ULUSLARARASI REKABET VE YENİ İTTİFAKLAR (2) - Batman Pusula Gazetesi
a

ULUSLARARASI REKABET VE YENİ İTTİFAKLAR (2)

uluslararasi rekabet ve yeni̇ i̇tti̇faklar (2)
0

BEĞENDİM

Spread the love

Birçok dünya siyaset sahnesinin lideri olan yöneticilerin ortaya koyduğu tepkiler söylenmek istenenlerin ispatı durumunda. İsrail’ in son aylarda gerçekleştirdiği katliamların meşruluğu için siyaset sahnesini dizayn etmeye çalışmasına rağmen birçok liderin tepkilerini dile getirmesine engel olamamakta.

ABD gibi sömürü zihniyetini dünya genelinde politika haline getiren bir ülkeye bile İsrail’ e verdiği destek ve yardım nedeniyle eylemlerinin arkasında durmayı seçtiğinden dolayı sert eleştirilerin yapılması taraf tutmanın adeta açık ispatı. ABD gibi kendini hükümranlık ve baskıcılık statüsüne oturtan ve mevcut düzen ve kuralların garantörlüğünü üstlenmesine rağmen zulüm eylemine arka çıkmaktan vazgeçmeyen bir gücün uluslararası ilişkiler ve küresel meselelere ne kadar çözüm üreteceğini sorgulamak gerekiyor.

Kutuplaşma kavramının devreye girdiği an!

Bazı ülke/devletlerin kendi aralarında oluşturmaya çalıştığı güç dağılımı sayesinde ortak hareket etme politikaları geliştirerek siyasete ve insan kitlelerine yön vermeye çalışması. Her ne kadar dünya siyaset sahnesi ve dış diplomasi açısından Doğu ve Batı cepheleri Avrupa ile Asya, Afrika ve Uzak Doğu ülkelerini iki taraflı bir kutuplaşmaya götürse de yüzyıllardır devem eden savaşlara ve katliamlara engel olunamamakta.

Kutuplaşma ifadesi bir araya gelme amacı ve ortak menfaatleri duyumsayan ülke/devletlerin zamanımız ve gelecek açısından hazırlanan projelere ve ortak hareket eylemlerine onay vererek çıkar birliği kurmaları anlamı taşır.

En büyük kutuplaşma örneği ABD ile Rusya arasında gerilen iplerin önümüze serdiği taraftarlık cephesine üye ülkelerdir. ABD’ nin “Hakemlik” ve “Hâkimiyet” temeli girişimleriyle diğer ülkelere yönelik baskınlık ve sömürü zihniyetinin geçerliliği son bulması gereken bir kutuplaşma örneğidir.

Ülke ve devletleri kutuplaşma yönlü değil birlik ve topluluk çerçevesinde bir araya getirecek ve eşit haklar sunacak ortak mekânlara kanalize edecek girişimlerde bulunmak lazım.

Çünkü 1945 öncesi yaşanan iki önemli Dünya Savaşının karşımıza çıkardığı manzara tamamen yıkım ve yok olma üzerine kurulu senaryolarla yüklü. 1950 sonrası yeni düzenler ve yeni birlik/topluluklar itibariyle hata yapılan zamanlar var. Yok olma seviyesine gelen Japonya ve Almanya gibi günümüzün örnek gösterilecek gelişmiş ülkeleri gibi diğer ülkeler gereken kalkınma ve gelişme evrelerini özünde sindiremedi.

Jeopolitik açıdan yaşanan rekabetler ve kurulan ittifakların rotası savaş/yıkım üzerine kurulmamalı. Tam tersine İklim Değişikliği, Göç, Nükleer Silahlanma, Açlık ve Gıda gibi ana başlıkların gelecekte karşımıza çıkarabileceği küresel meselelere yönelik ittifaklar olmalı.

Geçmiş yüzyılların birikiminin karşılıklı cephe yarattığı anlayışın uzantısı olan ideolojik ve stratejik düşüncelerin masa altı edilmesi gereken bir çağa girmiş durumdayız.

Çağın gerekleri bize işbirliği ve siyasi sahnede ortak dayanışma üzerine kurulu birlikteliklerini hatırlatıyor. Birkaç ülkenin kontrolünde olan eski birlik ve toplulukların söz hakkını elinde tutarak talimatla iş gören veya ülkelere müdahale eden alışkanlıkları bırakılmalıdır. Kültürel kayıp ve sömürü mantığına oturmuş anlayışın terk edilmesi adına, diğer ülkelerin kendi öz sermayelerine dönmesi ve en önemlisi özüne dönmenin becerisini sergilemesi gerekiyor.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.