Ağzımıza, kalbimize gülelim mi, yoksa susup utanalım mı… Doğrusu insan ne diyeceğini bilemiyor. Çünkü ortada tuhaf bir tablo var: Adı “İşçi Bayramı” olan bir günü, işçilerden çok patronların kutladığı bir düzene dönüşmüş gibiyiz.
1 Mayıs denildiğinde akla ne gelmeli? Emeğin, alın terinin, hak arayışının sesi… İşçilerin meydanlara çıkarak birlik ve dayanışma göstermesi, haklarını talep etmesi… Kısacası, emeğin kendini hatırlattığı bir gün. Ama bugün dönüp baktığımızda sosyal medyada ya da kamuoyunda en yüksek ses kimden çıkıyor? İşçilerden mi, yoksa işverenlerden mi?
Garip ama gerçek: 1 Mayıs mesajlarını en süslü cümlelerle paylaşanlar çoğu zaman patronlar, kurumlar, hatta yöneticiler. Bu durum ister istemez şu soruyu sorduruyor: Burada bir terslik yok mu?
İşçiler, 1 Mayıs’ta meydanlara neden iner? Daha iyi çalışma koşulları, daha adil ücretler, daha insanca bir yaşam için… Yani ortada somut talepler, çözülmesi gereken sorunlar vardır. Peki bugün o talepler ne kadar karşılık buluyor? İşçinin hayatında ne değişiyor da bu gün bir “bayram” havasında kutlanıyor?
Açık konuşmak gerekirse, ortada kutlanacak bir kazanım yoksa bu gün gerçekten bir bayram mıdır? Yoksa bir hatırlatma, bir itiraz, bir ses yükseltme günü müdür? Davullar, zurnalar, halaylar… Güzel görüntüler, evet. Ama insan sormadan edemiyor: Neyi kutluyoruz?
Bir gazeteci olarak en çok merak ettiğim de bu. Meydanlara çıkan emekçi kardeşlerimiz, gerçekten kazanılmış hakların sevincini mi yaşıyor, yoksa olması gerekenleri hatırlatmak için mi orada? Eğer ikinciyse, o zaman bu coşkunun altında bir çelişki yok mu?
Dahası, 1 Mayıs’ın bizde yarattığı atmosfer de düşündürücü. Avrupa’da daha düzenli, daha net talepler etrafında şekillenen gösteriler varken, bizde hâlâ bir tedirginlik hâkim. Güvenlik önlemleri, “acaba bir şey olur mu?” endişesi… Bu tablo, bir bayramdan çok bir gerilim gününü andırmıyor mu?
Belki de asıl sorun burada: 1 Mayıs’ın ne olduğu konusunda ortak bir fikrimizin olmaması. Bayram mı, mücadele günü mü, yoksa siyasi bir duruş mu? Herkesin farklı bir anlam yüklediği bir gün hâline gelmiş durumda.
Ve en çarpıcı nokta: İşçinin günü, işçiden çok başkaları tarafından sahipleniliyor.
Sonuç olarak, 1 Mayıs’ın gerçekten kimin günü olduğunu yeniden düşünmek gerekiyor. Eğer bu gün emeğin günü ise, o zaman en gür sesin de emekten gelmesi gerekmez mi?
Hoşça kalın.
1 Mayıs’ı Kim Kutluyor?
Aytekin Alptekin
Yorumlar