Başka insanların hayatıyla kendi hayatını karşılaştırmak her zaman huzur ve mutluluk getirmez.

Hayatınızı başkalarıyla karşılaştırmayın. Çünkü kimin hayat yolculuğunun ne ile ilgili veya hangi yaşam olaylarıyla alakalı olduğunu bilemeyiz. Hayat yolculuğu hakkında bilgi sahibi olamadığımız insanların yaşamlarıyla kıyaslamalar yapmak ve karşılaştırarak sorgulamalara girişmek hatalı sonuçlar doğurur.

İnsanların hayat yolculuklarının neyle ve kimlerle alakalı olduğu konusunda hiçbir fikir sahibi değilsek, bir noktada kendi hayatımızın ölçülerini ve yaşam sürecimizin yönünü kendi akıl ve irade seçimlerimize bırakmamız gerekiyor.

Unutulmaması gereken bir konu, başkalarının sizin veya birilerinin hakkında ne düşündüğünü sorgulamamaktır. “Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü sizi ilgilendirmez” demek, farklı dünyaların ve farklı duygu/düşüncelerin değişik türde hayatlar ortaya çıkardığı anlamı taşır.

Bizim başkaları hakkında düşündüğümüz şeylerin nasıl fazla bir önemi yoksa başkalarının da bizim hakkımızda düşündüklerini ilgi alanımızdan çıkararak dert haline getirmememiz lazım.

Bu manada unutulmaması gereken diğer bir detay da mutluluk konusunda kişinin kendisinden başkasının sorumlu olmadığı durumudur. “Mutluluğunuzdan sizden başka kimse sorumlu değil” çıkarımı, kendi yaşam sınırlarımızı belirlemede ve muhatap olunacak insanları belirleme noktasında seçici olmanın hassasiyetini vurgulamakta.

İnsan iradesi yaşamını belirleme ve muhatap olacağı insanları seçme konusunda kendi özgür düşüncelerini ön planda tutarken, aynı zamanda huzur ve mutluluk arayışına yanıt alabilme beklentisine de sahip olmakta.

İnsanın “kendisine sadık kalması” önemli…

Nedir kişinin kendisine sadık kalması?

Başkalarına kendini ispat etmeye çalışmaması, kendi potansiyeli üzerinde imkânsız hedefler edinmemesi, sözü ve eylemleriyle doğruluğu ve erdemli olmayı başarması, dürüstlük ve samimilik özelliklerini edinmesi, sorumluluk ve özveri konusunda şuurlu ve bilinçli hareket etmeye çalışması gibi sayılabilecek uyumlu insan profilini sergileyebilmektir.

Özellikle birilerine kendini ispat etme adına aşırı özgüven ve kibir içerikli bir davranış modeline girişmek insana kaybettiren kriterleri önümüze koyar.

Günümüz dünyasının en çok hataya düşülen konusu maddi açıdan birilerini rakip görme anlayışıdır. Yani sahip olunan maddi imkânlar dışında daha fazlasını kazanma veya edinme noktasında başkalarını örnek alarak meşru ya da gayri meşru yollarla daha fazla kazanç elde etme dürtüsüne yenik düşme yanlışlığı…

Mutluluk bu değil aslında!

Mutlu olmak için başkalarını rakip görmek, “benim neden yok” düşüncesine kapılıp karamsarlığa düşmek, zamanın ve sahip olunan değerlerin anlamını unutmak bir bakıma hayatı huzursuz hale getirmeye yol açar.

Mutlu olmak ya da başkalarına karşı güçlü görünmek için kendimizi diğerleriyle kıyaslamanın bir manası yok. İnsanların kendisini başkalarıyla kıyaslamaktan çok sahip oldukları maddi ve manevi olanakların bilinciyle yaşama bağlanmaları daha doğru olandır.

Mutlu olmak ve hayatı tadında yaşamak için asla geç değildir. Mutluluk ve huzur kalkanlarını edinmek insana bağlıdır, başka kimseye değil!