Batman hakikaten enteresan bir şehir. Ramazan ayı gelince, caddelerde öyle bir hareketlilik başlıyor ki… Her adım başı bir çiğ köfte tezgahına rastlamak mümkün. Şehir adeta çiğ köfte ile nefes alıyor.

Peki çiğ köfte aslında nereden geliyor? Adıyaman mı, Urfa mı? Bu tartışma hâlâ sürüyor ama Batman, bu ünvanı çoktan kendi sahasına taşımış gibi görünüyor. Meğer bizde saklı kalmış ne cevherler varmış! Hiç ummadığımız insanlar tezgah arkasında çiğ köfte yoğururken karşımıza çıkıyor. Sanki çiğ köfte bizim ana mesleğimizmiş de haberimiz yokmuş gibi.

Batman caddelerinde gezerken sağımda Urfalı bir arkadaşım, solumda Adıyamanlı bir arkadaşım var. Tezgahlara bakarken tartışmaya başlıyorlar:

“Bizde çiğ köfte, sade bulgurla yorulmaz. Çiğ köfte dediğin orijinal olmalı; içinde dana etinden çifte çekilmiş yağsız et olmalı ki gerçek çiğ köfte olsun,” diyor Urfalı arkadaşım.

Adıyamanlı arkadaşım da itiraz ediyor:

“Bulgur pişirilmez, et katılmaz. Baharat eklenir, acı olur, bulgur iyice yoğrulur, hamur haline getirilir. İşte bu yüzden adına çiğ köfte demişler.”

Ortada bir tartışma var ama sonuç? Dursun, yalnızca gülümsüyor. İkisi de kabul ediyor ki, ne Urfa’da ne Adıyaman’da Batman’daki kadar çiğ köfte tezgahı, ne de bu kadar tüketim var. Urfa ve Adıyaman’da çiğ köfte, misafirlere Sıla gecelerinde yapılan özel bir eğlence iken, Batman’da hem ticarete dönüşmüş hem de Ramazan’da olmazsa olmaz bir atıştırmalık hâline gelmiş.

Kısacası, Batman çiğ köfteyi o kadar sahiplenmiş ki, ana vatanları bile bu duruma hayretle bakıyor. Çiğ köftenin kökeni Urfa ya da Adıyaman olabilir, ama bu kadar çok çiğ köfteyi biz tüketiyoruz. Gerçekten de Batman’daki ustaların sayısı, tüketim miktarı hayret verici. Urfalı değiliz, Adıyamanlı değiliz, ama çiğ köfte sevdamız, onları bile geride bırakmış durumda.

Belki de yakında Urfa ve Adıyaman, çiğ köfte için Batman’ın isim hakkını ve patentini almak için bize bakacak gibi görünüyor.

O yüzden diyorum ki: Çiğ köfteye gel!