Son 50 yılın belki de en çetin kışını yaşıyoruz. Ülkenin neredeyse tamamı beyaza bürünmüş durumda. Aylarca süren kuraklığın ardından yağan yağmur ve kar, elbette doğa için bereket. Barajlar doluyor, toprak suya kavuşuyor. “Kar berekettir” diyoruz, “mikropları kırar” diyoruz, “kışın beyaz gelinliğidir” diyoruz…
Ama her kar tanesi aynı eve aynı sevinçle düşmüyor.
Bugün bu soğuk ve karlı günlerde sormamız gereken asıl soru şu:
Dar gelirli vatandaş ne yapıyor?
Varoşlarda yaşayan, günübirlik kazancıyla ayakta duran insanlar bu kışı nasıl geçiriyor?
Birçok insan için kar; eğlence, tatil ve keyif demek.
Ama dar gelirli için kar; işsizliğin, çaresizliğin ve dramın adı.
Kar yağınca sokakta simit satan satamıyor, çekirdekçi tezgâh açamıyor, isportacı evine ekmek götüremiyor. Batman’da hâlâ hamallıkla geçinen insanlar var. Hâlâ üç tekerlekli bisikletiyle ailesini doyurmaya çalışanlar var. Hâlâ “bugün ne kazanırsam” diyerek akşam sofrasını kuranlar var.
İşte bu insanlar, kar yağışıyla birlikte üç dertle aynı anda mücadele ediyor:
Isınma derdi…
Barınma derdi…
Geçim derdi…
Boşuna dememişler; kar yağar garibanın üstüne.
Hali vakti yerinde olanlar kaloriferli evlerinde sıcak çayını yudumlarken, bazı insanlar çöpleri karıştırıp evine yakacak bir parça bir şey bulmanın derdinde.
İnanın bana, bakmakla görmek arasında dağlar kadar fark var.
Etrafınıza biraz dikkatle baktığınızda Batman’da bu sessiz yoksulluğu görürsünüz. Çünkü bu insanlar bağırmaz, çağırmaz, dilenmez. Kimseye el açmazlar. Sessizce çekerler.
Devletin ulaştığı, tespit ettiği vatandaşlara elbette destek oluyor; barınma, beslenme ve korunma ihtiyaçları karşılanıyor. Ancak gerçek şu ki, Batman’da yoksulluk ve garibanlık her geçen gün artıyor. Enflasyon, işsizlik ve ekonomik kriz bu insanların belini iyice bükmüş durumda.
Bazı hayır dernekleri imkânları ölçüsünde kapı kapı dolaşıp bu vatandaşların giyim, ısınma ve barınma ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Ama yetmiyor. Çünkü yük ağır, ihtiyaç çok.
Aslında çözüm sandığımız kadar zor değil.
Herkes gücü nispetinde, çok değil 3–5 kuruşla bir el uzatsa, bu insanlar kışı çok daha rahat geçirebilir. Çünkü onlar “başkasının insanı” değil; bizim insanımız, bizim toplumumuz.
Her şeyi devletten beklemek doğru değil. Bazen halkın da devletine ve toplumuna destek olması gereken zamanlar olur.
İşte o zaman tam da bu karakış zamanıdır.
İnanın bana; Bu insanların duası sizi kazadan beladan korur.
Bu insanların duası yüreğinizi ferahlatır. Bu insanların duası geceleri başınızı yastığa rahat koymanızı sağlar. Benden söylemesi…
Veren el, alan elden daha hayırlıdır.
Hoşça kalın.