Batman'da uyuşturucu gerçeği var. Bunu inkâr etmek de, olduğundan farklı göstermek de doğru değil. Eğri oturup doğru konuşmak gerekiyorsa, önce gerçeği kabul ederek başlamalıyız.
Son yıllarda Batman'da uyuşturucu ile mücadele kapsamında güvenlik güçlerinin gerçekleştirdiği operasyonlara baktığımızda, neredeyse her birkaç günde bir torbacı olarak tabir edilen sokak satıcılarının yakalandığını, kente sokulmak istenen uyuşturucu maddelerin ele geçirildiğini görüyoruz. Bu tablo, bir yandan sorunun varlığını ortaya koyarken diğer yandan da mücadelenin aralıksız sürdüğünü gösteriyor.
Ancak büyük bir yanlışa düşmemek gerekiyor. Uyuşturucu sorunu yalnızca Batman'ın sorunu değildir. Türkiye'nin hemen her ilinde, büyükşehirlerinden küçük ilçelerine kadar benzer mücadeleler veriliyor. Haberleri takip eden herkes; İstanbul, İzmir, Adana, Mersin ve daha birçok şehirde uyuşturucu operasyonlarının neredeyse günlük hale geldiğini görebilir.
Aslında bu mesele sadece Türkiye'nin de sorunu değil. Dünyanın dört bir yanında devletler uyuşturucu ile mücadele ediyor. Bazı ülkeler farklı yöntemler deniyor, bazıları tedavi ve rehabilitasyona ağırlık veriyor, bazıları ise cezaları ağırlaştırıyor. Demek ki bu, sınır tanımayan küresel bir tehdittir.
Uyuşturucunun da kendi içinde acı bir hiyerarşisi var. Bağımlılık çoğu zaman pahalı maddelerle başlayıp ekonomik imkânlar azaldıkça daha ucuz, daha tehlikeli ve daha yıkıcı maddelere yöneliyor. Sonuç ise çoğu zaman aynı: Sağlığını, geleceğini ve kimi zaman da hayatını kaybeden gençler...
Batman'da da bu tehlikeye karşı önemli bir mücadele yürütülüyor. Emniyet teşkilatı, valilik, ilgili kurumlar ve sivil toplum kuruluşları gençleri bu bataktan kurtarmak için yoğun çaba harcıyor. Tedavi olmak isteyen bağımlılar ücretsiz olarak ilgili merkezlere yönlendiriliyor ve uzman doktorların gözetiminde tedavi süreçleri yürütülüyor.
Elbette vatandaşlar zaman zaman sokakta bağımlıları gördüğünde tepki gösteriyor. Bu tepkilerin hedefi bazen güvenlik güçleri de olabiliyor. Oysa unutulmaması gereken bir gerçek var: Emniyet güçleri suçla mücadele eder, ancak bağımlılığı tek başına bitiremez. Çünkü uyuşturucu ile mücadele sadece polisiye tedbirlerle kazanılacak bir savaş değildir.
Aileler çocuklarına sahip çıkmalı, öğretmenler öğrencilerini yakından takip etmeli, mahalle kültürü yeniden güçlenmeli, toplum sessiz kalmamalıdır. Emniyetin istediği de aslında budur. Kimsenin kahramanlık yapması ya da kendi adaletini sağlaması beklenmiyor. Beklenen; çocuklarımıza sahip çıkmamız, onları sigara, alkol ve uyuşturucudan uzak tutacak bilinçli bir çevre oluşturmamızdır.
İğneyi önce kendimize batıralım. Sorumluluğu sadece devlete yüklemek kolaydır. Oysa bu mücadelede aileden okula, mahalleden sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin üzerine düşen görevler var.
Batman'ı suçlayarak değil, Batman'a sahip çıkarak bu sorunun üstesinden gelebiliriz. Çünkü uyuşturucu ne sadece Batman'ın ne de sadece Türkiye'nin meselesidir. Bu, bütün insanlığın ortak mücadelesidir. Kazanmanın yolu ise güvenlik güçleriyle toplumun aynı hedef doğrultusunda birlikte hareket etmesinden geçmektedir.