Trafikte her gün direksiyon başına geçen milyonlarca sürücünün ortak bir serzenişi var: Motorlu kuryeler gerçekten kendilerini kuralların üstünde mi görüyor?

Bir otomobil sürücüsü olarak artık şu soruyu sormaktan kendimi alamıyorum. Önümüzdeki aracı mı takip edelim, trafik levha ve ışıklarına mı dikkat edelim, yoksa bir anda sağımızdan, solumuzdan, iki aracın arasından fırlayan motorlu kuryeleri mi izleyelim? Üstelik çoğu zaman aracın kör noktasından geçiyorlar. Olası bir kazada ise suçlu ilan edilen yine otomobil sürücüsü oluyor.

Elbette bütün motorlu kuryeleri aynı kefeye koymak haksızlık olur. Zor şartlarda çalışan, ekmeğinin peşinde koşan binlerce kurye var. Ancak kuralları hiçe sayan küçük bir kesim, hem meslektaşlarının itibarını zedeliyor hem de trafikte büyük bir güvenlik sorunu oluşturuyor.

Son yıllarda dikkat çeken başka bir tablo daha var. En küçük trafik tartışmasında olayın merkezinde çoğu zaman motorlu kuryeler yer alıyor. Kaskların tehdit unsuru gibi kullanıldığı, arkadaşların çağrılarak tartışmaların büyütüldüğü görüntüler artık sıradan hale geldi. Hukukun yerine kalabalıkla üstünlük kurma anlayışı kabul edilemez.

Geçtiğimiz günlerde bir sitede yaşanan olay da bunun örneklerinden biriydi. Site yönetiminin aldığı kurallar gereği motosikletle içeri alınmayan bir kurye, güvenlik görevlisiyle tartıştı. Oysa güvenlik görevlisi sadece kendisine verilen talimatı uyguluyordu. O da bir emekçi, o da ailesinin rızkını kazanıyor. Bir tarafı "emekçi" ilan edip diğerini hedef göstermek adalet değildir.

Bir başka sorun ise sosyal medya kahramanlığı. Bazı kuryeler trafikte adeta MOBESE gibi sürekli kayıt yapıyor, sonra da sürücüleri durdurup hesap soruyor. Kim verdi bu yetkiyi? Bir vatandaşın görüntüsünü izinsiz çekmek, sosyal medyada paylaşmak ve yargısız infaz yapmak hangi hukuk anlayışına sığar? Trafikte denetim yapacak kişi polis ve ilgili kamu görevlileridir; herhangi bir vatandaş değil.

Üstelik aynı kişiler, çoğu zaman kendi yaptıkları kural ihlallerini görmezden geliyor. Araçların arasından slalom yapmak, sağdan geçmek, kaldırımı kullanmak, yaya yoluna girmek... Bunların hepsi trafik ihlalidir. Bunları sosyal medyada paylaşmak marifet değil, aksine kural tanımamanın ilanıdır.

Devletin bu konuda daha kararlı adımlar atması gerekiyor. Hiç kimse, hangi mesleği yaparsa yapsın, kendisini kanunun üzerinde göremez. Trafikte bir aracı durdurma, hesap sorma ya da yol kesme yetkisi sadece kolluk kuvvetlerine aittir. Bu sınırın aşılması halinde caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.

Trafik, güç gösterisi yapılacak bir alan değil; ortak yaşamın en önemli kurallarının uygulandığı kamusal bir alandır. Saygı tek taraflı olmaz. Sürücü de kurallara uyacak, motosiklet sürücüsü de. Kimseye ayrıcalık tanınmadığı gün, trafikte huzur da güven de artacaktır.