Eskiden bir dikiş makinesi reklamı vardı: “Her genç kızın rüyası Zetina dikiş makinesi…” denirdi. O dönemlerde çeyiz hazırlığında bir dikiş makinesi, evlilik çağına gelmiş genç bir kız için en büyük hayallerden biriydi.
Bugün ise zaman değişti. Ama insanların hayali değişmedi: Çalışan herkesin en büyük umudu bir gün emekli olabilmek.
Ben de sigortalı çalışmaya başladığım günleri hatırlıyorum. “Girişimizi yaptık, Allah büyük” derdik. Çalışma hayatımız boyunca aklımızın bir köşesinde hep emeklilik vardı. “Şu kadar gün kaldı, bugün de geçti” diye sayardık. Ve bir gün o gün geldi… Emekli olduk.
Olduk olmasına ama maalesef pek çoğumuz gibi ben de çalışmaya devam etmek zorunda kaldım, hâlâ da çalışıyorum. Çünkü emeklilik hayal ettiğimiz gibi olmadı.
Biz ne sanıyorduk?
Emekli maaşı olacak, ev bark içinde huzurla geçinip gideceğiz, çalışmayacağız, koşturmayacağız… “Akşama ne pişireceğim, sabah ne yiyeceğim, torunuma ne vereceğim” diye düşünmeyecektik.
Ama gerçekler öyle değil.
Bugün aldığım yaşlılık aylığıyla sadece zorunlu ihtiyaçlarımı zor da olsa karşılayabiliyorum. İkinci bir işte çalışmazsam, daha da zor bir hayat beni ve ailemi bekliyor.
Oysa ben primlerimi eksiksiz, hatta fazlasıyla ödedim. 5.500 gün olan emeklilik şartını 6.100 günle tamamladım. Ama karşılığında aldığım maaşa bakıyorum, verdiğim emeğe bakıyorum ve şunu söylüyorum:
Ben bu karşılığı hak etmiyorum.
Ben bu yoksulluğu, bu geçim sıkıntısını hak etmiyorum.
Ben bu ülkeye çalıştım, ürettim, öğrettim, öğrendim. Ustalar yetiştirdim, emek verdim, iz bıraktım. Ama bugün geldiğim noktada, yaşlılık aylığıyla sadece ayakta kalmaya çalışıyorum.
Bu yüzden özellikle asgari ücretle çalışanlara şunu söylemek gerekir:
Emekliliği büyük bir hayal gibi görmesinler. Mümkünse sadece devlete bağlı kalmadan, kendi geleceklerini de güvence altına alsınlar. Bireysel tasarruf ya da ek emeklilik sistemlerini mutlaka düşünsünler. Çünkü yarın aynı tabloyla karşılaşmamak için başka bir yol görünmüyor.
Hayaliniz emeklilik olmasın.
Hayaliniz daha iyi bir yaşam, daha iyi bir gelir, daha güçlü bir gelecek olsun.
Çünkü emeklilik, sanıldığı gibi bir huzur kapısı değil…
Birçok insan için kenara itilmek, görünmez olmak, hatta unutulmak demek.
Belki hayaller Paris’tir, tatildir, dinlenmektir…
Ama gerçekler çoğu zaman sadece geçim derdi ve yorgunluktur.
Şikâyet etmek de çoğu zaman çözüm değildir. Çünkü sizi dinleyen de azdır, anlayan da… Zira artık “emeklisinizdir.”
Ve emekli olunca, bazen en yakınlarınız bile sizi eskisi gibi dinlemez.
O yüzden tekrar söylemek gerekir:
Hayaliniz emeklilik olmasın.
Hoşça kalın.