Bazen dönüp geriye bakıyorum da, bu kadar tembellikle bu günlere nasıl gelmişiz diye kendi kendime hayret ediyorum.
Doğarken annelerimiz ninnilerle avutmuş bizi. Büyürken şarkıcılar, türkücüler aklımızı başımızdan almış. Ardından siyasetçiler sahneye çıkmış; kimi şapka sallamış, kimi fotoğraf vermiş, kimi hamasetle oy toplamış. Biz ise izlemekle yetinmişiz.
Millet aya giderken, biz sadece seyretmişiz.
Sonra bir bakıyoruz onlara, bir kendimize… Onlar da insan, biz de insanız. Aradaki tek fark şu: Onlar düşünmüş, biz düşünememişiz. Beynimiz var ama çalıştırmamışız.
Acaba onlar bizden fazla ceviz mi yedi de bu kadar zeki oldular? Daha çok havuç mu yediler de geleceği bizden net gördüler, bilmiyorum. Bildiğim tek şey şu: Bizde kesin bir eksiklik var.
Örf, adet, gelenek, mahalle baskısı derken “atı alan Üsküdar’ı geçmiş.” Biz hâlâ “nasıl yakalarız” diye kara kara düşünüyoruz. Ama ortada ne bir plan var ne de bir zihinsel dönüşüm.
Biz hâlâ Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses dinleyip geçmişte oyalanıyoruz. Hâlâ ayakta uyuyoruz. Dünyalı mıyız, uzaylı mıyız belli değil. Genlerimizde mi bir sorun var, yoksa düşünmeyi mi unuttuk, orasını da çözebilmiş değilim.
Ülkede hâlâ insanlar cinayet işliyor. Suç oranları yüksek. Enflasyonla, ekonomik krizlerle boğuşuyoruz. Adaleti tartışıyoruz, hukuku tartışıyoruz. Güvenliği, asayişi konuşuyoruz. Siber dolandırıcılık gündemden düşmüyor.
Bir ülke sürekli bunları konuşuyorsa, kusura bakmayın ama ilerlememiştir. Sadece yerinde sayıyordur.
Nüfusumuz birçok ülkeden fazla olabilir. Ama bu hiçbir şey ifade etmiyor. Çünkü yeterince üretemiyoruz. “Geliştik” diyoruz ama soruyorum: Nereye geliştik? Hangi düşüncemiz değişti? Hangi davranışımız? Hangi felsefemiz? Hangi mantığımız?
Gerçekten değişmiş olsaydık bugün ekonomiyi, terörü, hırsızlığı, adaletsizliği konuşmazdık. Bunları hâlâ konuşuyorsak, demek ki aynı noktadayız.
Durumu en iyi şu örnek anlatır:
Evinize elektrik gelmiş ama buzdolabınız yok. Televizyon yok. Bulaşık makinesi yok. Bilgisayar yok. Süpürge yok. E o zaman elektriğin gelmiş olmasının ne anlamı var?
Bizde de durum aynen böyle.
Açık konuşayım: Bizden olmaz.
Bu kafa yapısıyla, bu zihniyetle, bu tembellikle; huzuru, refahı ve güçlü bir ekonomiyi yakalayabilmemiz için en az 400 yıl geçmesi lazım. Ona da çoğumuzun ömrü yetmez zaten.
Bu konuyu burada noktalayalım.
Hoşça kalın dostlar.
Bizden Olmaz
Aytekin Alptekin
Yorumlar