Aracınızı yanlış yere park ettiniz... Belki bir trafik kazasına karıştınız ya da hukuki bir süreç nedeniyle aracınıza geçici olarak el konuldu. Trafik polisi çekiciyi çağırıyor ve aracınız çoğu zaman bir yediemin otoparkına götürülüyor.

Buraya kadar her şey yasal prosedür.

Asıl sorun ise aracınızı geri almaya gittiğinizde başlıyor.

Emniyetten teslim yazınızı alıp otoparka gidiyorsunuz. Evraklarınızı uzatıyorsunuz ve görevli size bir fatura çıkarıyor. Çekici ücreti, günlük otopark ücreti... İşte vatandaşın canını yakan bölüm tam da burası.

Bugün Türkiye'nin farklı şehirlerinde çekici ücretleri ve yediemin otopark ücretleri arasında inanılmaz farklılıklar bulunuyor. Bir ilde günlük 1.000 lira istenirken, başka bir ilde 2.500 liraya kadar çıkan ücretlerle karşılaşabiliyorsunuz. Çekici ücretleri de aynı şekilde değişiyor. Peki bu fiyatları kim belirliyor? Kim denetliyor? Vatandaşın başvuracağı etkili bir şikâyet mekanizması var mı?

Bu soruların net bir cevabı ne yazık ki yok.

Vatandaşın ise fazla seçeneği bulunmuyor. Aracını alabilmek için istenen bedeli ödemek zorunda kalıyor. Bazen insaflı bir işletmeciyle karşılaşırsanız indirim yapılabiliyor. Ama bu bir hak değil, tamamen kişisel inisiyatif.

Oysa hukukta vatandaşın hakkı vicdana bırakılamaz.

Daha da düşündürücü olan ise teslim aşaması. Günlerce otoparkta kalan aracınızı teslim aldığınızda her şey yerinde mi? Farlar, lastikler, aksesuarlar, koltuklar... Ya da aracınız çizilmiş, ezilmiş olabilir.

Bunun sorumlusu kim?

Çekici firması mı? Otopark işletmesi mi? Çoğu zaman ortada net bir muhatap bulamıyorsunuz. Çünkü araç teslim edilirken ayrıntılı bir hasar tespiti yapılmıyor. Vatandaşın da o anda aracının her noktasını fotoğraflayıp belgeleyebilmesi çoğu zaman mümkün olmuyor. Sonrasında ise hakkını aramak neredeyse imkânsız hale geliyor.

Özellikle motosiklet sahipleri daha büyük mağduriyet yaşıyor. Trafik cezası, çekici ücreti ve otopark masrafı birleşince bazı vatandaşlar motosikletlerini almaktan bile vazgeçiyor. Sonuçta kullanılabilir araçlar çürümeye terk ediliyor. Bu da hem vatandaşın malına hem de ülkenin milli servetine zarar veriyor.

Elbette trafik kurallarına uymak herkesin görevi. Yanlış park eden ya da kural ihlali yapan kişi cezasını ödemelidir. Ancak ceza ile mağduriyet birbirine karıştırılmamalıdır.

Yediemin otoparklarında uygulanacak ücretler şeffaf ve standart olmalıdır. Ücretlendirme, aracın kapladığı alana ve bekleme süresine göre açık kurallarla belirlenmelidir. Her otoparkta herkesin görebileceği resmi bir fiyat tarifesi bulunmalıdır.

Ayrıca teslim alınan her araç için dijital fotoğraflama sistemi zorunlu hale getirilmeli, araç otoparka girişte ve çıkışta kayıt altına alınmalıdır. Böylece hem vatandaş hem de işletmeci korunmuş olur.

Devlet, trafikten men ettiği aracın sadece çekilmesini değil, o süreçte güvenli şekilde muhafaza edilmesini de denetlemekle yükümlüdür. Vatandaşı otopark işletmecisinin insafına bırakmak, hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz.

Çünkü o araçlar sadece birer metal yığını değildir; insanların yıllarca emek vererek sahip olduğu mal varlığıdır. Devletin görevi de vatandaşın malını ve hakkını, sürecin başından sonuna kadar güvence altına almaktır.