Doğal beslenmeden geçtik…

Son yüzyılın kötü armağanı olan “Suni Gıda” beslenmesini geçtik…

İnsanların ekonomik nedenlerden dolayı yetersiz gıda alımını da geçtik…

Göz göre göre insanların zehirlenmesi veya “Gıda Terörü” kurbanı olması biraz fazla geliyor! “İnsanlar parayla ölüm satın alıyor” gibi ağır bir ifade artık doğal gelmeye başladı.

Yiyecek/içecek zincirinin merkezinde bulunan canlılar içerisinde insanoğlu ne yazık ki kendi kader defterine yazdığı faciaları ve kendi ölümüne yol açan unsurları terk edememe alışkanlığını sürdürüyor.

“Ne yediğimizi bilmiyoruz” söylemi tüm herkesin dilinde ve insanlıktan çıkmış bazı işletme, lokanta, yemek fabrikası vb. gibi yiyecek/içecek işi ile uğraşan işyerlerinin temsilcilerinin daha fazla kazanma adına beslenme/gıda ürünleri üzerinden insanların hayatlarıyla oynamaya devam etmesi, korkunç çirkinlikleri denk geldikçe önümüze çıkarıyor.

Konu “Zehirlenme” gündeminin ayrıntıları!

Konu, daha çirkin ifadeyle birilerinin temizlik ve hijyen yoksunluğunun yanı sıra gıda ürünleri üzerinde oynanma sonucu zehire dönüşen ürünleri kullandırmaya çalışmaları!

Gündemimiz bireysel ve toplu gıda tüketilen yerlerin ve üretimde bulunanların sebep olduğu hayati sarsıntılar ve ölümler! Çünkü çok sayıda ölümcül vakalar ortaya çıkıyor ve önü alınamaz yaşamsal hakların ihlali sergilenmeye devam ediyor.

Lokantalar, yemek fabrikaları, kafeler, sokak satıcıları gibi satışın direkt yapıldığı yemek merkezlerinin yanında kurumsal manada çalışanlara yemek tedariki yapılan yerlerde hazırlanan yiyeceklerin sebep olduğu güvenlik zafiyeti son zamanlarda artış gösterdi.

Okullar, kurumlar, işyerleri, esnaflar ve akla gelen tüm iş ortamlarının çalışan kesimine sağlanan yiyecek zincirinin ulaştırılması konusunda yoğun bir tempo var. Yemek üretiminin yapıldığı yemek merkezlerinin yanı sıra büfe, kantin, dükkân ve ayaküstü satış yerleri açık zehirlenme olaylarına sahne olabilecek ana konumdadır.

Temizlik ve hijyenin yanında kullanılan ürünlerin sağlıklı ve uygun olması şart. Bunun yolu da resmi kanalların denetim mekanizması olduğu gibi sivil inisiyatifin kullanılmasıdan geçiyor.

Binlerce veya on binlerce kişiye gerek bireysel gerekse toplu yemek hizmeti sunmak kolay değil. Bu işi yapanlar büyük zorluklar içerisinde mücadele vermekte. Bu sektörde iş yapmaya ve kazanç elde etmeye çalışan işletmeler gibi özel sektör alanı da varlığını ortaya koymaya çalışmakta. Yük ağır ve zehirlenmeler üzerinden insan hayatı söz konusu olduğundan dolayı hassasiyet ve dikkat kadar temizlik ve hijyen kriterleri de ön plana çıkmakta.

Resmi denetimleri bir tarafa bırakırsak para kazanma adına söz edilen yemek ve içecek sektörünün paydaşlarının sivil inisiyatif kullanarak insan ölümlerine veya toplu zehirlenme vakalarına zemin hazırlayacak tedbirsiz eylemlere girişmemesi lazım.

Bu konuda karşı karşıya gelen kavramlar da “Vicdan” ile “Kazanç” kavramları olmakta. Bazı insanların veya işletmelerin ne yazık ki vicdan ve irade kavramlarını saf dışı bırakması sonucu meydana gelen hastalık, zehirlenme, ölüm gibi durumları umursamama ve merhamet yoksunluğu gösterme psikolojinin hiçbir açıklaması yapılamıyor!