Bazen öyle olaylar yaşanır ki insanın aklı durur, “Bu kadar da olmaz” dedirtir. İşte son günlerde ortaya çıkan ve kamuoyuna yansıyan o olay da tam anlamıyla böyle bir skandal.

Hikâye bir şampiyon atın sakatlanmasıyla başlıyor. Yarışlarda adından söz ettiren bu at, sakatlandıktan sonra sahibi tarafından Mersin’e satılıyor. Buraya kadar her şey belki hayatın olağan akışı içinde değerlendirilebilir. Ancak asıl mesele bundan sonra başlıyor.

İddiaya göre Mersin’de kesilen bu atın eti bir şekilde belediyeye bağlı aşevine kadar ulaşıyor. Üstelik kavurma yapılıp vatandaşlara dağıtılmak üzere hazırlanıyor. Olayın ortaya çıkışı ise tam anlamıyla film sahnesi gibi… Pişirilen etin içinden bir künye çıkıyor. Yapılan incelemelerde bu künyenin şampiyon bir ata ait olduğu anlaşılıyor. Bunun üzerine etten numune alınıyor ve yapılan testlerde etin gerçekten at eti olduğu kesinleşiyor.

İşte tam da burada sorular zinciri başlıyor.

Bu eti temin eden firma kim?

Bu eti belediyeye kim sattı?

Belediyeye teslim edilirken neden hiçbir kontrol yapılmadı?

Aşevi mutfağında çalışanlar gelen etten neden şüphelenmedi?

En önemlisi de aşevlerinde bulunması zorunlu olan gıda mühendisleri bu süreçte neredeydi?

Bu kadar ihmalin peş peşe gelmesi insanın aklına ister istemez başka ihtimalleri getiriyor. Ya herkes görevini yapmadı ya da ortada ciddi bir denetimsizlik var. Çünkü gıda güvenliği öyle “göz kararıyla” yürütülecek bir mesele değildir. Hele ki söz konusu olan, vatandaşın ücretsiz yemek aldığı aşevleri ise sorumluluk daha da büyüktür.

Aslında bu tür olayların konuşulduğunu daha önce de duymuştum. Yıllar önce bir arkadaşımla kamyon yolculuğu yaparken Adana’da mola vermiştik. Karnımız acıkmıştı. Kebapçıların vitrinine baktık ama arkadaşım kebap söylemek yerine tavuk ızgara istedi. Nedenini sorduğumda gülerek şöyle demişti: “Buraların etine güvenmiyorum, at ya da eşek eti olabilir. Sonra kişneyip anırmayalım.”

O zaman gülüp geçmiştik ama bugün yaşananlar o sözleri yeniden aklıma getiriyor.

Uzmanlar, toynaklı hayvan etlerinin vatandaş tarafından kolay kolay ayırt edilemeyeceğini söylüyor. Hatta bazılarına göre at eti oldukça lezzetli bile gelebilir. Ama mesele lezzet değil; mesele güven. İnsan ne yediğini bilmek ister.

Düşünün… Şampiyon bir atın eti kesiliyor, belediyeye satılıyor ve aşevinde kavurma yapılıyor. Eğer gerçekten böyle bir zincir oluştuysa, vatandaş artık kime güvenecek?

Ben şahsen bundan sonra aşevlerinde kavurma görsem aklıma hep o şampiyon at gelecek.

Elbette çözüm et yememek değil. Ama en azından güvenilir kasaplardan alışveriş yapmak, hazır kıymadan mümkün olduğunca uzak durmak bir önlem olabilir.

Gıda güvenliği şansa bırakılacak bir konu değildir. Denetim, şeffaflık ve sorumluluk zinciri güçlü olmadıkça bu tür skandalların yaşanması kaçınılmazdır.

Sizi bilmem ama ben artık et yerken iki kez düşüneceğim.

Hoşça kalın…