bir sınav kaybedilmedi; belki bir hayal ertelendi, belki bir umut kırıldı. Elbette bu genç kızımızın önünde hâlâ fırsatlar var. Dileriz ki yaşadığı bu olay onu yıldırmaz, aksine daha güçlü bir şekilde geleceğe hazırlanmasına vesile olur.
Ancak bu olay bize önemli bir soruyu yeniden sordurmalı:
Biz kuralları uygularken vicdanımızı ne kadar yanımıza alıyoruz?
Kuralsız bir toplum düşünülemez. Ancak kuralların amacı insanların önünü kesmek değil, hayatı daha düzenli ve adil hale getirmektir. Bir dakikalık gecikme, bir insanın bir yıllık emeğini, hayalini ve geleceğe dair umutlarını gölgelememeli.
Çünkü gençlerimiz bizim geleceğimizdir. Onların hayallerini korumak, umutlarını büyütmek hepimizin sorumluluğudur.
Bazen bir insanın hayatına dokunmak için saatlere, günlere değil; sadece 60 saniyeye ihtiyaç vardır.
Ve bazen o 60 saniye, bir hayatın yönünü değiştirebilir.